İttihad-ı İslâm’a Giden Yol-5

Nuran ŞAHİN

NİYET — Büyük Birlik, Küçük Bir Yönelişle Başlar-4

Farklılıklar İçinde Birlik: İttihadın Ahlâkî Sınırları

İslâm birliği, Müslümanların dinî kardeşlik bağlarını güçlendiren ve toplumsal dayanışmayı geliştirmeyi hedefleyen bir anlayış olarak ele alınabilir. Ancak gerçek birlik, farklılıkları zorla ortadan kaldırmak veya herkesi tek bir düşünce ve uygulama biçimine mecbur etmek anlamına gelmez.

İnsanların bilgi düzeyleri, kabiliyetleri, tecrübeleri ve bazı meseleleri yorumlama biçimleri farklı olabilir. Bu farklılıklar, adalet ve kardeşlik çerçevesinde ele alındığında ortak çalışmaya engel olmak zorunda değildir. Birliğin ahlâkî temeli, herkesin aynı olması değil, farklılıklar içinde birbirinin hakkını koruyabilmesidir.

Bu noktada niyet yeniden belirleyici hâle gelir. Bir insan farklı düşündüğü bir Müslümanı yalnızca kendi görüşünden ayrıldığı için düşman olarak mı görüyor, yoksa ihtilafı adalet ve karşılıklı saygı çerçevesinde ele alabilecek bir ahlâkı mı benimsiyor?

Birlik arzusunun samimiyeti, yalnızca benzer düşünenlerle ilişkilerde değil, farklı düşünenlerle kurulan ilişkilerde de sınanır.

İttihad-ı İslâm’ın hedefi başkalarına üstünlük kurmak değil; dinî kardeşliği, adaleti, insan onurunu ve ortak hayra yönelik sorumluluğu güçlendirmek olmalıdır.

Bu yaklaşım, birliğin sınırlarını da belirler. Haksızlığı desteklemek, başkalarının hukukunu çiğnemek veya yanlış bir davranışı sırf grup dayanışması adına savunmak, gerçek kardeşlik ve adalet anlayışıyla bağdaşmaz.

Birlik, hakkın yerine geçmez; hakkın korunmasına hizmet etmelidir.

İnsan niyetini tekrar tekrar gözden geçirmek, ihlâsını korumak ve hatalarını düzeltmek zorunda kalabilir. Topluluklar da ortak gayelerini ve çalışma biçimlerini zaman zaman yeniden değerlendirmelidir.

Dolayısıyla İttihad-ı İslâm, yalnızca bir kez ilan edilip tamamlanan bir hedef değil; niyetin, ahlâkın, adaletin ve ortak sorumluluğun sürekli yenilenmesini gerektiren bir gayret olarak düşünülmelidir.

Niyet ihlâsla korunmalı, ihlâs adalet ve kardeşlik hukukuyla desteklenmeli, ortak gaye ise şahsî menfaatlerin üzerinde tutulmalıdır.

Böyle bir yaklaşım, farklılıkları yok etmeye değil, farklılıklar içinde ortak hayra yönelmeye imkân sağlar. Ferdin kendi sorumluluğunu üstlenmesiyle başlayan bu yöneliş, karşılıklı güven ve yardımlaşmayla güçlenir; daha geniş bir dayanışma ve ortak hizmet anlayışına zemin hazırlar.

Sonuç olarak İttihad-ı İslâm’ın ahlâkî temellerinden biri, Müslümanların yalnızca birlikte olmayı değil, birlikte olmanın sorumluluğunu da üstlenmeleridir.

Birlik niyetle başlar; ihlâsla korunur, adaletle güçlenir ve ortak sorumlulukla hayata taşınır.

Ben, İttihad-ı İslâm gibi büyük bir gayeyi savunurken kendi niyetimi ne ölçüde sorguluyorum? Farklı düşünen Müslümanlarla ilişkilerimde kardeşlik hukukunu koruyor muyum? Ortak hayra katkıda bulunurken şahsî menfaatimi, görünür olma arzumu ve takdir beklentimi nasıl değerlendiriyorum?

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.