Medreseden felsefeye!

Mustafa ÖZCAN

Zamanla medreselerin arkaik kalması veya içinin boşaltılması gibi, mekteplerin de içi boşaltılabilir. İşlevsiz kalabilir. Bunun için hangisi olursa olsun eğitim kurumları zamanı yakalamalıdır. Zamanın gerisinde kalmamalıdır. Nitekim eğitim kaygan bir zemin haline gelmiştir. Yapay zeka gibi yeni unsurların da katılımıyla eğitim alanı çeşitlenmiştir. Bu alanı sabitlemek zorlaşmıştır. Biryandan da idealizm azaldıkça ve dünyevileşme arttıkça eğitimde kalite de düşüyor. Bir şeyi sadece dikey boyutuyla tartışmak doğru değil yataya da taşımak gerekir. Yoksa mesele basitleştirilmiş olur. Medreseleri savunan Nagihan Alçı bu noktada populist bir yaklaşımı benimsemiştir. Ben muhteviyatına bakarak böyle söylediği kanaatinde değilim. Belirli mahfillere mesaj vermek istemiş olabilir. Veya gündeme gelmek istemiştir. Muayyen kesimlerden aferin almak da İstemiş olabilir. Manası şairin karnında dedikleri gibi elbette niyetlerine agah olamayız. Lakin eski bir tartışmayı alevlendirdi. Mektep mi medrese mi?

Medrese müspet ilimleri de ihtiva etseydi zamanla arasını kapatabilseydi belki de mektepler doğmayacaktı. Bu alandaki boşluk bir ihtiyaç meydana getirmiştir. Müspet ilimler dünyevi terakkinin ön basamağı sayılmıştır. Nur Batur da kendi kesimine medrese karşıtlığı üzerinden selam vermiştir. Laik eğitimin üstünlüğünü bu basit teklif üzerinden savunuyor. ‘Nagihan Alçı öyle ise kızlarını neden medresede değil de mektepte veya kolejde okutuyor’ diye soruyor! Devamında 'Türkiye'de medrese olmayabilir bu durumda kızlarını Kahire'ye medreselere gönderebilir’ diyor. Halbuki Nur Batur'un bilmediği bir şey var. Pozitivizm cereyanları bütün ülkelerin üzerinden silindir gibi geçmiştir.

Bu açıdan cevap tartılmamış bir cevap olmuştur. Kazın ayağı öyle değildir. Mısır'da Ezher'in ilk ve orta okul kısımları medrese sayılabilir. Lakin onların muadilleri Türkiye’de imam hatipler olarak vardır. Bu açıdan yanlış adres göstermiştir. Alçı'yı Kahire'ye değil Kabil'e yönlendirmesi gerekirdi. Bu cevabı Süleyman Demirel'in başörtülüler için ‘burada okuyamıyorlarsa Arabistan'a gitsinler’ demesine benziyor.

Mısır'da bizdeki gibi Kur'an kursları var. Medrese diyebileceğimiz eğitim kurumları Ezher'in ilk ve orta kısımlarına tekabül edebilir. Şeyh Mahmud Hattab el-Sübki'nin kurduğu el Cemiyyetü’ş Şer’iyye kurumları Türkiye'de dini eğitim veren Kur’an kurslarına benzemektedir. Mısır'dan önce Kur'an kursları Türkiye'de de var. İmam hatiplerin müfredatları daha geniş olmakla birlikte bir nevi Ezher'in orta ve lise dengi kısımlarını karşılayabilir. Kısaca kızları Mısır'a göndermeye gerek yok. Bu teklif bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Dindarlık farkıyla eğitim eğitimdir. Nur Batur kendi mahallesine selam vermek için medreseleri alet etmiştir. Burada eğitimden ziyade dindar bir ortamdan gocunuyor olmalı. Önemli olan hepimizin eğitimin kalitesi noktasında titizlik göstermemizdir. Dindarlık ise nispi bir durumdur. Bize göre insan tab'ı gereği dindardır. Medrese veya okullar doğru dindarlığı terviç etmelidir. Bu, özendirme yöntemiyle olmalıdır. Eğitimde sevdirme yerine zorlama ve şiddet, ters teper ve dindarlığın kimyasına bozar. Zorlama ile dindarlığın kimyası bozulur. Nifak kapısı açılır. Bu açıdan ikna yöntemi esastır.

