Risale-i Nur’da nüsha birliği sağlanmalı

Araştırmacı-Yazar Abdülkadir Menek Risale-i Nur ve Medya sorularını cevapladı

Risale-i Nur’un medya (televizyon, radyo, yazılı basın, internet) kanalları aracılığı ile duyurulması, anlatılması, konuşulması ve tartışılması için uygun kişi ve uygun dil, yakışır üslûb konusundaki düşünceleriniz…

 

Risale-i Nur’un kullandığı dil ve benimsediği üslup bellidir. Risale-i Nur, Kur’an’ın kavl-i leyyin’’ emrine uygun şekilde bir üslup kullanır. ‘’Medenilere galebe çalmak ikna iledir’’ diyerek karşılıklı hoşgörü ve saygı içinde geçecek bir konuşmayı ve ikna metodunu tavsiye eder. Dolayısıyla her türlü medya kanalları ile Risale-i Nur’un anlatılması, konuşulması ve tartışılması bu çerçevede ve bu prensiplere uygun şekilde olmalıdır.

 

TV, Radyo, gazete, kitap ve dergi yayıncılığı dışında alternatif yayın araçları konusunda neler söylenebilir?

 

İman ve Kur’an hizmeti; asrımızda revaç bulan, müşterisi olan meşru ve makul her yayın aracı ile yapılmalıdır. Teknolojinin bütün imkânları kullanılarak, yeryüzündeki bütün insanlara ulaşmak için gayret gösterilmelidir. Bugün internetin kullanım alanı ve kolaylığı çok süratli bir şekilde gelişmektedir. Artık herkesin, her yerde ve kolayca taşınabilir teknolojik araçlarla internete ulaşmaları ve bunu aktif olarak kullanmaları mümkün hale gelmektedir. Dolayısı ile internet vasıtası ile bütün yeryüzünü geniş bir mescit ve bir Dershane-i Kuraniye ve Nuriye yapmak mümkündür. Dünyanın konuştuğu bütün dilleri kullanarak haber, hizmet ve ‘’TAHKİKİ İMAN’’ portalları açılmalıdır.

 

Bugün bütün dünyanın kullandığı en etkili iletişim araçları ve aygıtları nelerdir? Biz bunları ne kadar kullanabiliyoruz?

 

Bugün uydular vasıtasıyla ve kullanımı giderek kolaylaşan, ucuzlayan ve ulaşılabilirliği artan internet en etkili iletişim araçları olarak görülmektedir. Benim gözlemim, internetin kullanımının artmasına paralel olarak, basılı yayın araçları ile birlikte, televizyonların da kullanımı daha geri plana geçmektedir. Bundan, televizyonların öneminin azaldığı anlamı çıkarılmamalıdır. Fakat yavaş yavaş birinciliğin internete geçeceği kanaatindeyim. Televizyon ve internetin, iman ve Kur’an hizmeti için, son zamanlarda artan bir trend ile kullanıldığı görülmekle birlikte, bu kullanım alanının yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Yedi milyardan fazla dünyalıya ulaşmak için çok daha büyük gayretler gösterilmelidir.

 

Risale-i Nurun iletişim dili konusundaki düşünceleriniz?

 

Risale-i Nur, fıtratın dilini kullanır. Akıl ile birlikte; vicdana, ruha, kalbe ve diğer duygulara da hitap eder. Dolayısıyla insanları bir bütünlük içinde muhatap alır ve onları tatmin eder. Sadece akla veya sadece vicdana ve ya ruha hitap etmekle insanları bütünüyle ikna etmek mümkün değildir. Risale-i Nur’un başarısı, bu sentezi en güzel bir şekilde kullanmasından geçer. Bunun için, Risale-i Nur’un kullandığı iletişim dilini, teknolojik imkanları kullanarak, bugün etkili iletişim araçlarına aktarabilirsek ‘’Mehdi’nin bütün dünyada sağlayacağı barış, huzur, refah, sükunet ve hoşgörü ortamına’’ çok daha kısa bir sürede ulaşabiliriz.

 

Mevcut medya organları –özellikle televizyon kanalları- üzerinden Risale-i Nur’un tanıtımı nasıl yapılabilir?

 

Risale-i Nur’un dili ve üslubu çok orijinaldir ve iletişim araçlarına ciddi çalışmalar ile çok güzel bir şekilde aktarılması mümkündür. Risale-i Nur’un bütün bölümleri kullanılarak ve görsel efektlerle süslenmiş ve zenginleştirilmiş çok etkili çalışmalara ve belgesellere imza atmak için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bunu da; hem Risale-i Nur’u, hem bilim disiplinlerini ve hem de medya araçlarını çok iyi bilen bir ekip çalışması ile hayata geçirmek mümkündür. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’in çok ilginç bir sözü vardır: Eğer ‘’Hüve nüktesi çok güzel bir İngilizceye çevrilir ve Batı radyolarında okunursa, milyonlarca insan Müslüman olur.’’ Bugün Hüve nüktesi ile birlikte diğer imani bahisler için de aynı şeyi söylemek mümkündür. Fakat risale mensupları, bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmek için gerekli çalışmaları yerine getiriyorlar mı? Bence burada herkesin bir vicdan muhasebesi yapması gerekir.

