Risale-i Nur ve sosyoloji-2

Latif SAKARYA

2-CEMİYET-İ SİYASİYE DEĞİL CEMAAT OLMAK GEREKTİR

“Hayat-ı içtimaiye-i insaniyenin husûsan millet-i İslâmiyenin üssü'l-esası, akrabalar içinde samîmane muhabbet ve kabîle ve taifeler içinde alâkadârâne irtibat ve İslâmiyet milliyetiyle mü'min kardeşlerine karşı manevî, muavenetkârâne bir uhuvvet ve kendi cinsi ve milletine karşı fedâkârâne bir alâka ve hayat-ı ebediyesini kurtaran Kur'ân hakikatlerine ve nâşirlerine sarsılmaz bir rabıta ve iltizam ve bağlılık gibi hayat-ı içtimaiyeyi esasiyle temin eden bu rabıtaları inkâr etmekle ve şimaldeki dehşetli anarşistlik tohumunu saçan ve nesil ve milliyeti mahveden ve herkesin çocuklarını kendine alıp karabet ve milliyeti izale eden ve medeniyet-i beşeriyeyi ve hayat-ı içtimaiyeyi bütün bütün bozmaya yol açan kızıl tehlikeyi kabul etmekle ancak Nur Şakirtlerine medar-ı mesûliyet cemiyet namını verebilir.”  (1)

14. Şua’da geçen bu kısım, gizli cemiyet kurma iddiasıyla mahkemeye çıkartılan Bediüzzaman Hazretleri tarafından müdafaa olarak bizzat söylenmiş ve daha sonra da Risale-i Nur eserlerine dâhil edilmiştir. Neredeyse her çıktığı mahkemede idamla yargılanan Bediüzzaman Hazretleri, her zaman yaptığı gibi bu konuşmasında da sanık sandalyesini kürsü yaparak hem takipçileri olan talebelerine ve hem de dünyaya hitap ederek ibret alınması gereken dersler vermiştir. Bu önemli dersleri bir nebze anlayabilmek için cemiyet ve cemaat arasındaki farkı iyi anlamak gerektiği inancındayım.

“Bizi hayrette bırakan ve gayet şaşırtan ve bir garazı itisas eden ve bil'iltizam hiçten bir sebeb-i ittiham îcad etmek nevinden, musırrane, bir cemiyet ve teşkilat varmış gibi soruyorlar, "Bu teşkilatı yapmak için nereden para alıyorsunuz?" diyorlar.”  (2)

İslam ve iman hakikatlerinin inkişafından rahatsız olan komitelerin, itham ve suçlama sebebi üreterek aslında mevcut bulunmayan siyasi cemiyet iddiasında bulunduğunu söyleyen Bediüzzaman Hazretleri, özellikle nazarlara sunduğu garazkâr suali nazarımıza sunuyor. Bundaki hikmet bence, “cemiyetler maddi kaynakla kurulur ve maddi çıkarlara dayalıdır” mesajı vermektir. Pratik olarak baktığımızda da çevremizdeki cemiyetlerin (dernek ve siyasi parti gibi örgütlenmelerin) neredeyse tamamının bu minvalde olduğunu görebiliriz.  Ayrıca cemiyetler çoğunluğu değil çoğunluk içindeki azınlığı temsil ederler.

Cemaat ise cemiyet gibi değildir ve olamaz. Bunu da yukarıdaki suale verilen cevapta;
“Meselemiz îmândır. Îmân kuvvetiyle bu memlekette ve Isparta'nın yüzde doksan dokuz adamları ile uhuvvetimiz var. Halbuki, cemiyet ise ekser içinde ekalliyetin ittifakıdır. Bir adama karşı, doksan dokuz adam cemiyet olmaz. Meğer, gayet insafsız bir dinsiz, herkesi (hâşâ) kendi gibi dinsiz tevehhüm edip, bu mübarek ve dindâr milleti tahkir etmek niyetiyle böyle işâa eder.”  (3) şeklinde ifade edildiği gibi, tüm insanlığın iki cihan saadetini temsil eden bir meselede cemiyet kurulmaz ve cemiyet olarak bu ulvi davayı üstlenen cinayet işler.

“Nur Talebelerinin ders arkadaşlıklarına ve sırf vatan ve millet ve din menfaatine ve saadet-i dünyeviye ve uhreviye hesabına ve hariçten ve dâhilden gelen ifsad cereyanlarına karşı mücahidâne tesanüdlerine gizli cemiyet namını vermek, değil nev-i beşeri, belki zemini de hiddete getirip, o ithamı reddeder.”  (4)

Bu ifadeler gayet açık olmakla birlikte, bu ifadelerden şunu da anlıyorum ki; Nur talebelerinin bu halini cemiyete mal etmek büyük bir zulüm ve kainatı kızdıracak derecede büyük bir cürümdür. İşte buna başka bir delil:

“Ve husûsi vazifemiz de, Kur'ân'ın îmanî hakîkatlerini tahkîkî bir sûrette ehl-i îmâna bildirip, onları ve kendimizi îdam-ı ebedîden ve daimî ve berzahî haps-i münferitten kurtarmaktır. Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cemiyet ve komitelerle ve bizim medar-ı ittihamımız olan cemiyetçilik gibi asılsız ve mânâsız gizli cemiyetle hiçbir münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmiyoruz.”  (5)
(Devam edecek)

DİPNOTLAR:
1-Şûâlar, s. 330.
2-Tarihçe-i Hayat, s. 201.
3-A.g.e s. 201
4-Şûâlar, s. 329.
5-Şûâlar, s. 320.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.