Ümitsizliğin içinde daima bir ümit ışığı vardır. Bizde 'Allah'tan umut kesilmez' sözü meşhurdur. Merhum Mehmet Akif Ersoy'un ifadesiyle "Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol / Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." Peygamberler başta olmak üzere onların varisi olan veliler de en zor zamanda karanlığa karşı umut kandili yakarlar. İnsanlığa ufuk açarlar, umut aşılarlar. Hendek Savaşı ve Medine kuşatması sırasında en zor zamanda Hazreti Peygamber (asm) balyozla önüne çakan kayayı kırarken kıvılcımlarda fetih rüyası görmüştür. Bu rüya çok geçmeden gerçeğe bürünmüştür. Adiy İbni Hatem'e de benzeri fetihleri müjdelemiştir. O da bunları Hazreti Ömer döneminde idrak etmiş ve yaşamıştır. Müjdelere tanıklık etmiştir. Müslümanların kuşatma altında iken bile fetih rüyası gördükleri bir gerçektir. Hendek kazımı sırasında kırılamayan sert bir kayaya darbe indiren Hazreti Peygamber, her darbede çıkan kıvılcımlarla Şam (Bizans), İran (Kisra) ve Yemen saraylarının anahtarlarının kendisine verildiğini görmüş ve bunu sahabelerine müjdelemiştir.
Veliler de en zor zamanlarda fütuhat rüyası görmüşlerdir. Onlardan birisi de bizzat Bediüzzaman Said Nursi'dir. Tarihçe-i Hayatına göre, 31 Mart Olayı’nda, Divan-ı Harp’te yargılanıp beraat ettikten sonra Van’a gitmek için Batum üzerinden Tiflis’e de uğrar. Tarihin yaprakları 1910 yılının Mart ayına işaret etmektedir. Burada gitmiş olduğu Şeyh Sanan tepesinde bir Rus polisiyle arasında bir konuşma geçer. Said Nursî, Eski Said döneminde kaleme aldığı Sünûhat adlı risalesinde “bir hikâye” adı altında bu olaya yer verir. Tarihçe-i Hayat’ın hazırlanması sırasında bu olaya talebeleri tarafından yer verilmiş, böylelikle bu hadise Tarihçe-i Hayat adlı esere de girmiştir. Bu olay Said Nursî’nin kendi ağzından söyle dile getirilmektedir:
“Bundan on sene evvel Tiflis’e gittim. Şeyh Sanan tepesine çıktım, dikkatle temâşâ ediyordum. Bir Rus yanıma geldi. Dedi: ‘Niye böyle dikkat ediyorsun?’
Dedim: ‘Medresemin plânını yapıyorum.’
Dedi: ‘Nerelisin?’
‘Bitlisliyim’ dedim.
Dedi: ‘Bu Tiflis’tir.’
Dedim: ‘Bitlis, Tiflis, birbirinin kardeşidir.’
Dedi: ‘Ne demek?’
Dedim: ‘Asya’da, âlem-i İslâmda üç nur, birbiri arkası sıra inkişafa başlıyor. Sizde birbiri üstünde üç zulmet inkişafa başlayacaktır. Şu perde-i müstebidane yırtılacak, takallüs edecek. Ben de gelip burada medresemi yapacağım.’
Dedi: ‘Heyhat! şaşarım senin ümidine.’
Dedim: ‘Ben de şaşarım senin aklına. Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı vardır.’
Rus polisi zor zamanda, gerileme halindeki pozisyona rağmen ondaki ümide şaşırmıştır. Onlarda istibdat rejiminin daralacağını haber vermiştir. Bediüzzaman'ın bu öngörüleri ve müjdeleri birer ikişer hayata geçmiştir.
Risale-i Nur Enstitüsü tarafından Ankara'da düzenlenen ve 25/26 Nisan 2026'da gerçekleşen 19. Risale-i Nur Kongresi, "Küresel Vicdan, İnsaniyet ve Demokrasi" temasını işlemiştir. Katılımcılar burada bu meseleyi bir kez daha dile getirdiler. 'Velinin kerameti peygamberin mucizesidir' vecizesi Tiflis üzerinden bir kez daha gerçekleşmiştir. Medine'nin kıvılcımları Tiflis'e yansımıştır.