Nefret söylemi ve kutsala hakaret deşifre edilmeli

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Medialog Platformu tarafından Heybeliada'da düzenlenen ‘Medyada İfade Özgürlüğü Kutsala Saygı ve Nefret Söylemi’ çalıştayı sona erdi.

Tuğba Mezararkalı- Kamil Arlı'nın haberi:

Sonuç bildirgesinde devlet içindeki legal ve illegal yapıların ayrımcılık ve nefret suçlarının oluşmasındaki tayin edici rolüne dikkat çekildi. Toplumsal kesimlerin ve bireylerin mağduriyetine yol açan sorunun giderilmesi yönünde hukukî düzenleme yapılması gerektiği belirtildi.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV), Medialog Platformu tarafından Heybe-liada’da düzenlenen Medyada İfade Özgürlüğü ‘Kutsala Saygı ve Nefret Söylemi’ çalıştayı sonuç bildirgesiyle tamamlandı.Son oturumda ‘Kutsala Saygı- Din, Nefret Söylemi ve Kırmızı Çizgiler’ tartışılırken, birlikte yaşamanın inşası için herkese sorumluluklar düştüğüne dikkat çekildi. Bütün İslam toplumlarında farklı unsurların huzur içinde var olduğuna işaret eden GYV Genel Başkan Yardımcısı Cemal Uşak, “12. yy’da Kudüs’te, Bağdat’da Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler mahalle içinde birlikte yaşıyorlardı. Öteki ile yaşamanın bizde dini ve kültürel bir engeli söz konusu değil.” dedi.

Gazeteci-yazar Ali Bulaç da konuşmasında ‘kutsal’ ifadesinden ne anlamak gerektiği üzerinde durdu. “Bütün varlık kutsaldır. O halde toplu iğne dışı kadar bile din dışı alan yoktur.” tespitinde bulunan Bulaç, insana ayrılmış bir özgürlük alanının da olduğunu anlattı. Yasak olanı ‘tahrik ve tahkir’ olarak özetleyen Bulaç şu görüşleri dile getirdi: “İster Hıristiyan ister Yahudi olsun onu tahkir etmek suçtur. Bu, ifade özgürlüğünün içine girer. Başkasının kutsalına sövmek, putperest bile olsa onların dinine sövmek suçtur. Gayrimüslimler ile Müslümanlar siyasi birliktelik sağlayabilir. Aralarındaki anahtar ihtiramdır. İhtiram diğer dini inacına ve hukukuna saygıdır. İnsanoğlu dine saygısızca saldırmayı bir ifade özgürlüğü olarak görmektedir. Bunu kabul etmiyoruz.”

Toplantının sonunda açıklanan sonuç bildirgesinde ise, nefret söylemi ile nefret suçları, hem Türkiye’de hem de dünyada mücadele edilmesi gereken önemli bir mesele olarak gösterildi. Nefret suçuyla ilgili yasal düzenlemelerin önemine işaret edilirken, bu konudaki adımların ifade özgürlüğüne yeni bir engel getirmemesi gerektiği vurgulandı. Nefret söyleminin ve kutsala hakaretin deşifre edilmesi yönünde izleme ve raporlama gibi sivil çalışmalara ağırlık verilmesi istenen bildirgede, devlet içindeki kimi legal ve illegal yapıların ayrımcılıktaki tayin edici rolüne de dikkat çekildi. Toplumsal kesimlerin ve bireylerin büyük mağduriyetlerine yol açan bu sorunun giderilmesi yönünde aşağıdaki görüşlere vurgu yapıldı:

İşte sonuç bildirgesi:

Ülkemizde nefret suçlarına karşı bir hukuki düzenleme yapılması gereklidir.

Bu konudaki yasal düzenlemenin ifade özgürlüğü önünde yeni engeller getirmemesine özen gösterilmelidir.

AİHM’nin dine ve dini değerlere hakaretin ifade özgürlüğü bağlamında ele alınamayacağına dair kararları göz önünde tutulmalıdır.

Bireyleri ve toplumsal grupları tehdit eden, ötekileştiren, değersizleştiren ve düşman gibi gösteren yaklaşımlar, nefret söylemi içinde yer almalı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmemelidir.

Nefret söylemi ve nefret suçunun engellenmesinde, yalnızca hukuki tedbirlerle yetinilmemeli; medya, eğitim, sivil toplum ve siyaset yolu ile farkındalığı ve duyarlılığı artırmaya yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Özellikle medya ve siyasette bilerek ya da bilmeyerek kullanılan nefret söyleminin ve kutsala hakaretin deşifre edilmesi yönünde izleme ve raporlama gibi sivil çalışmalara ağırlık verilmelidir. Bu yapılırken yeni bir nefret söylemine yol açmaktan kaçınılmalıdır.

Hakaret, tahrik, hedef gösterme ve aşağılama ihtiva etmeksizin kutsal öğretilerin yanlış gördüğü eylem ve davranışlar ile dini değerlerin eleştirilmesi nefret söylemi olarak değerlendirilmemelidir.

Bireyler ve gruplar, doğuştan gelen veya sonradan edindikleri kimliklerinden dolayı nefret objesi haline getirilmemeli ve ayrımcılığa uğramamalıdır.

Başta TCK olmak üzere (ör. TCK m. 216, 301) bazı yasaların içeriği ve uygulanmasındaki yanlışlar dikkate alınarak, nefret suç ve söylemine ilişkin yapılacak yeni yasaların özgürlükçü bir anlayışla yorumlanmasını sağlamak için yargı mensuplarının temel insan hakları çerçevesinde eğitim ve bilinç düzeyi yükseltilmelidir.

Zaman

Güncel Haberleri