 

Televizyon programcılığında karizmatik ve medyatik isimlerin daha etkili olduğu göz önünde bulundurulursa mevcut potansiyelimiz ile tanıtım ne düzeyde yapılabilir?

 

Mevcut potansiyelimiz küçümsenemeyek kadar çoktur. Fakat biz, bu potansiyeli en iyi şekilde kullanabilirsek, medyatik ve karizmatik isimler olarak gelecekte çok daha büyük hizmetlere imza atabilirler. Bununla birlikte, bir cazibe alanı oluşturabilirsek, medyatik ve karizmatik insanlar da böyle büyük ve haysiyetli bir hizmetin içinde olmayı talep edecekler ve seve seve bu hizmetin bir parçası olmayı isteyeceklerdir. Zaman zaman bunun küçük numunelerini görüyoruz. Önemli olan bu cazibe alanının her gün etkisini artıracak şekilde genişlemesini sağlamak, bunu kalıcı hale getirmektir. Kanaatime göre, arkası çok daha kolay gelecektir.

 

Bilim adamı, gazeteci, sanatçı, yazar gibi mesleklerinde tanınmış isimlerimiz ile televizyon yayımcılığı konusunda harekete geçmemizin zamanı gelmiş midir?

 

Zamanının gelmediğini söylemek mümkün müdür? Bugün kamuoyunda tanınan, otorite olarak kabul edilen, güven duyulan, itimat telkin eden, camiamıza mensup çok sayıda isimden bahsetmek mümkündür. Önemli olan bu potansiyeli bir araya getirmek ve harekete geçirmektir. Bunun için de bugüne kadar buna dönük çok ciddi çalışmalar yapıldığı kanaatinde değilim. Bölük pörçük çalışmalar veya ‘’az olsun, benim olsun’’ mantığı ile büyük hedeflere ulaşmak mümkün değildir. Büyük hedeflere; büyük çalışmalar ve büyük fedakarlıklarla ulaşılır. Teferruatta boğulmadan, esas maksatta bir araya gelmek için, bugün çok ciddi çalışmalar yapmak gerekir. Fakat bu da o kadar kolay değildir. Derebeylikleri ve inhisarcı zihniyetleri aşmamız gerekir.

 

Nur hareketinin kendi medyası olacaksa bunun alt yapısı nasıl oluşturulabilir? Cemaati kanallar mı olmalı yoksa cemaatler üstü bir anlayışla yeni bir yapılanmaya doğru gidilmeli? Tamamen özel girişimciler eliyle yürütülecek işlere destek mi verilmeli?

 

Bütün topluma hitap edecek fakat meşruiyet sınırları içinde kalmayı başaracak bir şekilde yapılanmak gerekir. Çünkü, Nur hizmeti, esasat-ı İslamiyeyi ve şeairi muhafaza edecek bir misyon üstlenmiştir. Bu çerçevede, bütün topluma hitap edebilecek şekilde bir altyapı kurulmalıdır. Cemaati kanallar da olabilir. Burada esas olan, taassup ve cemaat fanatizmine mahkûm olmayacak şekilde bir yayın politikası oluşturmaktır. Önemli olan toplumun ihtiyaçlarıdır ve bu ihtiyaçlara dönük ciddi bir yayın politikası geliştirilmesidir. Yayın organları cemaatlere ait olsa bile, esas maharet, cemaatler üstü ve kucaklayıcı bir yayını gerçekleştirebilmektir. Aynı şeyi özel girişimciler için de söyleyebiliriz. Bu manada yapılacak yayınlar desteklenmelidir.  

 

Risale-i Nur’u ne tür programlar ve formatlar aracılığı ile ekrana taşımalıyız?

 

Risale-i Nur, bu asrın ve gelecek asrın ihtiyaçlarına cevap verebilecek Kur’an’i hakikatleri havidir. İçinde formüller, işaretler, semboller tarzında birçok konu bulunmaktadır. Bilimin hakikatine ve fıtrata uygun bütün maddi ve teknolojik gelişmelere de uygunluk arz etmektedir. Bu çerçevede yapılabilecek programlar için bir sınır koymak mümkün değildir ve doğru de değildir.

 

Toplum neyi niçin seyrediyor? Bizi niçin ve nasıl seyretmeli?

 

Aslında, toplum televizyonlarda, kendisine ne servis edilirse seyrediyor. Daha doğrusu her şeyin müşterisi bulunmaktadır. ‘’Fakat her kim uyanık vicdanın dinlese ‘’Ebed, ebed’’ sesini işitecektir.’’ Madem öyledir, toplumun esas ihtiyacı; edep, ahlak, iman, maneviyat, intizam, huzur, yardımlaşma ve ulvi duygularla mücehhez kılınmış bir sosyal hayattır. Bu çerçevede seviyeli ve kaliteli bir yayın oluşturabilirsek, seyredilmemek için bir sebep kalır mı?

