Ümmetin çöküş yasaları

Mustafa ÖZCAN

Müslümanların çöküş nedenlerini ve yasalarını kaleme alan birçok müellif ve telif eser vardır. Bunlar arasında geniş bir anlayış birliği ve mutabakat görülür. Sözgelimi Faslı muhaddis Ebu Abdullah Muhammed Cafer el Kettani el Haseni, 'Nasihütu Ehli'l İslam' (https://archive.org/details/2_20240114_202401) adlı eserinde İslam aleminin çöküş nedenlerinden birisi olarak istibdada işaret etmiştir. Emevi idaresiyle başlayan süreçte istibdat alacalı olarak Osmanlı sonuna kadar devam etmiştir. Siyasi istibdat zamanla içtimai ve ilmi istibdada da yol vermiştir. Osmanlı sonrası ise cebri saltanat ve totaliter rejimler kurulmuştur. Bu önceki istibdadın daha da koyusudur.

Bugün kendisini demokrasi vahası olarak tanımlayan ve bununla böbürlenen İsrail ve deccalizm maddi medeniyet üzerinden gerçekte küresel bir istibdadı temsil etmektedir. Bediüzzaman bu tespiti şöyle dile getirir: "Altıncı, Yedinci Mâniler: Bizdeki istibdat ve şeriatın muhalefetinden gelen sû-i ahlâkımız mümanaat ediyordu. Bir şahıstaki münferid istibdat kuvveti şimdi zeval bulması, cemaat ve komitenin dehşetli istibdadlarının otuz-kırk sene sonra zeval bulmasına işaret etmekle ve hamiyet-i İslâmiyenin şiddetli feveranı ile sû i ahlakın çirkin neticeleri görülmesiyle bu iki mâni de zeval buluyor ve bulmaya başlamış. İnşaallah tam zeval bulacak."

Bediüzzaman Said Nursi'nin Hutbe-i Şamiye eserinden alınan bu söz, İslam dünyasının geri kalma sebeplerini teşrih etmekte; bunu ezcümle istibdat (baskı/diktatörlük) ve şeriatın doğru anlaşılamamasına (muhalefet) bağlamaktadır. Kişisel baskının (münferit istibdat) sona ermesiyle, meşrutiyet veya hürriyet yoluyla İslam'ın gerçek hakikatlerinin inkişaf edeceği ve yükseleceği haber verilmektedir. Muhaddis Kettani'nin Nasihatu Ehli'l İslam kitabında da istibdat, İslam’ın inkişafının önündeki sıralamada yedinci mani olarak gösterilmektedir.

Bediüzzaman’ın selefleri olduğu kadar halefleri de vardır. Teşhis-i illet yolunda Bediüzzaman'ın ardıl ve haleflerinden biri olan Mısırlı Muhammed Gazali İslam'ın ziyası ve parlaklığı önünde set kuran, bariyer oluşturan birçok engelin olduğuna parmak basar. Bunlar arasında siyasi istibdat da (istibdat es siyasi) vardır. Bilakis baş sıradadır. Nemelazımcılık gibi öğeler de bulunmaktadır. Muhammed Gazali bilhassa üç engelin üzerinde durur. Yanlış temellere dayandırılan hileli ve sahte dindarlık (et tedeyyün el mağşuş). Bunun karşılığı ise sağlam/salabetli dindarlıktır. Bunun yanında kültürel yozlaşmayı da (el fesad es-sakafi) sayar. Bediüzzman kültürel yozlaşma ifadesi yerine şeriatın doğru anlaşılamamasına koyar!

Üçü bir araya geldiğinde İslam aleminin beli bükülmüştür. İçeride bu çürümüşlük nedeniyle erkenden yıkılmasa bile dışarıdan gelen akın ve saldırılar karşısında tutunamaz.

Kısaca, Muhammed Gazali yıkım araçları olarak bilhassa üç unsuru sayar. Hileli/sahte dindarlık ki, bu ahlaktan yoksunluğu ve kopukluğu da getirir. İkincisi, kültürel yozlaşmadır. Bu boyut daha çok tabanı ve avamı ilgilendirir. Üçüncüsü de siyasi istibdattır. Yöneticilerin mesailerini İslam'ı, ülkelerini ve insanlığı savunmaya ve yüceltmeye değil, saltanatlarını korumaya adama ve harcaması ve hasr-ı himmet etmesidir. Bu yolla ümmetin takatını atıl ve zayi etmişlerdir.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.