Risale-i Nur müzakere edilerek de okunmalı

Cemil TOKPINAR

Risale-i Nur’u okuma ve anlama teknikleri-17

Şahsî okumanızı hiçbir zaman terk etmiyorsunuz... Yazarak ve sistemli okumaya da başladınız... Bunlar Risale-i Nur’u tam anlamanıza yetmez.  Daha yapacağınız bir dizi formül var. 

İşte bunlardan birisi, birkaç kişiyle yapacağınız “müzakereli ders”tir.  Bunun için okuyup anlamaya şevkli olan bir grup oluşturunuz.  Bu sayı en az iki kişi, en fazla on kişi olmalıdır.  Aslında ideali, beş altı kişidir.  Sayının az olması, anlama faaliyetinin daha doyurucu ve zengin olmasını engeller.  Sayı 10’dan fazla olursa, dikkat dağılır, mânâ üzerinde yoğunlaşılamaz. 

Müzakereli okuma için meydana gelen grubun fertleri risale bilgisi bakımından birbirine yakın olmalıdır.  Eğer fertlerin bir kısmı çok eski, diğerleri çok yeni olursa verimsizlik olabilir.  Gereksiz tekrarlar girer, zaman kaybı olur.  Ancak mümkünse birisinin daha bilgili ve kavrayışının yüksek olması, grubu sürüklemesi, anlaşılmayan yerlerin çözülmesi bakımından önemlidir. 

Bununla birlikte, tümü okumaya yeni başlayanlardan kurulu bir grup da olabilir.  Ayrıca bir grup yeninin, nispeten bilgili olan bir kimsenin etrafında kümelenmesi de mümkündür.

Mutlaka inayete mazhar olacaksınız

Maksat, en yüksek verimi almaya çalışmaktır.  Ama tam ideali sağlanamıyorsa, mevcutla yetinilmelidir.  İhlâsla bir araya gelen bu insanlar mutlaka inayete mazhar olacaklar ve büyük kazançlar elde edeceklerdir. 

Müzakereli okuma yapılacak yer sakin, temiz, tertipli olmalı, grup fertlerinin kolayca ulaşabileceği bir noktada bulunmalıdır. Etrafta dikkat dağıtıcı, okuyanları meşgul edici unsurlar bulunmamalıdır. 

Böyle bir dersin ideal süresi, bir saattir.  Eğer katılanların gücü daha fazlasına yetiyorsa sürdürebilirler.  Fakat fazla okumayı tercih ettiklerinde bunu ikiye bölmeleri ve araya bir dinlenme vesilesi olarak namaz, çay veya bir ikram eklemeleri gerekir. 
Okumaya katılanların birbirini tanımaları, samimiyetin artması ve ders havasına hazırlanmak için mütevazı bir yemek veya ikramın olması tavsiye edilir. 

Okunacak yer mutlaka önceden belirlenir.  Grup üyeleri oraya önceden hazırlanır, kelimelerini çıkarır, notlar alırlar ve okunacak kitapla gelirler.  Sonra herkes manevî sermayesini ortaya döker ve o manevî şirketten müthiş mânâlar inkişaf eder. 

Allah, bilmediğinizi bildirir

Tespit edilen bölüm, önce bir kez okunur, sonra cümle cümle, kelime kelime tahlil edilerek gidilir.  Konuyla ilgili başka yerlerde geçen açıklamalar okunur.  Bazen bir kelime üzerinde çok uzun durmak gerekebilir; çünkü o kelime, bir ıstılahtır ve çok mânâların anahtarıdır. 

Kullanılan kelime, farklı ilim dallarına göre değişik mânâlar ihtiva edebilir.  Acaba orada hangi anlamda kullanılmıştır? Daha önce de belirttiğimiz gibi, vacib kelimesi kelâmda başka, fıkıhta başka, günlük konuşmada farklı anlamdadır.  Tüm bunların farkını ve cümle içinde delâlet ettiği mânâyı kavramak gerekir. 

O anda öyle samimî ve manevî bir hâl meydana gelir ki, derse katılanlar imanlarının arttığını sanki müşahhas bir şekilde hissederler.  Ders bittiğinde herkesin içinde muhteşem bir iman zevki, müthiş bir hizmet ve İslâm’ı yaşama azmi meydana gelir.
Müzakereli derste Allah bilmediğinizi bildirir.  Çünkü kim ihlâsla isterse Allah verir.  Siz ihlâsla anlamaya çalışırsanız Allah ihsan eder.  Risale-i Nur’u okuyup anlamanın anahtarı kimsede değildir.  Eğer öyle olsaydı, risaleler evrensel olamazdı.  Risale-i Nur’un en büyük hocası yine Risale-i Nur’dur.  Siz isteyin; yıllardır anlayamadığınız nice zor ve girift konuları anlarsınız. 

Sivrisinek ve bal arısı neyi simgeliyordu?

Bir gün iki arkadaş müzakereli ders yapıyorduk.  Münazarat’tan, “Dine zarar olmasın, ne olursa olsun” (s. 44) sorusunu okuyorduk.  “Sivrisinek tantanasını kesse, bal arısı demdemesini bozsa, sizin şevkiniz hiç bozulmasın” cümlesini anlamaya çalışıyorduk... Bu ne demekti? Yıllardır burayı şöyle anlamıştım: “Âdeta fıtrat alt üst olsa, eşya fonksiyonlarını yitirse, siz yine şevkle çalışmayı sürdürün.”

Oysa bunun mânâsı bu değildi.  Belki de burada uzun misaller ve cümleler kullanıldığı için insan mânânın ucunu kaçırıyordu.  Tekrar tekrar okuduk.  Bütün dikkatimizi üzerinde topladık.  Meğerse, o ifadeden kast edilen, “Devletin idarecileri ve memurları dine hizmet etmese bile sizin şevkiniz kırılmasın” demekmiş.

Cümleler çok uzun olduğu için hepsini almıyorum.  Ancak baş kısmını kısaltarak oradaki ifadeyi aynen dikkatlerinize sunuyorum:
“Acaba Kur’an’ın sadasını işitmeyen, o sadaya nisbeten sivrisinek gibi bir emirin demdemelerini ve karasinekler gibi bir hükûmetin adamlarının vızvızlarını işitecek midir?”

Bu kadar basit... Üstat Hazretleri, kendisi neyi kast ettiğini zaten söylüyor.  Dine hizmeti devletten beklemek yerine, bizzat teşebbüs etmeyi tavsiye ediyor.  Yeter ki, dikkatinizi iyice yoğunlaştırın ve metne bağlı kalın.

Müzakereli derste bütün dikkatler konuya odaklanmalı ve herkes anlamak için çırpınmalıdır.  Ayrıca anladığı mânâları hemen o anda deftere veya kitabın kenarına not etmelidir.  Çünkü bu mânâlar bir sonraki okumada size lâzım olacaktır.  Not almayı hiçbir zaman ihmal etmeyeceksiniz.  Ta ki, bir zamanlar aldığınız notları kafanıza nakşedene kadar...

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.