Nur cemaatlerine iftira atanlar hesap verecek!

Son günlerde bazı operasyonlarda adı geçen isimler üzerinden bütün nur talebelerini itham eden ve iftira atan şahıslar ve medya kurumlarının hukuk önünde hesabının sorulacağına dikkat çekildi

Farklı Nur cemaatlerinden isimlerin oluşturduğu “Nur’un Bir Ortak İstişare Heyeti”nden yapılan açıklamada “Yargı mercileri henüz hükmünü vermemişken hiç kimseyi peşinen suçlu ilân etmek doğru değildir. Suç, hukuk içerisinde araştırılır; sabit olursa sadece sorumlusu hesabını verir” ifadelerine yer verildi.

Açıklama şöyle:

Son günlerde Risale-i Nur hizmeti ve bazı Nur Talebeleri hakkında kamuoyuna yansıyan hâdiseler münasebetiyle, meselenin hassasiyetle, adalet ve insafla ele alınmasını zarûrî görüyoruz.

Risale-i Nur’un hizmeti, Kur’ân ve iman hizmetidir. Üstâd'ımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, vefatından önce vermiş olduğu en son derste, "Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rızâ-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhîyeye karışmamaktır." (Emirdağ Lâhikası-2, s.241) buyurarak hizmetin temel düstûrunu ortaya koymuştur.

Bu Kur'ân ve iman hizmeti maddî, ticarî ve siyasî maksatlara asla alet edilemez; esas olan ihlâs, uhuvvet ve rızâ-yı İlâhîdir. Nitekim Üstâd Bediüzzaman'ın ifadesiyle: "Risale-i Nur dünya işlerine âlet olamaz." (Kastamonu Lâhikası, s.262)

Böyle hassas bir meselede bizler, Kur’ân-ı Hakîm'in şu ifadelerine kulak vermeliyiz: "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; onlarla en güzel şekilde mücadele et." (Nahl, 16/125)

Resûl-i Ekrem (asm) Efendimiz de şöyle buyurmuştur: "Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur." (İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdiye, 31)

Herhangi bir şahıs kanunen suç teşkil eden bir fiil işlemişse, mes'uliyeti şahsına aittir. Bir kimsenin fiili, mensubu olduğu İslâmî kesimi veya onunla aynı derslere iştirak edenleri kendiliğinden mes'ul kılmaz. Kur’ân’ın açık hükmüyle: "Hiçbir günahkâr (suçlu) başkasının günahını (suçunu) yüklenmez." (En‘âm, 6/164) "Yani, birisinin günahıyla başkası muahaze ve mes'ul olmaz." (Emirdağ Lâhikası 2, s.163)

Böyle bir meselede zan, itham ve yargısız hüküm yerine adalet esas alınmalıdır. "Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının! Şüphesiz ki zannın bazısı günahtır..." (Hucurât, 49/12) meâlindeki âyet ile "Zandan (suizandan) sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalan olanıdır." (Buhârî, Vasâyâ, 8) Hadîsi, bizlere düstûr olmalıdır.

Risale-i Nur’un mesleğinde kavl-i leyyin, şefkat ve müsbet hareket esastır. Yanlış gördüğümüzde şahısları teşhir etmek ve ithamları çoğaltmak değil, hakkı hikmet ve güzel bir üslûpla ifade etmek elzemdir.

Yargı mercileri henüz hükmünü vermemişken hiç kimseyi peşinen suçlu ilân etmek doğru değildir. Suç, hukuk içerisinde araştırılır; sabit olursa sadece sorumlusu hesabını verir.

Nur Talebeleri, bütün ehl-i iman ile uhuvvet, muhabbet, ittihâd ve tesânüd ederek, müsbet hareket düsturuna tam ittiba ederek, daima vatanımızda asayiş ve emniyete yardımcı olmuşlardır ve olmaktadırlar.

Nur Cemaati hakkında, bir kısım medya tarafından yapılan haksız iftira, isnad ve suçlamalar karşısında hakkımızı kanunî yollardan arayacağımızı kamuoyuna bildiririz. Bu tür haksız ithamlar kimden gelirse gelsin, şahsî husumet ve menfî hareket yoluna başvurmadan, adaletin tecellisi için kanunî haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı ve bu meselenin takipçisi olacağımızı ifade ederiz.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Nur Talebeleri Haberleri