Myanmar'da katliamdan kaçtılar Bangladeş'te sele yakalandılar

Katliamdan kaçan Arakanlı Müslümanlardan Bangladeş'e geçebilenler için her şey geride kalmış olmuyor.

Mehmet Yaman'ın haberi;

Aralıksız yağan muson yağmurlarının yıktığı Bakkali Nehri üzerindeki Gorconia köprüsünden arta kalan parça üzerindeki yolculukları yaşadıklarının özeti gibi.
Güneydoğu Asya'nın çilekeş Müslümanları onlar. Asırlardır yaşadıkları topraklardan kaçmak zorunda kalan Arakan Müslümanları, Bangladeş, Myanmar ve Hint Okyanusu arasında sıkışmış kalmış bir halk. Myanmar'da devlet eliyle teşvik edilen zulümden kaçıp sığındıkları Bangladeş'te de olumsuzluklar yakalarını bir türlü bırakmadı. Aralıksız yağan Muson yağmuru ve sel suları, derme çatma barakalarda yaşayan Arakanlıları zor durumda bırakıyor. Tıpkı Gorconia ve Gocacobbiye yakalarını birleştiren köprünün yaşanan sel felaketinde yıkıldığı gibi yıkılıyor hayatları.

Kutupalong Kampı isimli resmi olmayan bu köhne kampta annesinin kucağında neredeyse vücudunun büyük bölümü alçıda olan bir çocuk dikkatimizi çekiyor. Anne Hamide ve 3 yaşındaki oğlu Muhammed Erkan ile Myanmar'dan kaçanlardan biri. Minik Muhammed neden kaçtığını belki anlamıyor ama onun bedeni her şeyin farkında. Anne Hamide, oğlunun tedavisi için cesaretini toplayıp, Myanmar'da ölümü göze alarak sokağa çıkıyor. Yakalanmak uğruna da olsa oğlunun tedavisini yaptırıyor. 5 ay önce Budist Myanmar askerlerinin zulüm ve katliamından kaçarak buraya gelmiş anne-oğul. Onlara, 1940'larda aynı şekilde kaçanlar yardım etmiş.

Teravih namazı saatleri sokağa çıkma yasağı çıkardılar

Birkaç ay önce Myanmar'dan kaçarak kampa yerleşen 35 yaşındaki Muhammed Ekrem, Arakan'da yaşadıklarını tane tane anlatıyor. İbadet etmek için camiye gidemediklerini söylüyor. Ramazan aylarında teravih namazı vakitlerinde sokağa çıkma yasağını başlattıklarını, bu saatlerde camiye gidecek olan Müslümanları öldürmek için gerekçelerinin hazır olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Ülkeyi bize zehir ettiler. Tarımı ve ticareti yasaklardılar. Genç kızlarımıza işkence yaptılar. Daha sonra askerler evlerimizi bastı. Kardeşlerimden birinin karnını, diğerinin de kafasını keserek öldürdüler. Kardeşimin sakallarından tutarak sokak ortasında gezdirdiler. Orada askerler evimizi basmıştı, burada da seller..."

Myanmar'dan 1 yıl önce Bangladeş'e sığınan 42 yaşındaki Kulame Kullamiya, canını kurtarmak için uzun bir yolculuğun ardından Cox's Bazaar'a ulaşabilenlerden. Şiddete dayanamayan komşuları ile birlikte kaçmayı kararlaştırdıklarını belirten Kullamiya kaçış hikâyesini şöyle anlatıyor: "Bir botla yola çıktık. 5 gün süren bot yolculuğundan sonra Bangladeş'e ulaştık. Kıyıya vardığımızda günlerce ormanlık alanlarda saklandık. Babam ve annem yaşlı için oldukları gelemediler. Kendimizi savunacak hiçbir şeyimiz yok, bu yüzden onlara karşı koyamıyoruz. 2 oğlum akrabalarımızı getirmek için Arakan'a döndü. Aylar geçmesine rağmen kendilerinden haber alamıyorum. 8 kişilik bir ailem var, onlara gelen yardımlar sayesinde bakabiliyorum. Ülkeme dönmek için gün sayıyorum ama can güvenliğimiz tam olarak sağlanmadan bunun tehlikeli olduğunu biliyorum."

Sokağa çıkmak ölüm fermanını imzalamak demek

Abdullah 23 yaşında ve 3 yıl önce gelmiş. 11 kişilik bir ailesi var. Myanmar'da okumasına izin vermemişler. Yaşadıkları ev nüfusları artınca yetmemeye başlamış. Yeni bir ev inşa etme girişimine ise yetkililer izin vermemiş. Ardından tacizler başlamış. Amcası Myanmar'da ev hapsinde tutulan Abdullah, askerlerin içinde hiç Müslüman olmadığını ve kendilerinin öğretmen bile olmalarına izin verilmediğini anlatıyor.

Said Nur ise kampta henüz yeni, 20 gün önce gelmiş. Myanmar'da akşam 6'dan sabah 6'ya kadar evlerinden çıkmalarına izin vermiyorlarmış. Sokakta can güvenliklerinin kalmadığını anlatıyor. Sokakta askerler tarafından yakalanıp götürülenlerden bir daha haber alamadıklarını söylüyor. Anne ve babası Myanmar'da kalmış. Köyleri sınıra yakın olduğu için 5 saatte Bangladeş'e geçebilmişler. 50 yaşındaki Taiba Aynun da diğer Arakanlılar gibi şiddet görerek 5 ay önce Bangladeş'e kaçmış. Taiba Aynun, Myanmar'ın Müslümanlar için yaşanmaz bir yer haline geldiğini, sokağa çıkmanın ölümü göze almak anlamına geldiğini anlatıyor: "Kocamı ve kardeşlerimizi öldürdüler, bana işkence ettiler. Komşularımın yardımları ile ülkeden kurtulabildim. Bangladeş hükümeti bize bakamıyor. İki ülke arasında sıkıştık kaldık." Ailesinden kimsesi kalmayan Tabia Aynun, Myanmar'dan birlikte kaçtığı komşuları ile birlikte yaşıyor.

Beşir Ahmet de 52 yaşında ve kampın en eskilerinden. 7 yıldır kampta yaşıyor. 9 kişilik bir ailesi var. Myanmar'da çok sayıda arsası olduğunu ve Myanmar devletinin buna el koymasından sonra oradan kaçmak zorunda kaldığını anlatıyor: "Ülkede çocuklarımızın evlenmesine karşı çıkıyorlar, çünkü çoğalmamızı istemiyorlar. Evlenen oğullarımız işkenceden geçiriliyor." Can güvenliklerinin sağlanması halinde ülkesine geri dönebileceği umudunu yitirmediğini vurgulayan Ahmet'in dudaklarından şu cümleler dökülüyor: "Burada bir barakada yaşıyoruz ama orada çok arazim vardı. Geri dönersem hepsini geri alırım inşallah."

Zaman

Güncel Haberleri