Aynı günlerde biraz da bilgiçlik babından olmalı Murat Bardakçı felsefenin lüzumsuz veya gereksiz olduğuna dair fetva verdi. Gereksiz bir ders olduğuna hükmetti. Acaba bu sözleriyle arı kovanına çomak mı sokmuş oldu? Belki de. Eski akut bir meseleyi tartışmaya açtı. Onun ilim meclisinde veya sofrasında buna itiraz edenler de çıktı. Türkiye'de öteden beri bu mesele tartışma konusudur. Hatta bu tartışma skolastik çağa kadar uzanır. Nitekim İbni Teymiye veya kimi selefiler felsefenin ucu kapatılmış ve ehlileştirilmiş hali olan kelam ilmini felsefeden daha beter ya da tehlikeli saymışlardır. Halbuki kelam felsefenin panzehiri olarak düşünülmüştür. Zira kelamda felsefenin kavramları kullanılmaktadır. Kelam bu savunma ihtiyacından ve anlayışından doğmuştur. Ahmet Bin Hanbel ile bu konu etrafında Muhasibi arasında bir tartışma olur. Muhasibi Mutezile'ye ret ve cevap verirken onların metodunu ve kavramlarını kullanmaktadır. Ahmed Bin Hanbel ise bu kavramların ibare içinde durduğu gibi uslu durmayacağını ve körpe ve saf zihinleri idlal edeceğini söyler. Gazali ise el Münkiz adlı eserinde aralarında orta yolu bulur. Bu kavramlar iştihar etmemişse onlara şöhret kazandırmayı doğru bulmaz. Bu zeminde Muhasibi haksız çıkar. Lakin şöhret olmuşlarsa cevapsız kalmaları da doğru olmaz. Bu durumda Muhasibi haklı çıkar. Bu durumda cevap vermek bir vazife olur. Bu durumda kavramlara temas etmek avamı ifsat etmez, belki korur.

Türkiye'de de yüksek İslam enstitüsü ile ilahiyat fakülteleri ayrımında veya bağlamında mesele gündeme gelmiştir. Klasik ekolü savunan Anmet Davudoğlu felsefe yerine kelamdan yanadır. Kimi modernist ilahiyatçılar ise bunu yeterli görmezler ve felsefe derslerinin konmasını talep ederler. Sonuçta felsefe derslerinde karar kılınır. İlmi kelam kelamcıların aparatıdır. Felsefecilerin silahıyla felsefe vurulmak istenmiştir. Ya da derenin taşıyla derenin kuşu vurulmak istenmiştir. Lakin selefi cenah 'Gazali felsefecilere özendi, cevap vermeye kalkıştı ama girdiği felsefe bataklığından çıkamadı’ derler.

Bu nedenle İbni Teymiye gibi kimi selefiler kelamı felsefeden daha tehlikeli sayarlar. Kelam medrese felsefesidir. Bugün hala bu tartışmanın izlerini veya artçılarını yaşamaktayız. Felsefe gerekli mi gereksiz mi tartışması kaldığı yerden günümüze uzanıyor.

Cezayir'de liselerde fen bölümlerinden felsefe derslerinin kaldırılması gündeme gelmiştir. Edebi veya sosyal ağırlıklı liselerde felsefe kalmaya devam ederken burada da matematikten vazgeçiliyor. Bu yönde karar verdiği için Cezayir Milli Eğitim Bakanı Muhammed Sağir Saadavi kimi eğitimcilerin boy hedefi olmuştur.

Felsefenin alanını tefekkür doldurabilir mi? Akkad'ın ifadesiyle tefekkür İslami bir fariza olmakla birlikte felsefe gibi işlenmiş veya sistematik değildir. Ucu açıktır. Cezayir'deki yeni düzenleme matematiğe veya felsefeye karşı çıkmak değildir. Belki alanı senkronize etmektir. İlgili alanda düzenleme ve tertibe gitmektir. Bu yönüyle klasik tartışmaların ötesindedir. Sadece bazı derslerin yerlerinin kaydırılması konusudur.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.