Hidayet ve dalalet mukayeseleri

Mustafa ÖZCAN

Hidayet süreci dinamiktir. Hem açar hem de kararır. Hidayete vesile olanlar ile hidayete erişenlerin ilişkisi birbirine karıştırılmamalıdır. Bazen hidayete vesile olanların da bilahare hidayeti kararabilir. Bu açıdan vesile olana değil hidayeti verene bakılmalıdır. Yoksa geldiği gibi gider. Elbette vefa borcu hissetmek takdire şayan bir duygudur. Bazen hidayete erenler hidayete vesile olanlar hakkında hakta sabit kadem olmaları için dua ederler. Lakin o noktada donmamak da gerekir. Hidayetin asıl kaynağın bakmak gerekir. Bazen hidayet noktasında kardeşler birbirlerine düşerler ve farklı kulvar ve kamplarda yer alabilirler. Bunun en tipik örneklerinden birisi Necah Attar ile Suriye Müslüman Kardeşler hareketinin önde gelen isimlerinden İsam Attar’dır. İkisi kardeş olmasına rağmen Necah Attar rejimin kampında yer alırken İsam Attar ömrü boyunca rejimle mücadele etmiştir. Bu uğurda eşi Benan Tantavi’yi de (meşhur Arap edibi Ali Tantavi’nin kızı) kurban vermiş ve kaybetmiştir. Kız kardeşi Necah Attar (10 Ocak 1933 doğumlu), 2006–2024 yılları arasında Suriye Devlet Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştır. İkisi karşı kamplarda yer almışlardır. Bu durum Allah’ın yasalarındandır.

Kardeşlerin zıt kamplarda yer almasına bir örnek de ABD’den. Şimdi benzeri bir vaka ABD’de yaşanmaktadır. Amerikan sağlık bankı Robert Kennedy JR Arapları aşağılamış ve 500 milyon büyük bir kitlenin hiçbir şey üretemediğini ya da bilimsel gelişmelere katkı sunamadıklarını söylemiştir. Bilimde ve edebiyat sahasında yok olduklarını iddia etmiştir. Bu hilafı hakikat bir değerlendirmedir. Sözleriyle onları adeta hiçliğe mahkum etmiştir. Hukukçu kız kardeşi Mary Kerry Kennedy kardeşinin bu aşağılaması karşısında tarihe tanıklık olarak şunları söylemiştir: “İnsanlığa büyük katkılar ve başarılar sunmuşlardır. Arapları aşağılamandan dolayı senden utanç duyuyorum…” Aksine Arapların ve Müslümanların insanlığa büyük hizmetler sunduğunu tıp matematik ve edebiyat alanında küçümsenmeyecek katkılar orta koyduklarını söylemiştir. Onların medeniyete katkılarını küçümsemeyi nobranlık ve nankörlük saymıştır.

Günümüzde de Arapların ve Müslümanların bilime katkıları kesintisiz devam etmektedir. Meşhur Mısırlı bilim adamı Ahmet Zuveyl bunlardan birisidir. Nobel edebiyat ödülüne hak kazanan Necip Mahfuz da bir diğer cihan şumül romancı ve edebiyatçıdır. Yine Ömer Yaği uluslararası ödüller almış bir şahsiyettir. Kardeşler bazen de babalar ve oğullar hidayet noktasında ayrı kamplara düşebilirler. Bunlardan birisi de Tony Blair’in baldızıdır. Türkiye'de çalışan bir Müslümanla evlenen eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in baldızı, gazeteci ve aktivist Lauren Booth, hayatına İstanbullu olarak devam ediyor. Blair'in eşinin kız kardeşi Lauren Booth, haber çalışması için gittiği Filistin'de İslam'ı tanımaya başlamasının ardından, 2010 yılında Müslüman olmuştur. Tony Blair’ın hidayeti Filistin’de kararınken aksine baldızının hidayeti orada açılmıştır. Kur’an ifadesiyle şehide şahidun min ehlihi. Yakınlardan biri gerçeğe tanıklık etmiştir.

Tony Blair’in hidayeti kaybettiği yerde onu baldızı bulmuştur. Durum Necip Fazıl’ın dile getirdiği gibidir:

"Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.