“Rol model, Hazret-i Peygamber”

Sebahattin YAŞAR

Geçtiğimiz hafta sonu cumartesi ve pazar günlerimiz İstanbul’da geçti. Doğrusu çok anlamlı bir faaliyet çerçevesinde 80 bilim adamı, araştırmacı, yazar bir araya geldi. Görüşüp, konuşma, tanışma, bir konuyu değişik yönleriyle ele alma konusunda oldukça güzel neticeli bir adımdı.
İstanbul Radisson Hotel’de, Risale-i Nur Enstitüsünün düzenlemiş olduğu, V. Ulusal Risale-i Nur Kongresi, Çağımız Sorunlarına Çözüm Arayışları ve Said Nursi Modeli konu çerçevesiyle masa çalışmaları yapıldı ve birbirinden farklı konulardaki masa çalışmaları sonuç bildirgesi oluşturuldu.

Bizim masamız sanki bütün masalardaki sonuçları taşıyacak olan, yaşayacak olan bir hayat dönemini ele alıyordu. Gençlikti. Onun için de kendi çalışma penceremizden baktığımızda, en önemli konu gençliğin doğru değerlendirilmesi idi.
Hakikaten düşünseniz ya, gençliği olmayan bir düşünce, gençliği olmayan bir toplum sağlıklı bir yaşam sürebilir mi? Ya da gençliği var, ama onları sağlıklı eğitemeyen, o enerjiyi geçmişi, geleceği ve hali içine alacak şekilde yönetemeyen bir anlayış ne kadar sağlıklı yarınlara ilerliyordur?

Bir de tabii, sizin gençlerinizin olması, ama içinin, ruhunun sizin olmaması, sizin değerlerinizi yaşamaması ne kadar iç açıcı bir durum olacaktır? Onun için kabul edelim ki, her düşünce gençlik zemini arar. Gençlikte zemin bulan bir düşünce de yaşar ve yarınları olur?
Nitekim gençliği olmayan pek çok düşünceler ya metruk mekanlar haline gelmiş ya da belli konularda hislere ve heveslere hitabeden, düşünmemeyi yeğleyen insanların oluşturduğu, dış dünyaya, gelişmelere, değişkenliğe kapalı topluluklar haline gelmiştir.
Böyle küçük çaplı topluluklar da az değildir. Nitekim Ergenekon yapılanması da tahrip etmeyi hedef edinmiş, başka alanlardaki kabiliyetleri sönmüş volkanik çukurlar, boşluklar gibi varlıklarını sürdürmektedirler. Arada bir patlasalar da, kendi oluşturdukları kör dumanlar içerisinde sönüp giderler.

Böyle olunca her düşünce mutlaka bir gençlik zeminine ihtiyaç duymaktadır. Nitekim bazı miadı dolmuş düşünce gurupları da, gençleri burslarla, gençlerin heveslerine hitap eden unsurlar bularak genç zemini oluşturmaya çalışıyorlar. Ama bu bir menfaat birliğinden öteye geçmiyor. Yani o düşüncenin ruhu o gençlerde yer etmiyor. Onun için böyle bir yapılanma çok da sağlıklı olmuyor.
Netice itibariyle gençler de artık her şeyi ve her düşünceyi sorguluyorlar. Akıllarına, mantıklarına yatmayan konularda ciddi tepkiler oluşturuyorlar. Öyle ki, bu gün milyonlarca genç kitleleri olan düşünce gurupları, akıl ve mantık kabulleri dışında böyle bir birlikteliği sağlaması düşünülemez.
Risale-i Nur eserlerinin, Kur’an’ın bu asırdaki mucize-i maneviyesi olarak, akla, kalbe, mantığa ve hislere kadar nüfuz etmesinin ve milyonlar okuyucu ve müntesip bulmasının altında da bu var.
**
Masamızın konusunu bu çerçevede önemsiyorduk. Tabii her masa, kendi çalışması çerçevesinde durumu değerlendirecektir, bu da normaldir. Zaten konulara bakıldığında her masa, adeta diğer masaya açılan bir koridor gibidir. Yani ne gençlik aileden, ne aile toplumdan, ne toplum dinden, ne din insandan bağımsızdır. Hepsi, biri diğerini gerekli kılan bir çerçevededir.
Sekiz masada bu çerçevede, Bediüzzaman Said Nursi’nin vefatının 50. Yılı etkinlikleri kapsamında, şöyle ülkenin yaşadığı gündemleri bir çek etme anlamında gerekli idi. Yani yarına giderken bu günü ve geldiğimiz günleri görmekte fayda var.
Masamızın en renkli simalarından birisi Prof. Dr. A. Nevzat Tarhan idi. Kendisinden katılabildiği oturum içerisinde oturum başkanı olarak ciddi istifadelerimiz oldu. Zaten sonraki katılamadığı oturumların da adeta çerçeve haritasını arkadaşlarımızla paylaşarak derinliğini göstermiş oldu.

