Ölüm hakikati ve tesellici risale

İlkay KAYATÜRK

Çok severdim teyzemi. Bu ani ve derin acının içinde ben garip bir hal yaşadım. 
Hastaneye cenazemizi almaya gittik. Ama orda ne oldu nasıl olduysa cenazeyi yıkayacak yakınlarımız, üzüntüden ağlamaktan dayanamadı içeri giremedi. Daha doğrusu yıkayacak Hocahanım, sakin olmadıkları için almadı onları. Ben teyzemi yalnız bırakmam! diye ben girdim.

Çok korktum falan, gibi şeyler anlatmicam tabii.. Çok sevdiğimi kaybettim ben. Toprağın altında çok sevdiğim var. Bu değil. Daha farklı şeyler yaşadım.

İlk defa yüzleştim bununla. Mümkün olsa o an istemezdim bunu yaşamayı. Ama müslüman bir kadındı ve müslüman bir kadına yakışır bir şekilde hazırlandığından emin olmak ve dediğim gibi gerçekten anne yarısı olmuş teyzemi yalnız bırakmak istemediğim için atıldım.

Sakince dualar ve tekbirlerle son görevimi yaptım. Zaten masum bir bebek gibiydi. Kendi ellerimle yıkadım kefenledim tetemi. Arnavutçada teyzeye "TETE" denir.

Ben tüm o sükunetin saygının arasında bir isyana girdim, bir kabule. Bir imana girdim, bir isyana. Mahvoldum! Dedim ki her şey hiç! Sonra dedim ki her şey tam! Utanarak yazıyorum bunları, anlayacağınızı ümit ederek.

Hiç tahmin etmediğim düşünceler kuşattı beni. Bir ara, ancak toprak olacak o kadar!, diye düşündüm. Her şey bitti buraya kadar! dedim. Tüm bunları yaşarken bir yanımla da hissediyordum ki, benden güzel olan bişeyler uçup gidiyor, uzaklaşıyor sanki. Bir garip hal anlatamam size. Bir yandan teyzem, ki acı, bir yandan bu düşünceler, ki paralayıcı, bayılacak gibi oldum.

Dünya döndü, midem bulandı, nefesim gitti ben boşlukta tek başıma asılı kaldım. Ben bence asırlarca kaldım inanın o boşlukta. Hocahanım farketti halimi. Kelime-i Tevhid! Benimle tekrarla dedi.

Allahım delirecek gibi oldum. Aklım gitti sanki yerine boşluk geldi. İşte tam o anda ne oldu biliyor musunuz!

Kalbimden şöyle bişey;  beni bırakma!. Sonra aklıma çıktı düşünce olarak. Sonrada dilime döküldü. Beni bırakma, ben bıraksam da Sen beni bırakma. Ve yavaş yavaş başladım "Lailahe İllallah"demeye.  Sonra biraz daha yüksek, biraz daha derken aklıma kavuştum hamdolsun. Donan kanım yeniden akmaya başladı sanki.

Tetemi öptüm vedalaştım. Dualar ettim. Teslim oldum. Sustum.
İşte ben o gün bugün bir damla yaş dökmedim. Ağlamadım. Ben günlerdir düşünmemeye çalıştım. O'nun merhametinden başka sığınacak hiçbir şeyim yok. Hiçbirimizin yok. Ama merhameti var. Biliyorum merhameti var.

Çok korktum yaşadığım şeyi hatırlamaya, çok korktum ya yine yaşarsam diye. Günlerdir sadece sustum sığındım titreyerek.

Açılmam için beni doktora götürmeye kalktılar. Bütün o kalabalığın arasında ara sıra bişeyler atıştırdım ama hep uyuyor gibi sustum. Sanki tüy gibi hafifdim. Ama dermansız.

Dün akşam evime geldim. Sizi ve beni yaratan Allah şahidki, gayri ihtiyari bilgisayarı açtım ve bişey beni bekliyor düşüncesiyle maillere baktım.

Orda gördüm o güzel mektubu!
Taziye  yazarken bana bir mektup gönderilmiş. O mektubu gönderen bana ne gönderdiğinin inanın benim kadar farkında olmuş olamaz. Belki gönderene göre bir taziyenameydi. Olağan bişeydi.

Ama ben gözümden boşanan yaşlarla okudum o kelimeleri.Yirminci Mektubun birinci makamındaki 11 kelimeyi. Hem ağlayarak hem mutlu olarak gülümsemeyle. 7.kelime 8. kelime ve son kelime. defalarca okudum. Sanki biri elleriyle avuç avuç su içiriyor gibi serinledim. Sanki biri başımı okşuyor gibi. Ya anlatamam, anlatılmıyor inanın. Ben belki başka bir zaman okusam aynı şeyler olur muydu bilmiyorum. Ama dün gece huzurla uyudum. Bugün normale döndüm. Hatta sanki bir çocuk gibi idrak etmeye çalışarak.

Teyzem yerinde, ben yerimdeyim, her şey olması gerektiği yerde. Hayat yerinde, ölümde yerinde. Yemek yedim, karnım doydu günlerden sonra. Kahve içtim ezan dinledim. Namaz kıldım. Dayımla sohbet ettim güldüm. Odamı düzelttim. Penceremden manzarayı seyrettim. Yasin okudum teyzeme. Ona dua ettim. Allah’a hamd ettim.

Daha önce bana hediye edilen Yirmi üçüncü Sözü kalbime bastırıp, teşekkür ettim O  muhterem müellife…  Uzun uzun teşekkür ettim.

Bunları yazıp yazmamakta tereddüt ettim. Ama işte yazdım. Biliyorum garip gelecek  belki.Vallahi ben bunları yaşadım.
Her şey olması gerektiği yerde olmalıda, o yüzden.

Ben Yirminci Mektubu alıp başucumdaki kitaplığa koyacam. Olur ya düşersem, kaldırsın. Çünkü risalelere okumaya yeni başladım.

Son zamanlarda bana  hediye edilen birkaç risaleyi  okumaya çalışıyordum ama dürüst olmalıyım ki bunalıyordum. Anlamıyor gibiydim. Kelimeler üstüme üstüme yığılıyordu. Oysa taziye dolayısıyla bana gelen 20. mektupta, kelimeler sözlüğü, açıklamalarda yoktu. Ama inanın anladım. Şimdi artık anlamasam da, anlayana kadar tekrar tekrar okuyacak sabrım ve arzum var.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.