Peygamberimizin Ortadoğu hakkındaki uyarıları

Nihat HATİPOĞLU

Peygamberimiz (s.a.v.) on dört asır önce bugünlerde meydana gelen olaylara dikkat çekmiştir. Peygamberimizin verdiği bilgilere ve uyarılara baktığımızda mevcut coğrafyanın ileride çok farklı olaylara gebe olduğunu görmemiz mümkün olmaktadır. Tabii ki bu noktada, peygamberler geleceği bilebilir mi gibi kadim bir tartışmaya girişecek değilim. Yüce Allah diledi mi peygamberlerine geleceğin bilgilerini -dilediği kadarıyla- açar. Şimdi vereceğim bilgiler de zaten bunun bir ispatıdır. Çünkü mülk, ilim, karar, hüküm Allah'ındır.

Peki Hz. Peygamber (s.a.v.) Ortadoğu coğrafyasındaki bazı olaylara neden işaret etmiş ve bu konudaki perdeleri kısmen de olsa neden aralamıştır. Sanırım olayları iyi okuyabilmemiz, fitne döneminde uyanık olmamız, ve oynanan oyunları iyi sezinlememiz için geleceğe ait bu sahifeleri aralamıştır. Aralamış ki hazırlıksız yakalanmayalım, tedbirimizi alabilelim, boşa düşmeyelim İslam beldelerinde hareket alanı belirlenen değil, kaderini kendisi çizenlerden olalım.
Bu yazımızda Hz. Peygamber'in (s.a.v.) içinde bulunduğumuz coğrafyayla ilgili birkaç uyarısına işaret etmek istiyorum.

Irak halkı kilograma muhtaç olunca!

Peygamber (s.a.v.) Irak bölgesinin olağanüstü olaylara gebe olacağını haber veriyor. Şöyle buyuruyor: "Irak'ın kendi parasını (dirhem) ve kilogramını toparlayamayacağı günler yakındır" (Müslim, hd: 2896) Hadis çok açık ve net bir bilgiyi bizimle paylaşıyor.

Hz. Peygamber (s.a.v.) kilogram olarak terceme ettiğimiz ölçeği, toprak ürünlerine örnek göstermiş ve bu ülkenin toprakaltı ve üstü zenginliklerinin paylaşılacağına işaret etmiştir. 1990'lı yıllarda gelişen olaylar ekonomik yönden yaşanan darboğaz, ambargo ve benzeri kargaşalar Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bu uyarısını haklı kılıyor. Gıdasına ve toprağına bile hâkim olamayacaklar diyor Hz. Peygamber (s.a.v.). Bu coğrafyanın özgürlüğüne yeraltı ve yerüstü zenginliklerine ve parasına hâkim olamayacağı günlerin geleceğini işaret eden Hz. Peygamber (s.a.v.) bu oyuna gelinmemesi için atılması gereken adımlara işaret ediyor aslında.

Şam bıçağını ve parasını koruyamayınca...

Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Şam bölgesi ile ilgili uyarısı da Irak'la ilgili uyarısı kadar manidardır. Bugünkü Suriye, Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde Şam şehriyle ifade edilirdi. Burayla ilgili şöyle buyuruyor: "Şam ehlinin parasını (dinarını) ve bıçağını (muda) elinde tutamayacağı günler yakınlaştı." (Müslim hd: 2896). Bu hadiste geçen "muda" kelimesi hem bıçak ve hem de ölçü birimi anlamına geliyor. (İbnü'l-esir, en-nihaye, IV, 310)

Bu hadisin ne anlattığı da çok açıktır. Zaman gelecek Suriye hem yeraltı zenginliklerine, hem silahına ve hem de parasına hâkim olamayacaktır demek istiyor Hz. Resul (s.a.v.). Belki bu uyarılarıyla dünya Müslümanlarını dünyanın yeni dizaynına dair uyarmış oluyor. "Bu zor günleri yaşayabilirsiniz. Oyunlara gelmeyin, inancınıza ve ülkelerinize sahip çıkın" demek istiyor. Tabii ki anlayacak ve tedbirini alacak bir kulak bulabilse.

