Prof. Recep Gündoğan: Çok bilgi ile doğru ve anlamlı bilgi arasındaki fark önemli hâle geldi

Prof. Dr. Recep Gündoğan, Bediüzzaman Sempozyumu’nda Küresel Bilgi ve Bilim Krizine Kur’ânî Çözüm Önerisini Sundu

Harran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Gündoğan, 4–6 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen 13. Bediüzzaman Sempozyumu’nda, günümüzün küresel bilgi ve bilim krizini Bediüzzaman Said Nursî’nin Muhâkemât eseri üzerinden ele aldı.

Sempozyumun “Küresel Sorunlara Kur’ânî Çözümler” ana temasıyla gerçekleştirildiği programda Prof. Dr. Gündoğan, “Said Nursî’ye Göre Bilimsel Zihniyetin Kur’ânî Esasları: Küresel Bilgi ve Bilim Krizine Bütüncül Bir Çözüm Modeli” başlıklı bildirisini sundu.

BİLGİ ÇAĞININ TEMEL PROBLEMİ: GÜVENİLİR BİLGİ

Prof. Dr. Gündoğan bildirisinde; bilimsel bilginin güvenilirliğinin sorgulanması, araştırma etiğindeki sorunlar, dijital dezenformasyon, bilime duyulan toplumsal güvenin azalması ve disiplinler arasındaki parçalanmanın günümüzde önemli bir küresel bilgi ve bilim krizi oluşturduğuna dikkat çekti.

Bu sorunların yalnızca daha fazla bilimsel veri üretilerek çözülemeyeceğini belirten Gündoğan, güvenilir, ahlâkî, eleştirel ve bütüncül bir bilgi anlayışına ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.

MUHÂKEMÂT’TAN ÇAĞDAŞ BİLİME UZANAN PERSPEKTİF

Bildiride Bediüzzaman’ın Muhâkemât’ta ortaya koyduğu epistemolojik ilkeler, çağdaş bilim ve bilgi sorunları açısından yeniden değerlendirildi.

Akıl ile vahyin dengesi, telâhuk-u efkâr, bilgi kaynaklarının güvenilirliği, doğru yorumlama, şöhret ve taklit eleştirisi, uzmanlaşma ve iş bölümü, ölçülülük ve lübb-kışır ayrımı gibi ilkelerin günümüz bilim dünyasına önemli metodolojik ve etik katkılar sunabileceği ifade edildi.

Özellikle dijital çağda bilgi miktarının olağanüstü biçimde arttığına dikkat çeken Gündoğan, “çok bilgi” ile “doğru ve anlamlı bilgi” arasındaki farkın giderek daha önemli hâle geldiğini belirtti. Bediüzzaman’ın lübb-kışır yaklaşımının, yüzeysel bilgi ile hakikatin özü arasındaki ayrımı korumak bakımından günümüz bilgi ortamına önemli bir perspektif sunduğunu ifade etti.

“DAHA FAZLA DEĞİL, DAHA DOĞRU VE HİKMETLİ BİLGİ”

Prof. Dr. Gündoğan’ın çalışması, Bediüzzaman’ın bilgi anlayışının yalnızca tarihî veya dinî bir mesele olarak değil, günümüz bilim felsefesi, bilim etiği ve bilgi güvenilirliği tartışmaları açısından da değerlendirilebileceğini ortaya koydu.

Bildirinin temel vurgusu; küresel sorunların çözümünün yalnızca daha fazla bilgi üretmekten geçmediği, daha doğru, güvenilir, ahlâklı ve hikmetli bilgi üretme anlayışının geliştirilmesi gerektiği oldu.

AHLÂKÎ SORUMLULUK, ENTELEKTÜEL DÜRÜSTLÜK VE HAKİKATE BAĞLILIK İLKELERİ

Gündoğan şunları dile getirdi:

"Muhâkemât, sadece dinî metinlerin doğru anlaşılmasına yönelik bir usûl kitabı olarak değil, aynı zamanda güvenilir bilgi üretiminin ilkelerini tartışan epistemolojik ve metodolojik bir eser olarak da okunabilir. Nursî'nin yaklaşımı, bilimi din karşısında konumlandıran veya dini bilimsel gelişmenin alternatifi olarak gören yaklaşımlardan farklı olarak, akıl, vahiy ve kevnî gözlemi aynı hakikat arayışının birbirini tamamlayan unsurları şeklinde değerlendirmektedir. Böylece bilgi üretimini yalnızca yöntem meselesi olarak değil; aynı zamanda ahlâkî sorumluluk, entelektüel dürüstlük ve hakikate bağlılık ilkeleri üzerine inşa edilen bütüncül bir faaliyet olarak temellendirmektedir."

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Bediüzzaman Haberleri