Risale-i Nur’u Dubaili şeyhime göstereceğim

BAE’nin başşehri Dubai’de yaşayan ve İslami hizmetlerle iştigal eden İbrahim Koç “Dubai Hizmetleri”ni anlattı

Röportaj: Abdurrahman Iraz-Nurettin Huyut/Risale Haber

Birleşik Arap Emirlikleri’nin başşehri Dubai’de yaşayan ve İslami hizmetlerle iştigal eden İbrahim Koç “Dubai Hizmetleri”ni anlattı.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Konya’da doğdum. İlk-orta eğitimimi Konya’da tamamladım. Yine Konya Anadolu İmam Hatip Lisesini okudum. İstanbul Beykent Üniversitesi Ticaret Bölümünden 2008 yılında mezun oldum. 2009’un Nisan ayından beri yaklaşık bir yıldır Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunuyorum. Başşehri Dubai’de dershanede kalıyorum.

Birleşik Arap Emirlikleri'ni kısaca anlatır mısınız?

BAE Arabistan yarımadasının güney doğusunda bulunuyor. Bu dershaneyi benden iki yıl önce buraya gelmiş olan Türk işadamları açmış. Onlar kalıyordu.
İstanbul Pendik’teki ağabeylerin tavassutuyla buraya geldim. Onlar teklif ettiler. Ben de “bir deneyelim başarabilirsem neden olmasın” dedim ve kabul ettim geldim.
Yurt dışı tecrübelerim okurken başlamıştı. Daha talebeyken Malezya’ya gittim, Endonezya’ya gittim, Singapur, Arabistan, Suriye gibi yerlere gittim. O gezilerim benim için bir tecrübe oldu. O nedenle bana bu tecrübelerimi hizmette kullanmamı istediler.

BEN ARTIK BU KİTAPLARIN HİZMETKÂRLARININ HİZMETKÂRIYIM

Hizmetleriniz daha çok Türkler arasında mı devam ediyor?

Evet, genel olarak Risale-i Nur derslerine Türkler iştirak ediyor. Araplarla da temaslarımız var. Ama onlarla daha çok dışarıda buluşuyoruz. Onların mekânlarına gidiyoruz. Kendi bulundukları yerlerde ders yapıyoruz. Risale-i Nurları okuyoruz. 

Mesela neler yapıyorsunuz? Kimlerle buluşuyorsunuz?

Şu anda sürekli temas halinde olduğumuz ve birlikte müzakere ettiğimiz beş kişi var. İki yıl süreyle bunların yetişmesine çalışacağız. Ondan sonra onlar hizmet edecekler diye düşünüyoruz.
Mesela bunlardan biri hanımı Türk olan bir cami hocası var. Daha önce kendisine Külliyat verildiği halde okumamış, yani biliyormuş… Bir defasında ziyaretine gittik tanıştık, daha sonra buraya gelen kardeşleri, ağabeyleri yanına götürdük. Önce birlikte okudular, okudukça ilgisi arttı, şimdi hayli ilerledi artık severek ve iştiyakla okuyor. Ve şunları söylüyor “ben artık bu kitapların hizmetkârlarının hizmetkârıyım” diyor.

Eşi Türk dediniz, onunla nasıl tanışmış hikâyesini biliyor musunuz?

Eşi Giresun’lu, Suriye’ye okumaya gitmiş, o da orada okuyormuş. Biri aracı olmuş ve tanışmış evlenmişler. Eşi daha önce Risale-i Nurları zaten tanıyormuş.
Bir profesör var Melik Yamani isminde aynı zamanda işadamı. Ona Risale-i Nurları tanıttık çok hoşuna gitti. Onun 20-30 kişilik gurubu var yabancılardan oluşan onlara ders veriyor. Risale-i Nurları tanıdıktan ve okuduktan sonra bu derslerinde ve sohbetlerinde hep Risale-i Nurlardan bahsetmeye başladı.
Hatta bundan iki hafta önce dersinde bir konudan bahsederken bir Türk talebesi kalkmış “hocam bu anlattıklarınızdan Bediüzzaman da bahsediyor, Risale-i Nurlarda bunlar var” demiş. O da “ben de zaten bu anlattıklarımı o kitaplardan aldım” demiş.

YÜZDE 80’NİNİN RİSALE-İ NURLARDAN HABERDAR OLDUKLARINI GÖRDÜK

Dersleri nasıl yapıyorsunuz?