Bu iki hadiste Hz. Peygamber'in (s.a.v.) işaret ettiği önemli bir uyarı daha var. Irak ve Suriye halkları bunları yaşayacak dediğinde, sahabe sorarlar. Derler ki "Ey Allah'ın Resulü! Bu ülkelerin zenginliklerine, özgürlüklerine, tahılına, gıdasına, güç ve silahına el koyacak olanlar kimlerdir?" Hz. Peygamber'in (s.a.v.) cevabı çok açıktır: Acemler (Arap olmayan bölge insanları) ve Rumlardır (Batılı ülkeler). Müslüman olmayan ülkeler bu sonu hazırlayacaklar buyuruyor Yüce Allah'ın doğru sözlü elçisi. Aslında Hz. Peygamber (s.a.v.) Irak ve Suriye örneğiyle birbiri ardınca çözülen coğrafyamızın basiretsiz, Kuran'dan uzak, Hz. Peygamber'den uzak bazı yöneticilerine ve halklarına açık uyarıda bulunuyor. Kısaca buyuruyor ki Kuran'ın yolundan ve benim sünnetimden ayrılırsanız Batı güçlerinin ve sizi sevmeyenlerin ellerinde bilardo topu gibi sağa sola savrulursunuz. Bugün yaşadıklarınız işte bu uyarıları dikkate almamanızın bedelidir.

Mısır da gıdasını ve parasını koruyamayacak

Peygamberimizin uyarısı Irak ve Suriye'yle kayıtlı değildir. Benzer bilgiyi Mısır'la ilgili de verir. "Mısır'ın da ölçeğine ve parasına hâkim olamadığı ve koruyamadığı günler yakındır" buyurur.
Tabii ki bu uyarıların devamında ürküten bir ifade daha vardır. Onu da Hz. Resul (s.a.v.) şöyle haber veriyor: "Ve sizler başladığınız yerden geri dönersiniz. Sizler (fethe) başladığınız yerden geri dönersiniz" (Müslim, hd: 2896).

Bu ifade "topraklarınızı da yitirirsiniz" anlamına gelmiyordur inşallah. Gelmiyordur ama boşa olan bir uyarı da değildir elbette. Bütün bu sözler ve dikkat çekmeler bizlerin daha sorumlu ve tetikte olmamız için söylenmiş uyarılar olmasın! Çünkü Allah'ın Resulü (s.a.v.) hayatı boyunca hiç boş konuşmamıştır. O ne demişse hem hayatında hem sonrasında nokta nokta gerçekleşmiştir. Gerçekleşmeyenler ise birbiri ardınca aynen haber verdiği gibi olacaktır.

Fırat, su savaşlarına işaret mi?

Hz. Peygamber (s.a.v.) yaşadığımız bölgeyle ilgili önemli bir uyarı ve bilgiyi de Fırat nehriyle ilgili vermiştir. Hadis şöyledir; "Fırat nehri, altından bir dağı ortaya çıkarmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar bunun için birbirleriyle savaşıp birbirlerini öldürürler. Sonuçta her yüz kişiden 99 kişi hayatını kaybedecektir." (Müslim hd: 2894)

Hz. Peygamber (s.a.v.) acaba Fırat havzasında saklı olan altın yataklarına mı, petrole mi, kıyamet öncesi oluşacak depremler sonucunda değişecek su mecrasına mı işaret ediyor? Yoksa Hz. Peygamber (s.a.v.) Erzurum- Küçük Asya- Irak bölgesini geçen bu nehirle "su"ya mı işaret ediyor. Suyun ileride altın kadar değerli olacağına mı işaret etmek istiyor. İleride su kıtlığının yaşanabileceği ortamda bu nehrin suyunun altından daha değerli olacağına ve çekişme vesilesi olacağına mı işaret ediyor. Yoksa Fırat örneğiyle Dicle'ye ve diğer su zenginliklerine mi işaret ediyor. Ancak Yüce Allah bilir. Ve ama bu hadis bu bölgelerde nehir, altın, petrol ve su ağırlıklı politik dairenin hep olageleceğini işaret etmektedir.

Bu kısa yazıda Ortadoğu ile ilgili değerlendirme yaparken siyasi ve politik değerlendirmelerden uzak durarak kendi alanımla ilgili değerlendirmelerde bulunmaya çalıştım. Sonuç olarak şunu demek istedim: Peygamberimiz (s.a.v.) Ortadoğu coğrafyasıyla ilgili haber vermiştir. Ben bu haberlerin yüzlercesinden sadece birkaçını buraya aldım. Bu konuda söylenecek o kadar husus var ki! Belki onlarca hafta bunlara devam etmem gerekebilir. Ama bütün bu bilgi ve uyarıların tek bir hedefi var. O da şudur: Kıyamete kadar bütün dünyanın nabzının atacağı yer: Ortadoğu'dur. Ve bu bölge halklarının son derece uyanık ve akıllı olması gerekmektedir.

Sabah

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.