Teokrasiler çatışması

Mustafa ÖZCAN

Zaman zaman Batı'da ve dünyanın geri kalanında İran ile İsrail ve ABD arasındaki savaş, demokrasi ile teokrasi çekişmesi olarak takdim ediliyor. Buna göre İran İslami teokrasiyi temsil ederken İsrail ile ABD demokrasiyi temsil ediyor. Bazen literatürde Hindistan en kalabalık demokrasi olarak takdim ediliyor. İsrail ise çölde bir demokrasi vahası olarak adlandırılıyor. İsrail ile ABD'de halkın önüne sandık konsa bile bu ülkelere demokratik ülkeler denemez. Aksi takdirde İran'ın neyi eksik! Orada da halkın önüne sandık konuluyor. İran, rejimini demokrasi olarak tanımlamıyor. Zira orada sınırlı sorumlu ya da kayıtlı bir cumhuriyet anlayışı var. Çok partili sistem ve demokrasi bulunmuyor. ABD ile İsrail'de ise çok partili bir sistem var. Bazen işliyor bazen de kaçırılıyor! Bu sistem 30/40 yıldan beri Evanjelik akımlar tarafından kaçırılıyor. Musevi veya Tevrat teokrasisini temsilen İsrail de öyle. Bu ülkede iktidara fanatik dini akımlar musallat oluyor, yön veriyor. Bu açıdan hiçbirine demokrasi denemez. Bir takım eksikliklerle birlikte hepsine birden sapkın teokratik rejimler denebilir.

İran ile İsrail ve ABD'nin çekişmeli olmaları, sürtüşmeli olmaları işin niteliğini değiştirmez. 11 Eylül olaylarının akabinde Kaide ile George Walker Bush karşı karşıya gelmişti. O sıralarda 1968 kuşağını temsil eden Pakistan asıllı Tarık Ali bu çatışmayı veya ortamı "Fundamentalizmler Çatışması" olarak tasvir etmiştir. Bugün de fundamentalizmler arasındaki çatışmanın bir ileriki aşaması olarak demokrasi ile teokrasinin çarpışmasına daha doğrusu teokrasiler çatışmasına tanık oluyoruz. Örgüt ile devlet çatışmasından teokratik devletlerin çatışmasına geldik!

Fransız düşünür Alain Sorel aynen Tarık Ali gibi düşünüyor. Şöyle diyor: İsrail demokrasi vahası değil bilakis teokratik bir düzendir. İsrail teokrasidir zira anayasası ve sınırları yoktur. Anayasası Tevrat'tır! Amerikalı Evanjelik akım da ya da Hıristiyan Siyonistler de dini bir savaş yürüttüklerini (Müslümanlara karşı) söylüyorlar ve bunu da kendilerine Tanrı'nın emrettiğini savunuyorlar. Son başkanlık döneminde (2008 yılıyla ilgili öngörüsünde) Bush Allah’ın kendisine Filistin devletini kur diye emrettiğini söylemişti. Ne yazık ki bu konuda gevşeklik gösterdi ve bir eser ortaya koyamadı! Ortada ister sivil deyin ister laik deyin öyle bir yapı yok. Halka değil dini mercilerine hesap veriyorlar! Bunlar zaman zaman dümeni ele geçiriyorlar. İsrail, ABD ile İran arasındaki savaşta dini yönler bulunmakla birlikte sonuçta bu çıkarlara hitap ve hizmet eden bir savaştır. Bununla birlikte İran, ABD’nin Kızıl Ebrehe’sine veya sakar Şakir’ine tosladı.

Ateşkes şartlarında Pezeşkiyan üç şart öne sürüyor. İran'ın uluslararası haklarının tanınması, İran'a tazminat ödenmesi ve saldırganlıkların tekrarlanmasını önlemek için uluslararası yükümlülük altına girilmesi! İran yine başa döndü. 2003 yılındaki pazarlıkta da İran George Walker Bush'dan bölgesel bir rol istemişti. Ahmedinejad'ın da ifade ettiği gibi Bush buna yanaşmamıştır. 2006 yılında bir karşılaşmalarında Bush Suudi Arabistan istihbarat başkanlığı yapmış olan Türki Bin Faysal’a şunu sorar. İran’a ne dersin? ‘İki husus bizim felaketimiz olur’ diye cevap verir. Bunlardan birisi İran’ın nükleer silahlar edinmesidir. İkincisi de bunu önlemek için ABD’nin bu ülkeye saldırı düzenlemesidir.

İkisinde de bedeli Körfez ülkeleri ödeyecektir. 2003 yılında Büyük Pazarlık sonuçlandırılamamıştı. Ahmet Fehd Nefisi'nin ifade ettiği gibi 2016 yılında Obama döneminde Big Deal adı verilen bir mutabakat sağlanmıştı. Kısaca devrim İran'ı hala bölgesel bir hegemonya ve rol arıyor ve Şahlık döneminin gölgesinde kalmak istemiyor. Nasıl ki Trump, Obama veya Biden'in gölgesinde kalmak istemiyorsa 2500 yıllık Pers tarihi veya geçmişi karşısında İran Devrimi de sönük kalmak ya da şahlığın gölgesinde kalmak istemiyor. Bölgesel bir rol arıyor. Bölgenin jandarması olmak istiyor. Arap Baharı sonrasında neredeyse emeline ulaşıyordu. Tanımak isteyenler için İran budur!

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.