Haftada iki ders var. Biri Pazartesi diğeri Perşembe dershanede yapıyoruz. Bu derslerimize Türklerden 10-15 kişi iştirak ediyor. Bunların çoğu Nur Talebesidir. Cuma günü de ev dersi oluyor. Yine hafta sonu cumartesi günü Türk işçi kampı var, işçilere yönelik ders oluyor. Mescitleri var orada yapıyoruz bu dersi ve 20-30 kişinin katıldığı oluyor. Bir de El-Ayn şehri var Abudabi’de onbeş günde bir de orada öğretim görevlileri ile ders yapılıyor. Yani haftanın 5-6 günü doluyuz diyebilirim.
Ayrıca hafta sonları Türklerin ailelerinin de katıldığı piknikler organize ediyoruz. Bu pikniklere 60-70 kişinin katıldığı oluyor.

Burada hizmet adına ziyaret ettiğimiz alim ve fazıl insanlar oldu. Dikkatimizi çeken bir durum var o da onların yüzde 80’ninin Risale-i Nurlardan haberdar olduklarını gördük. Yani çoğunun Risale-i Nurdan haberi olmuş.
Yine bir defasında Emir ailesinden, yani şeyhlerden birini ziyaret etmiştik. Bu şeyhin ifadesine göre 40 seneden beri Risale-i Nurları biliyorlarmış. Bir aile dostu vasıtasıyla tanımışlar. Orada dünya finans merkezi var. Kendisi orada bulunuyor. Ziyaretimiz esnasında kendisine Risale-i Nurdan biraz okuduk ders yaptık. Dersten sonra şunları söyledi:

“Türkler buraya hep maddi menfaatleri için geliyorlar, sizin bu şekilde sadece Allah rızası için gelmiş olmanız beni çok memnun etti, o kadar memnun oldum ki, memnuniyetimi şu anda size izhar edemiyorum.
“Benim ülkemin bu derslere çok ihtiyacı var. Siz dış görünüşe bakmayın, camilerin bu kadar şaşaalı oluşuna aldanmayın, insanların böyle cübbeli dolaşmaları sizi yanıltmasın, dışı öyle güzel görünse de içi öyle değil, bizim bu derslere, Türkiye’deki bu hizmet ruhuna çok ihtiyaç var. O nedenle bu çalışmalarınızda ne gerekiyorsa ben yapmaya hazırım.”

Daha sonra İhsan abi geldiğinde bizi evine davet etti. Ailesinden 20-30 civarında kişiyi davet etti bunların çoğu ilim adamı, fazıl kişiler. Yemek yaptırmıştı, yemekten sonra hepsine Risale-i Nurlardan bahsetti, götürdüğümüz kitapları onlara dağıtmamıza yardımcı oldu. Aslında bunlar bu tür meclisleri çok seviyorlar. Biri geldiği zaman hemen evlerinde bir yemek düzenliyorlar. Çağırıyorlar eşlerini dostlarını, “gelin Türkiye’den gelenler var, bize kendilerinden bahsedecekler” diye.

Yine orada bir İslam Tebliğ Merkezi var. İhvanı Müslimin gurubunun açmış olduğu bir merkez. Bir kısım ehl-i himmet bir araya gelmişler demişler “bir tebliğ merkezi açalım.” 30-40 dile çevrilmiş yayınları, dergileri var, bu yayınları havaalanlarına alışveriş merkezlerine koyuyorlar. Yabancılardan ilgi duyanlar olursa o yayınlarının arka sayfasında adres bildirme yeri var. Şayet adres bildirmişlerse gidip o kişiyi alıp bu merkeze getiriyorlar. Ve onların sordukları soruları cevaplandırıyorlar.  Bunların bir kısmı bu sohbetten etkilenip Müslüman oluyor. Hatta bu Müslümanların isimlerini oraya asmışlardı. İşte, “Nisanda Müslüman olanlar, Mayısta Müslüman olanlar” gibi. 

Ziyaret edişimizde oranın yetkilisine Risale-i Nurlardan iki kitap verdik. Ertesi gün tekrar gittiğimizde bize “bu kitabın numarası var, demek ki, bunun devamı da var. Bu külliyata benziyor.” Biz de “tamam doğru var, onları da getirelim” dedik. Bu defa Külliyatın tamamını götürüp verdik.
O yetkili “bana bu kitabı verdiğiniz gün eve götürdüm, evde okumaya başladım, geç saatlere kadar, kalkıp yatmak istedim ama bu kitabın içindeki konular beni sabaha kadar uyutmadı.”  Ve şunları ilave etti, “bu kitaplar burada tutar, siz gelin burada bir tebliğ merkezi açın, inanın ki, buradaki insanlar size bu konuda yardım edeceklerdir. Şayet böyle bir teşebbüste bulunursanız, tüm resmi işlemlerinizi de biz takip etmeye söz veriyoruz.”

