Geçenlerde sosyal medyada bir yazı gördüm. Bir zat izlediği belgesellerden dolayı doğada vahşetin hüküm sürdüğü ve -haşa- muhteşem ve merhametli bir yaratıcının eseri olamayacağı sonucuna varmış.
Mesele avcı-av olunca, size en bilindik av olan ceylanlar hakkında bir bilgi vereyim mi? Av denince akla ilk gelen ve nerdeyse savunmasız olan ceylanlar fıtri ortamlarında ortalama 10 yıl, koruma altında ise ortalama 14 yıl yaşıyorlar. İsteyen araştırabilir. 1-2 yıl eksik fazla yazan kaynaklar da vardır ama Google üzerinden yaptığım araştırmadan edindiğim ortalama bilgi buydu.
Bu bilgi bize ne diyor biliyor musunuz: Koruma altında olan, yiyeceği hazır olan, veteriner kontrolünde olan ceylan sözümona "vahşi doğa"daki türdaşından yalnızca 3-4 sene fazla yaşıyor.
Hadi bu bilgiyi değil de aradaki farkın 6 sene olduğunu söyleyen nadir kaynakları ele alalım. Yine de ceylan gibi savunmasız bir canlı için avcılarla dolu bir ortam ile koruma ve gözetim altında olduğu bir ortam arasında bu fark yetersizdir.
Hem diyelim ki dinsizliğin mevhum "vahşi doğa"sı hayvanların ömrünü kısaltmış olsun. Yine de geçmiş elemi ve gelecek korkusu olmayan o canlıları senelerce rahatça yaşatan, doğduğu anda anne şefkati ve sütünü gönderen, rızıklandıran, göç rotalarını ilham eden bir rahmet inkâr edilebilir mi?
Hem canlıların yaşadıkları sıkıntıların bir çok hikmeti var.
- Hayat nurunu inkişaf ettirmek, (zira sıradan bir hayat yokluğa yakındır, sıkıntılarla tahrik edildikçe hayat vasıfları kazanır.)
- 1001 ismin tecellilerini tazelendirmek.
Diyelim ki sınıf öğretmeni bir sınıfı pikniğe götürse, çocuklar saatlerce eğlendikten yedikten içtikten sonra çocuklardan ikisi kavga etse ve sonra barışsa, o öğretmene "kötü yaptın" denilebilir mi? Denilemez.
O halde hayvanları hiçten var eden, vücut giydiren, ruh veren ve birçok farklı nimeti tattıran Rahman için birçok hikmete binaen verdiği ölüm için bir tenkidde bulunmak haksızlık olacaktır.
Hayvanların tek bir hücresine bakarsanız bile muhteşem bir sanat ve hikmet ve rahmet görürsünüz. O halde koca hayvanlar alemini başıboş, vahşet içinde görmek bir gerçeğin kabulü değil, bakış açısının bozukluğudur.
Yüzbinlerce çeşit hayvanı besleyen, giydiren, yaşatan umumi rahmeti görmeyip, çok hikmetli ölümlerinden dolayı bir vahşet ithamında bulunmak korkunç bir iftira ve psikolojik bir karamsarlık hastalığıdır.
Yazıyı bitirirken Yunus Emre gibi diyelim:
"Sular dibinde mahi ile
Sahralarda ahu ile
Abdal olup ya hu ile
Çağırayım mevlam seni"