13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’ndan notlar

Nuran ŞAHİN

İstanbul İlim ve Küultür Vakfı (İİKV) tarafından düzenlenen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, Taksim Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. "Küresel Krizlere Kur'ânî Çözümler" temasıyla düzenlenen sempozyum, dünyanın dört bir yanından gelen ilim insanlarını ve devlet adamlarını bir araya getirdi.

Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile Manevi Başlangıç

Açılış programı, Ayasofya-i Kebir Câmi-i Şerîfi İmam Hatibi Hafız Ferruh Muştuer'in Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Sunucunun "Kur'an'ın sedasıyla buluşturan güzel tilaveti için Hafız Ferruh Muştu hocamıza teşekkür ediyoruz. Rabb'imiz kendisinden razı olsun" duası ve Bediüzzaman Said Nursi'nin "Beşerin asar-ı kanunları beşer gibi ihtiyar oluyor, değişiyor, tedbir ediyor. Fakat Kur'an'ın hükümleri ve kanunları o kadar sabit ve rasihdir ki asırlar geçtikçe daha ziyade kuvvetini gösteriyor" sözleriyle manevi atmosfer pekiştirildi.

Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bayram Özer: "60 Ükle'den 668 Başvuru Yapıldı"

Açılış ve selamlama konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkan Sempozyum Bilim Kurulu Başkanı ve 19 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayram Özer, sempozyumun kapsamı ve bilimsel süreci hakkında çarpıcı detaylar paylaştı.

Konuşmasına protokolü ve katılımcıları selamlayarak başlayan Prof. Dr. Özer, organizasyonun uluslararası boyutunu şu verilerle ortaya koydu:

  • Başvuru Sayısı: Sempozyuma 60 ülkeden 448 bağımsız kurumdan toplam 668 tebliğ özeti başvurusu gerçekleşti.
  • Kabul Edilen Tebliğler: Uluslararası bilim kurulunun titiz değerlendirmeleri sonucunda 262 tebliğ sunulmak üzere kabul edildi.
  • Oturum ve Diller: Önümüzdeki 3 gün boyunca 4 ayrı dilde (Türkçe, Arapça, İngilizce ve Rusça), 11 bağımsız salonda toplam 67 ayrı oturumda tebliğler sunulacak ve müzakere edilecek.

115 Yıllık Müjde: "En Yüksek Gür Sada İslam'ın Sedası Olacaktır"

Bediüzzaman Said Nursi'nin 1911 yılında Şam'daki Emevi Camii'nde irat ettiği Hutbe-i Şamiye'ye atıfta bulunan Prof. Dr. Bayram Özer, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:"Bugün bundan 115 yıl önce 1911'de Bediüzzaman Said Nursi Şam'daki Emevi Camii'nde ümmetin hastalıklarını; yeisin hayat bulması, sıdkın ölmesi, düşmanlığa muhabbet ve istibdat olarak teşhis etmiştir. Ardından o büyük müjdeyi vermiştir: 'Evet, ümitvar olunuz! Şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada İslam'ın sedası olacaktır.'"

Suriye Müftüsü Üsame Abdülkerim er-Rifaî'nin Konuşması

Suriye Genel Müftüsü Şeyh Üsame Abdülkerim er-Rifaî, sempozyumda yaptığı konuşmada Bediüzzaman Said Nursi'nin İslam dünyasındaki birlik, beraberlik ve Kur'ân-ı Kerim rehberliğindeki tebliğ anlayışının önemine dikkat çekti. Günümüz krizlerine karşı Kur'an ve sünnet ölçülerine sarılmanın elzem olduğunu vurgulayan er-Rifaî, Risale-i Nur eserlerinin bu yolda modern çağın insanına sunduğu reçetelerin değerini ifade etti.

Prof. Dr. Ali Karadaği: "İslam'ın Yağmuruna ve Kur'an'ın Şifasına Bütün İnsanlığın İhtiyacı Var"

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ali Karadaği, konuşmasında protokolü ve katılımcıları selamlayarak şu önemli mesajları verdi:

  • Küresel Krizler ve İnsanlığın İhtiyacı: Günümüz medeniyetinin insani, imani, ahlaki ve fıtri yönden büyük krizler yaşadığını belirten Karadaği; "Dünya bugün İslam'ın yağmuruna, Kur'an'ın şifasına ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) rahmetine her zamankinden daha fazla muhtaçtır. Bizler 'Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik' buyruğu gereğince sadece Müslümanlara değil, tüm insanlığa çözümler sunmalıyız" dedi.
  • İslam Dünyası ve İnsanlık Ailesi: Bugün dünyanın adeta tek bir köy haline geldiğini vurgulayan Karadaği, İslam ümmetinin insanlık ailesinden ayrı düşünülemeyeceğini, sorunların da çözümlerin de ortak olduğunu ifade etti.
  • İİKV ve Said Nursi Talebelerine Teşekkür: Sempozyumu düzenleyen İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Başkanı Said Yüce'ye ve Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerine bu büyük organizasyon için teşekkür etti.