Bu görüşme ne zaman oldu? Böyle bir yer açma konusunda bir gelişme oldu mu?

Bu konuyu şu anda görüşüyoruz, istişare ediyoruz, acaba neler yapabiliriz bakıyoruz. Dua edin inşallah umduğumuz gibi bir sonuç çıkar, hizmet etme imkânımız genişler.

Arapçanız ne durumda onlarla rahat konuşabiliyor musunuz?

Benim Arapçam çok iyi değil, ehlen ve sehlen seviyesinde. Suriye’de iki ay kalmıştım orada biraz öğrenmiştim. Burada biraz öğrendim.

YETER Kİ, BİZE YAPACAĞINIZ HİZMETİ SÖYLEYİN

Peki nasıl anlaşıyorsunuz?

Daha çok İngilizce konuşuyoruz. Benim İngilizcem kuvvetli ama bunlar âlim insanlar, İngilizce konuşmak doğru olmuyor. Daha çok gelen ağabeyleri götürüyoruz. Onlar vasıtasıyla görüşmeye çalışıyoruz. Ama orada Arapça bilen birine ihtiyaç var.
Dubai hür bir ülke, ticareti devlet teşvik ediyor. Müessese kurulmasına yardım ediyor. Özellikle vakıf, dernek gibi sivil toplum kuruluşlarına yardımcı oluyor. Diyor “kurun ve sivil halktan destek alabilirsiniz. Yeter ki, bize yapacağınız hizmeti söyleyin.” Yani biz onlara “bu kitaplar sayesinde Filipinlerde bu kadar insan Müslüman oldu, Rusya’da şu kadar kişi İslamiyet’i seçti” diye rapor sunduğumuzda bundan çok hoşlanıyorlar ve hemen destek veriyorlar.

İNSANLARIN İMANININ KURTULMASINA ÇALIŞIYORUZ

Yani bu çalışmalarınızdan dolayı bir endişe, bir kıskançlık, bir çekememezlik yok öyle mi?

Hayır hayır yok, çok temiz, çok nezih insanlar. Mesela bizi evine çağırdıklarında biz Üstad’ı anlattık, bize değişik sorular sordular, siyasi durumunu sordular, yani Üstadı tanımak istediler. Soru soranların da çoğu alim insanlar, bilim adamları…
Bizim çokça dikkatimizi çeken bir sualleri oldu. Bize dediler, “tamam anladık bu zat böyle böyle, peki sizin asıl maksadınız nedir? Ne için buraya gelmiş bu eserleri tanıtmaya çalışıyorsunuz?” Yani demek istedikleri burası zaten Müslüman bir ülke dini anlatmanıza burada ihtiyaç yok, sizin başka bir amacınız mı var?
Biz kendilerine “hayır bizim hiçbir amacımız yok, olamaz da. Zaten bu kitaplar da tamamen Allah rızası için yazılmış ve insanların imanının kurtulmasına çalışıyoruz. Başka da hiçbir gayemiz yoktur” dedik.

Bu cevabınıza tepkileri ne oldu?

Çok memnun oldular. Onun arkadaşı ertesi gün gene aynı şekilde benzeri bir sual sorduğunda bu defa o bizim yerimize ona cevap verdi. Bizi savundu… Bu kişi kendisi mütefekkir ve yazar. Aynı zamanda o tebliğ gurubunun da lideri konumunda biri…
Hatta bir defasında yanına gittiğimizde bizi aldı bir taziyeye götürdü, taziye evinde 50-60 kişiye yakın insan vardı. Onların hepsine birer kitap verdik. Onlarla resimler çektik… İçlerinde yaşlı biri vardı ona İhtiyarlar Risalesini vermiştik. Hayli hoşlanmıştı…

Geçenlerde sanırım İhsan Kasım abi gelmişti onunla bazı çalışmalar yapmışsınız, ileriye dönük herhangi bir etkinlik olacak mı?

Evet. Onunla daha önce belirlediğimiz isimlere gittik ve kendilerine “burada bu zatın eserlerini tanıtmak istiyoruz” dedik. Bu konuda fikir alışverişinde bulunduk. Akabinde şöyle bir taleple karşılaştık. Buranın Diyanet İşleri Başkanlığı ile de görüşmüştük. Bize dediler ki, “sizden birkaç kişi çağırıp burada bir sempozyum yapmak istiyoruz, siz sadece gelip konuşacaksınız her şeyi biz hazırlayacağız. Bediüzzaman kimdir, ne yapmak istemiş, onu bize anlatsınlar. Bu işin bütün organizasyonunu biz yapacağız devlet eliyle yapacağız” dediler.

