Demokrat Partili Virginia Milletvekili Don Beyer, Müslümanlar'ın Amerika'ya girmelerine karşı yapılan açıklamaların nefret söylemi olduğunu ve bunun Amerika'nın değerleriyle bağdaşmadığını söyledi.
Amerika'nın Sesi Urduca Bölümü'nden Muhammed Atıf'ın sorularını yanıtlayan milletvekili Don Beyer, Amerika'nın zaten dini özgürlüklere izin veren bir ülke olduğunu, bu özelliğin korunması gerektiğinin, 1777'de Thomas Jefferson tarafından Bağımsızlık Bildirgesi'ne de yazıldığının altını çizdi.
Başkan adaylarının ağzından ‘Müslümanların Amerika'ya girişlerinin yasaklanması gerekir' gibi "bağnaz söylemleri” duymanın çok üzücü olduğunu söyleyen Beyer ayrıca, Amerikalılar'ın buna karşı tavır almaları gerektiğini söyledi.
Beyer, "Bu yasayla, Amerika'ya giriş yapmak isteyenlerin dini inançları ya da görüşleri yüzünden ayrımcılığa uğramasının önüne geçmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
Cumhuriyetçi Partili aday adayı Donald Trump, Müslümanlar'ın Amerika'ya girişlerinin engellemesi yönünde sarf ettiği sözlerin sadece bir öneri olduğunu söylese de, Amerika'da yaşayan Müslümanlar kendilerini giderek daha az güvende hissetmeye başladı. Donald Trump'ın başkan seçilmesi halinde Müslümanlar, ABD istihbaratının kendilerini izleyeceğini ve yaşamlarının giderek daha zorlaşacağını düşünüyor.
Don Beyer, Amerikan Anayasası'nın Amerika'da yaşayanların vatandaşlık hakkını yeterince koruyup korumayacağı sorusuna şu yanıtı verdi: "Amerika'nın çok güçlü bir anayasası bulunuyor. Amerika'da ayrıca kuvvetler ayrılığı da yeterince etkili. Donald Trump, seçimleri kazansa da, Amerikan Kongresi'nin de onu durduracak gücü bulunuyor. Trump'ın istediği yasaları yürürlüğe koyması için Kongre'den geçmesi gerekecek. Birçok Kongre üyesinin, dini özgürlüklerin korunmasından, ayrımcılığın önüne geçilmesinden yana olduğundan eminim. Ancak tabi ki uyanık olmamız ve Başkan'ın neler yaptığını izlememiz gerekiyor, özellikle bu kadar bağnaz açıklamalar yapan bir aday varken.”
Beyer ayrıca, Trump'a destek veren insanların profili hakkında şunları söyledi: "IŞİD'in yükselişini, ellerine geçirdikleri esirlerin başlarını kesişlerini ve Avrupa ve Amerika'da radikal saldırıların yaşanmasını televizyondan seyreden insanlar korkuyor. Tabi ki az sayıda insanın yaptığı yanlışı bütün Müslüman dünyasına yıkmak yanlış. Ancak bu durumda üzülecek konu aslında şu, korku içinde yaşayan bu insanların çoğunun herhangi bir Müslüman arkadaşı bulunmuyor ve onları tanımıyor. Müslümanlar'ın yaşadığı Washington, New York ve diğer büyük şehirlerdeyse bu tür korkuların yaşanmadığını görüyoruz. Oradakiler birbirlerini, müşteri, komşu veya aileden bir insan gibi görüyor.”
Trump'ın Müslümanlar'ın Amerika'ya girmesini engelleyerek, soruna gerçekten çözüm bulabileceğine inanıp inanmadığı sorusuna Beyer, "Şu anda Donald Trump'ı ilgilendiren tek şey kazanmak. Trump, söyleyebileceği en şok edici söylemin kendine en fazla desteği kazandıracağını gördü. Medya giderek Trump'a odaklandı ve eğitim seviyesi az seçmenleri yanına çekmesinde rol oynadı. Söylemlerinde ciddi olmadığını söylemek istemiyorum ama Trump'ın bu söylemlerinin ilerde yürüteceği siyasetin bir parçasını oluşturacağından endişe duyuyorum. Şu an topluma oynuyor, ancak başkan seçildiğinde ondan bu söylediklerini yapmasını beklediklerinde bu sadece Amerika için değil bütün dünya için çok kötü bir durum olacak” dedi.
"Sevdiğimiz Müslümanlar'ın dışındakileri Amerika'dan çıkartacağız” demenin deli saçmalığı olduğunu söyleyen Beyer, ‘Eğer Londra'nın belediye başkanıysan sana kapımız açık, ancak herhangi bir ülkede herhangi bir vatandaş isen seni istemiyoruz' diyebilmenin bile aslında "Trump'ın, ne kadar kötü bir siyaset adamı olacağının ve ülkeyi kötü yöneteceğinin bir kanıtı olduğunu gösterdiğini” söyledi.
Beyer ayrıca, Trump'ın bu tür söylemlerinin yanı sıra Jeb Bush ve Ted Cruz'un, "Suriye'den sadece Hıristiyan göçmenleri kabul edelim” önerisinin de, Amerika'nın dünyadaki itibarını zedelediğini söyledi.
Amerikanın Sesi