 

Risale-i Nur camiasına yakın/uzak TV kanalları ile ilişki kurma ve irtibata geçme konusunda ne gibi çalışmalar yapılabilir?

 

İman ve Kur’an hizmeti için Risale-i Nur camiası, her türlü meşru zemini kullanmalı ve buralarda verilebilecek fırsatları çok iyi değerlendirmelidir. Tabi bu konuda yeterli sayıda ekip ve teknik elemana ihtiyaç vardır. Bu alan bugün hizmet için kullanılabilecek en etkili alandır ve bu etkinliğine uygun bir şekilde kullanabildiğimiz söylemek mümkün değildir. Aslında Risale Akademi’nin yapmış olduğu çalışmalara ve bu mentaliteye uygun şekilde yayın yapacak bir TV kanalına şiddetle ihtiyaç olduğu düşüncesindeyim.

 

Medyanın gündemine Risale-i Nur’u taşımak için yapılması gereken uygun sosyal ve kültürel faaliyetler nelerdir? Bu faaliyetler ile medyayı buluşturma konusunda neler yapılabilir?

 

Bugün ülkemizde çok sayıda medya kuruluşu vardır. Hatta bunlardan bazılarının yayın ve malzeme sıkıntısı çektiğini söylemek abartı sayılmamalıdır. Yapılan çalışmaların, toplantıların, sempozyumların, bilimsel ve kültürel faaliyetlerin duyurulması yönünde yeteri kadar çalışma yapılmadığını düşünüyorum. Mesela çok büyük emeklerle ve zahmetlerle yapılan İslamofobya Sempozyumunun basın ve yayın organlarında yeterli oranda yer alması için, bu konuya dönük özel çalışmaların yapılması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü salona belki bin-iki bin kişi gelebilir fakat salon dışında bulunan milyonlarca insana bu kanallar vasıtası ile ulaşmak mümkündür.

 

Risale-i Nur yayıncılığı yapanlar için yayın standartları ortaya koymak istense, önerileriniz ne olacaktır?

 

Risale-i Nur’u yayınlayan çok sayıda yayınevi bulunmaktadır. Hepsinden de Allah razı olsun. Öncelikle Risale-i Nur’u yayınlamanın maksadı, Risale-i Nur’a hizmet olmalıdır. Diğer bazı açıkları kapatmak ve yapılan vahim hataları örtbas etmek için kullanılırsa, burada büyük vebal vardır. Risale-i Nur’ları yayınlamanın standartlarının bugüne kadar ortaya konmaması da bence büyük bir eksikliktir. Bu konuda meseleye vakıf bir heyet toplanmalı ve mutlaka bir standart belirlemelidir. Risale-i Nur, herkesin kendi kanaatine göre bazı kısımları çıkarıp veya bazı bölümleri görmezden gelerek yayınlayacakları bir Külliyat değildir. Mutlaka nüsha birliği sağlanmalı ve akademik çalışmalarda kolaylık sağlayacak ve bütün dünyada referans olacak şekilde bir standardizasyonun sağlanması için geç kaldığımızı bile söyleyebilirim.

 

Sizce Risale-i Nurları tanıtmada en etkili araçlar nelerdir? İlk üç tanesini belirtir misiniz?

 

Risale-i Nur’u tanıtmada en etkili araçlar, bugün için sırasıyla televizyon, internet ve basılı yayın organlarıdır.

 

Yerel, bölgesel, ülke çapında ve uluslar arası platformlarda Risale-i Nur yayınlarına bakıldığında, Cemaatlerin durumu nasıl gözükmektedir?

 

Risale-i Nur ve Bediüzzaman Said Nursi, her geçen gün artan bir popülariteye sahip olmaktadır. Bu durumun giderek artacağını düşünüyorum. Risale-i Nurlar ve Said Nursi üzerinde bugüne kadar yüzlerce eser yazılmış ve bu oranın da giderek artacağını düşünüyorum. Uluslararası platformlarda ve dış ülkelerde bazı eserler yazılıyor olsa bile bu sayı son derece yetersizdir. Son zamanlarda cemaatler arasında yumuşayan ve yakınlaşan ilişkilerin, önümüzdeki dönemlerde daha da gelişeceği kanaatindeyim. İman ve Kur’an hizmeti yapan bu cemaatlerin arasında uzun yıllar devam eden soğukluk ve aralarındaki mesafenin, Uluslararası düzeyde, bu hizmetleri olumsuz şekilde etkilediğini söylemek mümkündür. Önümüzdeki dönemde, şahıs endeksli cemaatlerin giderek geri plana düşmesi ile birlikte, cemaatlerin hizmetleri çok daha özgün ve dünya çapında daha kabul edilebilir ve anlaşılabilir seviyelere doğru tırmanacağını düşünüyorum.

 

www.RisaleAkademi.com

Röportaj Haberleri