Bu ay içinde buranın Diyanet İşleri Başkan yardımcısı İhsan abinin davetlisi olarak Türkiye’ye gidecek ve bu işin takvimi ve isimleri belirlenecek. Ayrıca Türkiye’de yapılacak sempozyuma tebliğ sunacak insanlarla da görüşüldü, onlar da gelip Türkiye’de tebliğlerini sunacaklar. Bizim sempozyumumuz sanırım Kasım-Aralık aylarında gerçekleşecek… Ama bunlar henüz çok yeni inşallah istediğimiz gibi olur.
Bizim için oradaki yerlilerin bu davayı benimsemesi ve bu hizmeti üstlenmesidir. Orada hizmetin kalıcı olabilmesi için buna ihtiyaç var.

RİSALE-İ NURU ŞEYHİME VERECEĞİM

Hanım hizmetleri ne durumda? Hanımların da hizmeti ve çalışmaları var mı?

Evet, onlar da çok güzel hizmet ediyorlar. Hemen her gün dersleri var. Diyebilirim ki, hanımlar erkeklerden daha aktif durumdalar. Genelde onların hizmeti Türk kadınlar arasında sürüyor. Ama yabancılardan da, Arap değil de İngilizce bilen yabancılardan da bir iki kişinin derslere katıldığını duydum.
Dubai’de gençlere ulaşmak çok zordur. İmkanları bol olduğundan maddi şeylerle etkilemeniz imkansız. Yani bir Mısırlıya “gel beraber yemek yiyelim bizim evde yemek var” deyip davet ettiğinizde sizi tanıyorsa hemen gelir. Ama burada o kadar kolay değil.

Ama değişik ortamlarda onlara ulaşmaya çalışıyoruz. Mesela başka bir tebliğ merkezine gitmiştik. Orada Risale-i Nurlardan biraz okuduk, orada bulunan bir gencin o kadar dikkatini çekti ve tesir etti ki, kitabı bizden aldıktan sonra okumaya başladı biz kalkıp gelirken kitabı bırakıp bizi uğurlamaya bile gelemedi.  O genç daha sonra bizden bir kitap daha istedi, sözleri vermiştik bir tane daha istedi dedi “ben bunu şeyhime vereceğim.” Onlarda şöyle bir özellik de var. Şeyhleri bir şeyi kabul ederse onlar da kabul ediyor. Yani şeyhlerine çok bağlılar. Ama üç yıl gibi kısa bir sürede burada dershaneyi açan ağabeyler hep yerlilerle temasa geçmişler ve bugün geldiğimiz nokta her meclisimizde 20-30 civarında yerli geliyor. Gelişmeler umduğumuzdan da hızlı gelişiyor.

RİSALE HABER ÜLKELER ARASINDAKİ HİZMETE VESİLE OLDU

Risale Haberi takip edebiliyor musunuz?

Evet sürekli takip ediyoruz. Zaten ilk yayına başladığı günlerde bir arkadaşın vasıtasıyla haberdar oldum. O günden bu güne devamlı fırsat buldukça takip ediyoruz.
Dubai’de Risale Haber ile ilgili bir olay oldu. Bir gün Dubai’yi ilgilendiren bir haber çıkmış, haberin altına biri, “Kuveyt’de çok güzel hizmetler oluyor. Orada Suna hanım var. O Yeni Asya’ya yazıyor biz de okuyoruz. Onları tebrik ederiz” mealinde bir yorum yazmış. Bunu biz okuyunca şaşırdık. “Allah Allah demek Kuveyt de hizmet edenler varmış.” Onun üzerine Suna Durmaz’ın e-mailini öğrendim kendisine mail attım “burada bizim de dershanemiz var” diye yazdım ve “bu bölgede, Katar’da, Dubai’de, Kuveyt de ne tür hizmetler varsa öğrenmek istiyoruz” dedim.

Cevap yazmış, “evet biz 25 senedir buradayız, burada hizmetlerimiz devam ediyor, dershanemiz var, derslerimiz devam ediyor” diye... Öylece irtibata geçmiş olduk. Bir ay sonra oğlundan bir mail geldi demiş “ben Dubai’de sınava gireceğim, orada medrese varsa kalmak istiyorum.” Biz de “var elbette gelip kalabilirsin” dedik geldi ve 7-8 gün kaldı çok güzel oldu. Yani Risale Haber’in böyle güzel bir hizmeti oldu. Birbirimizden haberdar olmamızı sağladı, vesile oldu…
Umud ederiz ki, inşallah Risale Haber’in Arapçası yayınlanır Arapların da okuma imkanı olur. İnşaallah dua edelim kısa zamanda gerçekleşsin…

Röportaj Haberleri