Oruç sabır ve kardeşliktir

Oruç tutmak tabii ki yemekten ve içmekten uzak durmak değildir. Nasıl bir malın zekatı veriliyorsa, vücudumuzun da zekatı oruçtur. Oruç sabırdır; sabır da imanın yarısıdır

-Sayın Erdem amazan dendiğinde zihninizde ne canlanır?

Ramazan dendiğinde, Allah’a yöneliş, arınma, ibadet anlamına gelir.

-Oruç tutmak, salt yemekten ve içmekten uzak durmak mıdır?

Oruç tutmak tabii ki yemekten ve içmekten uzak durmak değildir. Orucun hem sağlık hem de İslam açısından bize çok büyük faydaları bulunmaktadır. Sağlık açısından düşünülürse; vücudun sıhhati, dinlenmesi ve organların çalışması, işlevi açısından çok faydalıdır. İslam açısından düşünürsek nasıl bir malın zekatı veriliyorsa, vücudumuzun da zekatı oruçtur. Oruç sabırdır; sabır da imanın yarısıdır.

-Sizce Ramazan’la birlikte özellikle de ‘yardımlaşma’ olgusunun belirgin bir biçimde öne çıkmasının sebebi nedir?

Ramazanda tutulan oruç, bahsettiğim gibi biz insanlara sabır ve açlığı öğretiyor. Bu duygular neticesinde de yardımlaşma olgusu da ortaya çıkıyor.

-Oruç tutmanın ‘bilimsel’ olarak da ‘çok iyi’ ve ‘çok yararlı’ olduğu yönündeki yaklaşımları nasıl karşılıyorsunuz. Sizce de gerçekçi mi bunlar?

İslamiyet’in biz insanlara bir olguyu anlatırken mutlaka karşılığında bir bilimsel açıklaması da vardır. Mide açlık enzimi salgıladığında, beyinde ghrelin hormonunun salgılanmasına sebep oluyor. Bu hormonda vücudu koruyor. Hz. Muhammed bir hadisinde “oruç kalkandır. Ta ki dedikodu yapana kadar” buyurur. Dedikodu yapıldığında bu kalkan kalkar. Her duygu bir kimyasal salgı üretir. Bu dedikodu gibi negatif duygular da bizi bozmuş olur.

-Bir Ramazan klasiği vardır malumunuz... “Nerede o eski Ramazanlar!”

Sahi sorun nerededir? Zamanda mı yoksa geçen zamanla birlikte değişen algılarda mı?

Adamın biri çiftlikle uğraşıyormuş. Oğlu bir gün babasına gurbete gitmek istediğini söyler. Adam oğlunu gurbete yollar. Aradan biraz zaman geçtikten sonra, oğlan Tahtakale’den aldığı birkaç kıyafet ve fötrle köyüne döner. Köye geldiğinde babasına hala çiftlikle uğraştığını oysa, dünyanın değiştiğini söyler. Adam oğluna kızgın bir şekilde “şu karşı kızıl dağ, benim bildiğim aynı kızıl dağ sizin gibi kendini bilmezler, bu dünyayı değiştiriyor.”

-İlk orucunuzun sizin için anlamı neydi? O günü nasıl tamamlamıştınız?

Benim için oruç beraber oturulan iftar sofraları, beraber yapılan dualar, evdeki koşuşturmalar, tatlı heyecanlar kısacası birlik ve beraberlik. İlk oruç tuttuğum o günü ise tuttuğun oruç karşılığında aldığım hediyeler ve dualarla tamamladım.

-Paylaşacağınız Ramazan hatıranız varmı?

İlk orucumu 5-6 yaşlarında tuttum. o zamanlar günler kısaydı tabi. Orucumu bozmamak için tüm aile seferber olup sırtında taşır, hediyeler karşılığında orucumu satın almak isterlerdi. Akşam saatinde ise seccadeye oturup etrafıma yemişler ve hediyelerle donatırlardı.

-Ramazan ayına girildiğinde bazıları için ilginç bir biçimde Ramazan Eğlenceleri de gündeme geliyor. Ramazanla eğlence arasında nasıl bir bağ vardır sizce? Ya da var mıdır?

Ramazan ve eğlence arasında hiçbir bağlantı yoktur. Sonradan uydurulmuş bir eğlence düzenlidir.

-Elektriğin olmadığı zamanlarda ‘mahya’ muhteşem bir sanat eseri olarak arz-ı endam ederdi Ramazanlarda. Hatta kimi batılı entelektüeller, bu sahneyi, “gökten yıldızları koparıp iki minare arasına dizmek’ şeklinde tasvir etmişler.  Size bir mahya yazma imkânı verilseydi, ne yazmak isterdiniz?

İnsan gibi düşünen ‘Tanrı sanısından
Allah gibi düşünen insan anlayışına.

Star

Güncel Haberleri