Gençlikle ilgili ortaya çıkmış olan ve benim de özelde dikkatimi çeken bazı hususları sizlerle paylaşmakta fayda var.
Gençlik dönemi his hareketliğinin çok yoğun bir süreci olduğu için, bu döneme gerek gençler ve gerekse gençlerle muhatap olan aile, idareci, eğitimci gibi çevrelerin bir bilgi donanımına kavuşması gerekmektedir. Neticede bilgisiz yaklaşımlar içerisinde pek çok yanlışlar taşıyacaktır.
Nitekim benim de zaten konuya olan ilgim, haftalık bine yakın genç gurupla görüşüp, konuşmamız ve onların çok da benim tek başına altından kalkamayacağım sorularına muhatap olmam idi. Bu noktadan da isabet oldu. Sağlıklı bilgi ancak konunun uzmanlarından alınacak bilgi olacaktır.
Öncelikle böyle bir geniş ve çaplı organizasyon için Risale-i Nur Enstitüsü yetkililerine ve genç ekibine, masamıza tebliğleriyle katılmış olan saygıdeğer Nevzat Tarhan hocamıza, Seyfettin Bulut, Hasan Yükselten, Abidin Kartal, İsmail Tezer, Abdulhalim Bilici hocalarımıza ayrı ayrı özel teşekkürler ile manşet cümlelerimizi yeniden zihin gündemlerimize katmak istiyorum.

Gençlik masası olarak oluşturduğumuz ve kamuoyu ile paylaştığımız deklarasyonun maddelerini istifadeye medar olur inancıyla paylaşıyorum:
1.Gençlik; kimlik oluşturma ve varlık sorgulamasının yaşandığı, akıldan ziyade hislerin hakim olduğu fırtınalı bir dönemdir. Bu dönemde, genç ve ebeveynin bilgi donanımına ihtiyaç vardır.
2.Günümüz gençliğinin önünde duran en büyük tehlike, amaçsızlık / anlamsızlık ve bunun doğurduğu / beslediği sefahat halleridir. Bu sorunlar, ancak doğru bir varlık algısıyla aşılabilir.
3.Bediüzzaman Said Nursi, gençleri, iman ve marifetullah gibi, iki dünyada mesut edecek yüksek bir hedef göstererek, amaçsızlık ve anlamsızlık anaforundan kurtarmayı amaçlamıştır.
4.Gençlere sahip oldukları vücudun ve gençliğin kendilerine ait olmayıp, Yaratıcının bir emaneti ve nimeti olduğunu hatırlatıp, bu emaneti Mülk Sahibinin istediği doğrultuda kullanmaları gerektiğini izah etmiştir. Bu, aynı zamanda onlara, “sorumlu bir özgürlük” alanını da açmaktadır.
5.Bediüzzaman, gençlerde akıldan ziyade hislerin ön planda olduğunu dikkate alarak, akıbeti görmeyen kör hissiyatlarını, o hislerle yapmak istediklerinin bu dünyadaki sonuçlarını göstererek, mağlup etmeye çalışmıştır.
6.Risale-i Nur, bu dünyada dahi, iman ve hidayette manevi cennet lezzetlerinin, küfür ve dalalette ise manevi cehennem azabının olduğunu göstermek metodunu benimsemiştir.
7.Bediüzzaman duyguları (sevgi, aşk, düşmanlık vs.) da görmezden gelmemiş, bunların Allah namına olması gerektiğine dikkat çekerek, müspete kanalize edilmesini sağlamıştır. Nitekim, hislerin bir kısmının tatmin edilmesini (evlilik gibi); bir kısmının yönünün değiştirilmesini, (inat, hırs gibi) bir kısmının da dünyadaki vahim neticelerinin gösterilerek mağlup edilmesini (kör hissiyat gibi) amaçlamıştır.
8.Bediüzzaman, anne ve babaların, çocuklarını, üzerlerinde her türlü tasarruf ve tahakküm hakkına sahip birer mülk olarak değil, kendilerine emanet edilmiş birer sevimli varlık olarak görmeleri ve çocuklarına karşı şefkat hislerini doğru ve yerinde kullanmaları gerektiğini söyleyerek “gençlik hakları”na da dikkat çekmiştir.
9.Gençler hürmetle mükellef iken, anne baba da şefkat ile mükelleftir. ‘O büyüktür yapar’ anlayışına dinimizde yer yoktur.
10.Gençlere, rol model olan Hz. Peygamberin yaptığı gibi, sorumluluk vermek, güvenmek, sevmek, her şeyi onlarla konuşmak; yanlış tavrı ve tutumu için dışlamamak ve onlara dua etmek gerekir. Çünkü beddua etmek, dışlamak, yadırgamak, yalnızlığa terk etmek; onun şeytanının işini kolaylaştıracaktır.

Birlikte konu başlıklarından çıkarılan kalıcı veciz cümlelerimiz ise;
•Genç için de, “Rol model, Hazret-i Peygamber”dir.
•Hisler açısından, Özgürsünüz ama sorumlusunuz
•Tefekkür açısından, Birlikte düşünelim ve sorgulayalım
•Ebeveynlere mesajlar, Şefkat göster hürmet gör.
•Anlamı bilinmeyen bilginin farklı bir cehalet olacağı açısından, “Bilgi okur-yazarlığı” ile “anlam okur-yazarlığı” birlikte kazanılmalıdır.

İlgilisine not:
Yani evet, istek ve arzular bitmez, ama İstanbul’da bir otelde, iki gününüzün adeta mahsur kalmış gibi, toplantı ile geçmesi faaliyet açısından ve yoğunlaşma açısından anlamlı. Ancak,  hani insan şöyle bir toplantı arası, bir günün akşamı da olsa, bir özel küçük çaplı tur olsa arzu etmiyor değil. Biraz da zihin bunu arzu ediyor.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.