Haccac bin Yusuf… M. 661'de Taif'te doğdu ve M. 714'te, kendi kurduğu Irak’ın Vâsıt şehrinde, 53 yaşında vefat etti. Emevî Devleti'nin ünlü devlet adamlarındandır. Nam-ı diğerle Abdülmelik b. Mervan’ın Irak genel valisi Haccac-ı Zalim… Haccac, Halife Abdülmelik tarafından, Hicaz’da halifeliğini ilan eden Abdullah b. Zübeyr (ra) ve Irak valisi kardeşi Mus’ab’ın isyanını bastırmakla görevlendirildi. Bu işi başarıyla yerine getirip Abdullah b. Zübeyr'i (ra) ve kardeşi Mu’ab’ı öldürdükten sonra Emevîlere karşı başlıca isyan merkezlerinden biri olan Irak'a genel vali olarak atandı.
Pek çok masum kanın dökülmesi ve kendisine "zalim" unvanının verilmesi pahasına Irak'ta Emevîlere karşı çıkan çok sayıdaki Haricî isyanlarını bastırdı. Bastırdığı en büyük isyanlardan birisi de Abdurrahman b. Muhammed İbnu’l-Eş’as’ın isyanıydı. Bu harekete Hasan-ı Basrî ve onun gibi az sayıdaki âlim dışında, müfessir Said b. Cubeyr, Âmir eş-Ş’abî ve büyük fakih Abdurrahman b. Ebû Leyla gibi yüzlerce âlim de katılmış, sonunda Deyru’l-Cemacim savaşında mağlup olmuşlardı. İsyan bastırıldıktan sonra Haccâc’ın emriyle 20 binden fazla insan öldürülmüştür. Bunların içinde, Abdullah b. Abbas’ın talebesi büyük müfessir Said b. Cübeyr de vardı.
Haccâc iyi şeyler de yapmıştır. Mesela isyanları bastırdıktan sonra Irak'ın imarına büyük önem verdi. Su kanallarını açtı ve tarım arazilerini çoğalttı. Irak'ta birliği sağladıktan sonra da, Türkistan ve Hindistan'a doğru İslâm fetihlerini yeniden başlattı.
Kaynaklarda Haccac’ın Kur’an ehline çok cömert davrandığı, mala mülke düşkün olmadığı, vefat etmeden önce kendisine ait olan şeyleri beytülmale devrettiği, öldüğünde arkasında sadece bir rahle, yüz adet zırh, bir kılıç, bir at eyeri, bir Mushaf ve 300 dirhem para bıraktığı kaydedilmektedir.
Haccâc hafızdı. Kendisinden bir şey isteyen birisi geldiği zaman ona Kur’an’dan kaç sureyi ezbere bildiğini sorardı. Eğer ezberinde Kur’an yoksa “Git şu ve şu sureleri ezberle, ondan sonra gel” dedrdi. Büyük hadisçi ez-Zehebi Haccâc’ı zalim, cebbar, pis ve kan dökücü gibi sıfatlarla zemmettiği halde onun cesur, zeki, kurnaz, fesahat ve belagat sahibi, Kur’an’a çok hürmet eden biri olduğunu da kaydeder. Es-Sicistânî ise, Haccac’ın hâfızları toplayarak muhtelif surelerde çok sayıda kelimenin imlasını düzelttiğini, Kur’an’ın harekelenmesi ve noktalanması işini üstlendiğini ifade eder.[1]
Velîd b. Abdülmelik, Haccâc b. Yûsuf’a bir mektup yazarak özgeçmişini kendisine göndermesini istemişti. Haccâc, Velîd’e şunları yazdı: “Ben nefsî arzularımı uyutup düşüncemi uyanık tuttum. Kavminde sözü dinlenen büyükleri kendime yakın tuttum; işinde kararlı ve tecrübeli olan kişileri iş başına getirdim. Haracın başına, onu koruyacak olanları tayin ettim. Şahsıma rakip olanlara, kendi kazandığımdan birer pay dağıttım. Kılıcı, kötü niyetli ve şüpheli olanların boynuna koydum. Ödülü de, masum ve iyiliksever olanlara verdim. Böylece şüpheli adam, cezanın ağırlığından korktu; iyiliksever kişi de payına düşen ödüle yapıştı ve mutlu oldu.”[2]
Haccac bir gün Irak'taki vali ve yöneticileri, ayrıca halk tipi bazı adamları ve etkili kabile reislerini divanda topladı. Onlara "Ben nasıl bir adamım? Beni Nasıl biliyorsunuz?" diye sordu. Toplantıya katılan valiler ve halkın temsilcileri genel olarak: "Efendim, şükürler olsun ki, Allah sizi bizim gibi insanların başına emîr yapmıştır. Siz hem adaleti hem de dini ve dünyayı koruyan ve ayakta tutan büyük bir adamsınız" anlamında cevaplar verdiler. Fakat Haccac bu süslü ve içten olmayan sözlerin yalan olduğunu biliyordu. Çünkü o kendisini herkesten daha iyi tanırdı.