İngiliz Gazeteci ve Yazar Lauren Booth: "Modern Propaganda ve Siyonizm, Firavun Sisteminin Günümüzdeki Yansımasıdır"

Kürsüye davet edilen İngiliz gazeteci ve yazar Lauren Booth, günümüz dünyasında yaşanan küresel krizleri, siyonizmi ve algı operasyonlarını Kur'ân-ı Kerîm'deki Firavun kıssası üzerinden değerlendirdi.

  • Küresel Krizler ve Dezenformasyon: Bakara Sûresi 11-12. ayetlerine atıfta bulunan Booth; "Bugün şeytanların güpe gündüz ortalıkta gezindiği bir dönemdeyiz. Onlara 'Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın' dendiğinde, 'Biz sadece ıslah edicileriz' derler. Oysa Allah 'İyi bilin ki asıl bozguncular kendileridir, fakat farkında değillerdir' buyuruyor. Neoliberal politikacılar, milyarder teknoloji şirketleri ve Siyonistler ulaştıkları her yerde bir savaş tiyatrosu ve adaletsizlik arenası kuruyorlar" dedi.
  • Modern Siyaset ve Firavun’un Yöntemleri: Kur'an-ı Kerim'de Hz. Musa ile Firavun arasındaki mücadelenin modern medyanın ve siyasetin propaganda yöntemlerini aynen tarif ettiğini söyleyen Booth; "Firavun halkın gözlerini büyülemiş ve onları korkutmuştu. Büyüleme ve korku... Günümüz medyası ve dijital araçları da insanları aynı yöntemle yönlendiriyor. Büyü ve korku twin-engine (çift motorlu) bir propaganda aracı olarak kullanılıyor" ifadelerini kullandı.

Lauren Booth: "Şükreden İnsan, Medyanın 'Daha Fazlasına İhtiyacın Var' Yalanına Karşı Bağışıklık Kazanır"

Konuşmasının devamında modern medyanın ve reklamcılığın insan zihnini gürültüyle doldurduğunu ve Kur'an'ın "Mizan" (denge) mesajını duymamızı engellediğini belirten Lauren Booth, bu cendereden çıkış yolunu şöyle açıkladı:

  • Taqwa (Taktiksel Ara ve Bilinç): Kur'an bize uyarılara karşı durup düşünme yeteneği verir. Telefonumuza uzandığımız an 'Allah bundan razı mı?' diye sorabilmeliyiz.
  • Şükür ve Gazze'deki Direniş: Şükreden insan 'daha fazlasına ihtiyacın var' yalanına karşı bağışıklık kazanır. Gazze'deki bir arkadaşıyla yaptığı telefon görüşmesini aktaran Booth; "Gazze'deki kardeşimi arayıp 'Nasılsın?' diye sordum. Bana 'Vallahi iyi durumda değiliz ama şükrediyoruz. Şikayet etmeyeceğiz, Allah'ın takdirini bekleyeceğiz ve iman edenler olarak biliyoruz ki bu bizim için hayırlıdır' dedi. İşte Kur'ani duruş budur" ifadelerini kullandı.

Lauren Booth: "Gerçek Özgürlük Satılınamaz Olmaktır"

Lauren Booth, konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uluslararası arenadaki çıkışlarına ve kendi İslam'a geçiş hikayesine değindi:

  • Erdoğan'ın BM'deki Dik Duruşu: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünya sistemine meydan okumasını öven Booth; "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünya sahnesinde durup bu insanları utandırdığını, yüzlerine karşı 'Daha iyisini yapmak zorundasınız' dediğini görüyoruz. İnsanlık için daha büyük bir mücadele veriliyor. Satılınamaz olmak gerçek özgürlüktür" dedi.
  • Medya Dünyası ve İslami Duruş: 20 yıllık siyasi gazetecilik tecrübesine atıfta bulunan Booth, ana akım medyanın siyaset teorisi süsü verilmiş dedikodulardan ibaret olduğunu söyledi ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) attar ile demirci örneğini hatırlattı.
  • Fitratın Gücü ve Müslüman Oluş Hikayesi: İslam'ı kabul etme sürecinde 8 ve 10 yaşındaki kızlarıyla yaşadığı anıyı paylaşan Booth; "Müslüman olacağımı söylediğimde kızlarım bana üç soru sordu: 'Hala annemiz kalacak mısın?', 'Yine alkol içecek misin?' ve 'Hala açık giyinecek misin?'. Fıtratın bu gücü karşısında sarsıldım. Onlara alkolü bırakacağımı, tesettüre gireceğimi ve daha iyi bir anne olacağımı söylediğimde, Batılı bir ortamda yetişmiş bu iki Hristiyan çocuk 'İslam'ı çok sevdik' dediler" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Necmeddin Bilal Erdoğan: "Bugün Yaşadığımız Pek Çok Krizin Temelinde Bir Mizan ve Ölçü Problemi Var"

