Risale Haber-Haber Merkezi
Diyarbakır Kültür Merkezinde (DKM), üniversiteli öğrencilerin ve kursiyerlerin katıldığı bu haftaki semineri Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencisi Abdullah Çiçek sundu. Geniş katılımın olduğu seminerde “Sünnet-i Seniyye” konusu ele alındı.
Seminerine sünnetin tanımını yaparak başlayan Çiçek, Hz. Peygamber’in (a.s.m) yürüyen bir Kur’an olması cihetiyle, O’nun (a.s.m) Sünnet-i Seniyyesinin de Kur'an'ın örnek bir tatbiki olduğunu hatırlattı.
Resul-i Ekrem’in (a.s.m) sünnetinin kaynağının üç kısım olduğunu söyleyen Çiçek, “Bunlar: akvali (sözleri), ef’ali (fiiller, işler) ve ahvalidir (haller, tavırlar). Bu üç kısım da üçe ayrılır: Ferâiz, nevâfil veâdât-ı haseneleridir” dedi.
Sünnet-i seniyyeye ittiba etmek ve ona benzemeye çalışmak vasıtasıyla, sıradan davranışlarımız ve günlük yaşantılarımız ve fıtrî hareketlerimizin bile ibadete dönebileceğini Risaledeki meselelerle destekleyen Çiçek; “Herbir ameli, sünneti düşündürmekle, şer-i bir hükmü akla getirir. O tahattur ve hatırlama ise, şeriat sahibinini yani Cenab-ı Hakk'ı hatıra getiriyor. O hatıra, bir nevi huzur veriyor. O halde ömür dakikaları sürekli, huzur içinde bir ibadet hükmüne getirilebilir. İşte bu cadde-i kübra, sahabe ve tabiinlerin caddesidir.) Sünnetin önemini yine Bediüzzaman’ın sözlerine şöyle aktardı: ‘’Kim sünnete ittiba etmeyip, tembellik eder ise, hasâret-i azime; ehemmiyetsiz görür ise, cinâyet-i azime; tekzibini işmam eden tenkid ise, dalâlet-i azimedir. Çünkü Resul-i Ekrem’in (ASM) sünnet-i seniyyeleri bütün çeşitleri ile vahiy ürünüdür’’ şeklinde konuştu.