Konuşma sırası bir köşede oturan, hiç konuşmayan, fakir ve kimsesiz bir adama gelmişti: Hacacc: "Efendim siz beni nasıl biliyorsunuz?" deyince adam şöyle dedi: "Sen Allah'ın belası, melun adamın tekisin. Sen cinni şeytanın arkadaşı ve insi şeytanların da reisisin. Fakat biz senden daha kötü bir hale geldik ki, Allah senin gibi melun birini başımıza musallat etmiştir."
Herkes dehşet içinde bu adamı dinliyordu. Kellesi hemen uçurulacak diye düşünüyorlardı. Ama adam sözlerini bitirince Haccac yerinden kalktı, adamı alnında öptü ve şöyle dedi: "Hepiniz laneti hak eden yalancılarsınız. İçinizden doğruyu söyleyen bir tek bu adam çıktı. Evet, ben berbat bir adamım, ama gerçekten de siz yönetici olarak benim gibi zalim bir adamı hak etmişsiniz. تَباَذَرُوا أَتَعَمَّرُ لَكُمْ =Siz Ebu Zerr gibi olunuz ki, ben de Ömer gibi adil olayım"[3] dedi ve bu adama hediyeler verirken kendisini metheden ilk konuşmacıların tümünü hapse attı.
Haccac-ı Zalim döneminde çok zengin bir kabile reisi tutuklanmış ve hapsedilmişti. Fakat kabile reisi gardiyanı çağırarak onunla bir pazarlığa girdi. Dedi ki: "Ben sana 10 bin dinar vereceğim. Ayrıca ömrün boyunca ihtiyaçlarını karşılarım. Bunun karşılığında benim ismimi ölenlerin listesinde göstereceksin. Cenaze aileme teslim edilecek bahanesiyle dışarı çıkar çıkmaz firar ederim ve Haccac bir daha beni bulamaz. İstersen sen de benimle birlikte kaçarsın" dedi. Gardiyan bu cazip teklifi kaçırmak istemedi, parasını aldı ve kabile reisini ölüler listesinde gösterdi.
Fakat Haccac: "Onun gibi şöhretli adamları ailesine teslim etmeden önce cenazesini görmem gerekir" deyince işler sarpa sardı. Gardiyan hemen kabile reisinin yanına dönerek: "İşler çok kötü, artık muhakkak seni öldürmem gerekir. Çünkü adını ölüler listesinde sundum, fakat Haccac cenazeni görmeye gelecektir. Seni sağ görürse kesin olarak beni öldürecektir. Dolayısıyla ölümden başka çaren yoktur" dedi. Kabile reisi çaresizdi, çar naçar gardiyan tarafından iple öldürüldü. Bu adam, “Hapisten kurtulmak isterken 10 bin dinara ölümü satın alan adam" şeklinde meşhur olmuştur.[4]
Resûl-i Ekrem (sav) “Sakif kabilesinden biri dâvâ-yı nübüvvet edecek ve biri de hunhar bir zalim zuhur edecek” deyip, nübüvvet dava eden meşhur Muhtar’ı ve yüz bin adam öldüren Haccac-ı Zalimi haber vermiştir.”[5] Ayrıca buyurdu ki, “Zalim Allah’ın yeryüzündeki kılıcıdır. Onunla intikam alır, sonra ondan da intikam alır.”[6] Bu kural tarih boyunca geçerli olmuştur. Nemrud’un, Firavunun, Ebû Cehillerin, Haccâc’ın ve günümüz tağutlarının akıbetleri hep acı bir son olmuştur. Bu kıyamete kadar da böyle devam edecektir. Bir müddet zalimlere mühlet verilir, fakat Allah mühlet verse de ihmal etmez. Sonunda onları yakalar ve çetin azabın içine atar. Bugün Masum Filistinli kardeşlerimizin kanlarını dökenlerin akıbeti de seleflerinin akıbetinden farklı olmayacaktır. Hepsini derdest edecek büyük bir felaket onları bekliyor.
[1] Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 9/5 Spring 2014
[2] İbn Abdi Rabbih, el-İkdu’l-Ferîd, 1/23; Terc. Musa K. Yılmaz.
[3] İsmail Hakkî Bursavî, Ruhu’l-Beyan Fî Tefsiri’l-Kur’an, 3/243; Beyrut, M. 1971.
[4] İbn Abdi Rabbih, a.g.e, 1/326.
[5] 19. Mektup, 6. Nükteli İşaret. [Hadiz için bkz. Müslim, 229.]
[6] Ahmed b. Hanbel, 3/498.