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, konuşmasında küresel krizler, mizan/ölçü eksikliği ve adalet meselelerine dikkat çekerek şu önemli değerlendirmelerde bulundu:

  • Mizan ve Ölçü Problemi: Yaşanan savaşlar, soykırım, ekonomik eşitsizlik, çevre kirliliği ve aile yapısındaki aşınma gibi krizlerin temelinde bir ölçü sorunu olduğunu belirten Erdoğan; "Krizlerin temelinde bir mizan ve ölçü problemi var. Kur'an tam da burada bize yol gösteriyor. Rabb'imiz Kur'an'ı kalpteki hastalıklara bir şifa, rehber ve rahmet olarak tarif eder. Kur'an insanın sunduğu mizanla hayatın bütün alanlarını kuşatır" dedi.
  • Güç ve Teknolojinin Kullanımı: Teknolojik kapasitenin ve bilgi birikiminin tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını vurgulayan Erdoğan; "Mesele ne kadar güçlü ve gelişmiş olduğumuz değil, o gücü ve gelişmişliği ne için ve nasıl kullandığımızdır. İmkânlarımız büyüdü ama adalet ve huzur aynı ölçüde büyümedi" ifadelerini kullandı.
  • BM Güvenlik Konseyi ve Gazze Adaletsizliği: Uluslararası sistemin çarpıklığına değinen Bilal Erdoğan; "BM Güvenlik Konseyi'ndeki 5 daimi üyenin veto yetkisi tüm dünyanın iradesinin önüne geçebiliyor. Bir salonda alınan veya alınamayan kararın karşılığı, binlerce kilometre ötede bombardıman altında kalan bir Gazzeli çocuk oluyor" diyerek küresel adalet vurgusu yaptı.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş Kürsüde

Sunucu, "Başkanlığımız milletimize sunduğu din hizmetlerinin yanı sıra İslam dünyasıyla kurduğumuz ilmi ve manevi bağların da önemli taşıyıcılarından birisidir. Bediüzzaman Said Nursi bu geniş sorumluluğa 'Diyanet dairesi meşihat-ı İslamiye gibi yalnız Türkiye'nin din muallimi değil, belki umum alem-i İslama alakası, nezareti, münasebeti var' sözleriyle işaret eder. Bu büyük vazifenin başında bulunan Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Profesör Doktor Safi Arpaguş'u hitaplarını sunmak üzere kürsüye davet ediyorum" ifadeleriyle Sayın Prof. Dr. Safi Arpaguş'u kürsüye davet etti.

İİKV Mütevelli Heyeti Başkanı Said Yüce: "Risale-i Nur'daki İman Hakikatleri Dünyaya Ulaştırılıyor"

Sempozyumun organizasyonunu üstlenen İstanbul İlim ve Küultür Vakfı (İİKV) Mütevelli Heyeti Başkanı Said Yüce, hitabını gerçekleştirmek üzere kürsüye davet edildi. Sunucunun "Enaniyetine güvenen, gaflet karanlığında kalır, dalalete düşer... Risale-i Nur'daki iman hakikatlerinin ilmi çalışmalar yoluyla anlaşılması ve dünyanın farklı coğrafyalarına ulaştırılması için faaliyetlerini sürdüren İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Said Yüce'yi hitaplarını sunmak üzere kürsüye davet ediyorum" takdimiyle konuşmasına başlayan Said Yüce, Risale-i Nur hizmetlerinin ve vakfın uluslararası alandaki bilimsel çalışmalarının önemine vurgu yaptı.

Geniş Katılımlı Protokol

Açılış törenine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Suriye Arap Cumhuriyeti Vakıflar Bakanı Dr. Muhammed Abdulsettar El-Sayyid, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Pakistan, Mısır, Suriye, Endonezya ve dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda alim, akademisyen ve basın mensubu katıldı.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.