Osman Akkuşak'ın yazısı
enerji bakanını kutluyoruz
enerji ve tabii kaynaklar bakanı taner yıldız'ın bir proje olarak ortaya attığı fikir, kanaatimce tam zamanında ve yerinde izhar edilmiş bir teklif değerindedir..
sayın bakanın teklifinin iki veçhesi vardır.. birincisi, resmi ve hususi mesaînin, sabahın erken saatlerinde başlamasının, üretimi ve çalışma kolaylığını artıracağı düşüncesidir.. erken kalkmanın ve erken işe başlamanın fazileti ve bereketi, insanlık tarihinin ilk devirlerinden itibaren çok sağlam bir prensip olarak kabul edilmiş ve itibar görmüş bir fikirdir.. buna dair, dilimizde birçok atasözü ve kelamıkibar vardır.. "erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır", "dünyayı erken kalkanla, erken davranan fetheder" gibi...
ülkemizde resmi mesaînin, van, kars, hakkâri illerinde en erken başlaması, batıya doğru gidildikçe yarımşar saatlik farklarla sabah 8'e, 8:30'a kadar çıkan bir tedrici yükseltme suretiyle ayarlanması ilk hatıra gelen uygulamadır.. bu uygulamanın sakıncası ise, meselâ van'da 07.00'de başlayan resmi mesaî, balıkesir'de veya istanbul'da 08.00'de başlarsa, van'daki resmi dairelerin veya iş sahibi vatandaşların, edirne veya istanbul ile 08.00'den evvel irtibat kurmalarının mümkün olamayacağı keyfiyetidir.. bunu önlemek için bütün türkiye'de resmi dairelerin, yarı resmi teşekküllerin sabahleyin (07.00), (07.30) veya (08.00)de yani bu üç rakamdan birinin gösterdiği vakitte çalışmaya başlamasını prensip olarak kabul etmek gerekecektir..
bu hususta karar vermek için, gevşekliğe ve atalete alışmış kişilerin itirazlarına bakmamak gerekir.. almanya'daki, japonya'daki çalışma temposundan ders almak, utanılacak birşey midir?.. gerçeklerin hakimiyetini kabul ve teslim etmek mecburiyetindeyiz.. biz, almanlardan, japonlardan daha az çalışkan olmaya göz yumabilir miyiz?..
gelelim cumartesi günlerinin, haftalık mesaîye dahil edilmesini talebeden görüşe.. mâlumdur ki, cumhuriyetin başındanberi resmi daireler ve bütün okullar cumartesi günü öğleye kadar daima açık olmuş ve çalışmaya devam etmiştir.. bu uygulamayı kaldıran; koalisyon hükümetinin başbakanı, popüler siyasetçi bülent ecevit olmuştur.. yaptığı, iyi bir iş mi olmuştur?.. derhal cevap vererek kesinlikle söylemeliyiz ki, asla isabetli olmamıştır.. memuru, öğrenciyi, hâttâ bazı sivil ekonomi kuruluşu personelini tatilciliğe, tembelliğe ve keyif adamı olmaya sürüklemiştir.. dünyanın diğer ülkeleriyle bir mukayese yapacak olursak, türkiye'nin bir yıl zarfında en çok tatil yapan memleketlerden birisi olduğu ortaya çıkar.. milli ve dini bayramların birer, üçer, dörder günlük tatilleriyle her hatfa iki günü tatil olarak geçiren uygulamalariyle bu ülkeyi tatil cenneti veya tatil cehennemi haline getirdiğimizi kim inkâr edebilir!..
onun için şimdi biz diyoruz ki, cumartesi günlerini yarım gün olarak değil, tam gün hesabiyle haftalık mesaî vakitleri arasına hemen katmalıyız.. cuma günü hastalanıyoruz.. cumartesi, pazar günleri hastaneler kapalı, hattâ özel muayenehaneler kapalı.. ne yapacağız?.. iki üç gün sonrayı beklemeye mecburuz.. pazartesi olsun elbet bir doktor buluruz.. diyeceksiniz ki hastanelerin (âcil servis)leri var.. oraya başvurunuz.. âcil servislerde, açık konuşalım, hafta tatillerinde yeni doktorlar asistanlar nöbet tutuyor.. güçlü bir uzman bulmanız, hele hele doçent, prof. gibi ustalaşmış hekim bulmanız kaabil değildir..
ben tedavi için, hastalığımın teşhisi için, 2-3 gün beklemeye mecbur muyum!.. bu gecikmenin hayati bir mahzur teşkil etmeyeceğini nerden bilebilirim!..
işin bir de ekonomik daha doğrusu malî bir tarafı var.. cumartesi, pazar günleri bütün bankalar kapalı.. âcil işler, ödemeler, alacaklar hep pazartesiyi bekliyor.. bu iki günlük gecikmenin ülke ekonomisine, üretimine, şahısların bütçelerine ve işlerine getireceği zarar ve ziyanları niçin dikkate almıyoruz ki!..
enerji bakanı taner yıldız'ı bu gerçekçi ve cesur çıkışı için kutluyoruz.. tam da kayseriliye yakışan bir tavır sergilemiştir.. benim ötedenberi bir fikrim vardır.. eğer ankara, herhangibir problemin halli hususunda bir karara varamazsa, milli ve siyasi güçler arasında bir anlaşma sağlanamazsa, o işi kayseri halkına götürmeli, bir kayseri referandumu ile veya ülema, eşraf ve esnafın ileri gelenlerinden kurulmuş bir heyetin karariyle çözme yoluna gitmek gerekir.. ülkemizin diğer vilayetleri hiç alınmasın ve darılmasın!.. kayserili ne aldanır ne aldatır!.. ve de has cinsinden bir yurtseverdir...
unutmamak lâzımdır ki: "en büyük mutluluk; mutlu muyum, değil miyim, bunu soramayacak kadar işle dolu olmak, meşgul olmaktır."
Yeni Şafak