Psikiyatri Uzmanı Dr. Asil Budaklı; teknolojinin gelişmesiyle birlikte oyunlardaki “arttırılmış gerçeklik” etkisine dikkat çekti ve “bu tür oyunlar kişinin konumunu ve gerçek çevreyi de kullanarak kişiyi daha çabuk etkisi altına alıyor” dedi.
Tarih boyunca elimizde hep bir oyuncak vardı. Önce el yapımı basit oyuncaklarla çocukluğumuzu geçirdik ardından sanayileşmeyle birlikte oyuncaklarda değişti, barbie- sindy bebeklerimizi ellerimizden düşürmez olduk. 90'lı yıllarla birlikte bu kez hayatımıza teknolojik oyuncaklar girmeye başladı. Hatırlamayanınız yoktur tetrislerde küçük küpleri, şekilleri birbirine uydurmaya çalıştık, rekor üstüne rekor kırmak en büyük zevkimiz oldu. Bir dönem sanal bebekler yanımızdan ayrılmadı, küçük canavarlarımızı yedirdik, içirdik, büyüttük.
Uzm. Dr. Asil Budaklı, “Buraya kadar oyunların bağımlılık yönü vardı evet ama masumdular. Oyunlar yaşatmak üzerineydi çünkü. Atari salonlarının yaygınlaşmasıyla bu kez oyunların masumiyetleri de kayboldu. Dövüş ve savaş oyunları kendilerine geniş yer buldu çocuk beyinlerinde“ dedi. Budaklı'ya göre oyun bağımlılığında bir dönüm noktası 2000'li yıllarla birlikte başladı. Bilgisayar ve internetin yaygınlaşması online oyunları da beraberinde getirdi. Bir dönem sokaklarda arkadaşlarıyla oynayan çocuklar önce atari salonlarında sanal karakterleri dövüştürdü ya da yarıştırdı, daha sonra da evinden çıkması bile gerekmiyordu oyun için. Odasında bilgisayarın başından kalkmamaya başladı.
Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla oyun alışkanlığı da değişti. Bu kez odadan çıkmayı başardık ama telefonlara bakmaktan kafamızı kaldıramaz olduk. Telefonlara yüklenen uygulamalarla oyunlar parmak uçlarımızdaydı artık. Psikiyatri Uzmanı Dr. Budaklı, tüm bu süreçlerin kişilikleri doğrudan etkilediğini belirtti, “kişilikteki gizlenmiş karşıdakiyle savaşma, rekabet etme, savaşma, onu yenme, öldürme ya da oyunda “level” atlama hazzı ve bu hazzı tekrarlama isteği baskın şekilde ortaya çıkıyor. Oyunların kolayca tekrarlanması oyun başında geçirilen süreyi artırıyor. Online oyunlarla birlikte insanlar yenme ve rekabet etme hazzını yaşayabilmek için para harcamayı göze alıyor. “Ben daha fazla yenmeliyim, ben daha fazla savaşmalıyım, benim takımım en iyi olmalı, benim şehrim en güzel olmalı, daha fazla can kazanmalıyım, bonuslarımı artırmalıyım” şeklindeki düşünme davranışıyla birlikte de oyun bağımlısı günlük yaşamdan kopmaya başlıyor. Böylece oyun bağımlısı kişilerde ailevi, sosyal ve mesleki konularda sorunlar beraberinde geliyor” dedi.
UYKU SORUNLARI OLAN KİŞİLER
Son 15 yılda oyun bağımlıları evde, bir odada yalnız bilgisayar başında zaman geçiren uyku sorunları yaşayan, okul, iş yaşamını aksatan kişiler olarak tanımlandı. Uzm. Dr. Budaklı; “bizim en çok şikayet ettiğimiz konu oyun bağımlılarının saatlerini masa başında geçirdikleri, bu nedenle hareketsizlikle birlikte obezite gibi birçok fiziksel rahatsızlığında beraberinde ortaya çıkmasıydı. Ancak son dönemlerde ortaya çıkan arttırılmış gerçeklik oyunlarıyla birlikte artık kullanıcılar dışarıdayken de oynayabiliyor. Oyunlar akıllı telefonların harita ve konum belirleyicileri (GPS) aracılığıyla dış mekânlara taşındı” dedi. Google Haritalar aracılığıyla akıllı cihazların GPS'ini ve kamerasını kullanarak Pokemonları gerçek hayata entegre eden “Pokemon Go” oyunu, oyuncuları dış mekânda gezerek Pokemonların en çok yaşadığı alanlara gitmeye itiyor. Oyuncular telefonla gezerek ve pokemonları toplayarak oyundaki seviyelerini yükseltiyorlar.
Psikiyatri Uzmanı Budaklı; “Bu açıdan “Pokemon Go” oyuncuyu dış mekâna yönlendiren yapısıyla olumlu algılandı. Burada olumlu algılanan kısmı Pokemon Go'nun daha az oyun bağımlısı yapması değil; oynamak için dış mekana çıkılması, yürünmesi gerektiği ve sosyalleşmeye katkıda bulunduğunun düşünülmesi. Ancak bu oyunda da savaşma, rekabet etme, karşıdakini ezme ve bunlar sırasında haz duyma , tekrar haz peşinde koşma davranış döngüsünün bulunduğunu kısa süre içerisinde değerlendirme imkanımız oldu” dedi.
Online oyunların kişiyi eve kapattığı, hareketsizliğe neden olduğu sorunu şimdilik “tarih oldu” gibi gözükse de oyun insanları bir başka çılgınlığa da sürüklemeye başladı. O da sadece daha fazla Pokemon yakalamak, karakter toplamak için çocukların, gençlerin kendilerini bilmeden tehlikeye atması. Şimdilik Türkiye'de böyle bir problem ortaya çıkmadı ancak Amerika'da ve Avrupa'da yaşları 10 ile 20 arasında değişen birçok çocuk oyun oynadığı sırada dikkatsizliğin kurbanı oldu. Kimi Pokemon yakalarken kendisine zarar verdi, kimi ise hayatını kaybetti.
http://nypost.com/2016/07/09/pokemon-go-is-afflicting-players-with-real-world-injuries/http://knowledgeglue.com/3-children-killed-while-playing-pokemon-go/http://www.snopes.com/15-year-old-killed-trespassing-while-playing-pokemon-go/
Ya da pokemon karakterini sildi diye kardeşini öldüren bile oldu. Florida'da da yaşayan 15 yaşındaki genç 13 yaşındaki kardeşini öldürdü.
http://www.cartelpress.com/pokemon-go-teen-kills-younger-brother-thought-deleted-pokemon/
Pokemon Go oynarken karakter yakalamak için kilometrelerce yol katedenler için ise hackerlar çoktan devreye girdi bile. Oyunun kullanılmaya başladığı hafta konum değiştiricilerle karakterin yanına gitmeden oraya gitmiş gibi göstermek de artık mümkün. Uzm. Dr. Budaklı; “Konum değiştiriciler ile oyunun daha hızlı oynanması, diğer oyun bağımlılıklarında olduğu gibi, kişiyi tekrar sosyal yaşamdan uzaklaşma, iş hayatında oyun oynayarak işlevselliğinin azalma riskiyle karşı karşıya bırakacaktır. Şuan için oyunu oynayan yaş gruplarına bakıldığında yaz tatili devam eden okul, üniversite öğrencileri başı çekmektedir. Önerimiz eğitim yılı başlamadan oyun kullanımını sınırlamak, günün belirli saatlerini belirleyip bunun dışına çıkmamayı alışkanlık haline getirmek iyi olacaktır” dedi.
Yeni Şafak