Muradına nail olamaz insan

Misafir Kalem

Mahlûkatın en şereflisi, yüksek donanım sahibi varlık. Cenab-ı Hakkın adem’den (yokluktan), vücuda (varlığa), varlık içinde de en yüksek düzeye, insan suretine getirdiği, Ahsen-i takvîm sırrına mazhar kıldığı, esfel-i safilin derekesine düşme tehlikesiyle karşı karşıya gafil beşer. Dünyada ebedi kalacağını zanneden bîçare. İnsan! ne kadar câhil ve gafildir. Doğum ile ölüm arasında geçen, hayat sokağına girer. Yolunu şaşırmış, adeta bir oraya bir buraya savrulup, bocalayıp durmakta. Huzuru önce maddede arar, tenperverdir. Kendini hazlara göre formatlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi hayaller kurar. İlk gençliğinde büyük adam olmayı, çok para kazanmayı, makam sahibi olmayı hayal eder. Her elde ettiği şey onun hızını kesmez, tatmin olamaz, daha çok ister. Öyle ki hırsla dünyaya saldırır. Helal haram demez gasıbane yutar.

Şöyle bir hayatımızın serencamını gözden geçirelim. Neler yaşadık, hayat ne kadar hızlı akıp geçti. Nice hayaller kurduk. Hani okuyup büyük adam olacaktık. Güzel bir eş, bir düzine çocuğumuz olacaktı. Sağlıklı ve güçlü bir insan olacaktık. Hiçbir derdimiz olmayacaktı, hayatımız’dan zevk ve lezzet alacaktık. Üstad hazretlerinin; ‘’Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlen- diriniz, günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz’’ düsturunu unuttuk. Dünya bize gülecekti. Heyhat! bütün bunlar bizim vehimlerimizmiş. Meğer dünya çok gaddar ve mekkâr bir şeymiş. Meğer aldanmışız, dünyanın bütün güzellikleri, lezzet ve zevkleri birer nümune kabilindenmiş. Bütün verilenler lezzet ve zevk için değil, onları tanımak ve ibret almak, şükretmek için verilmiş. Hiçbir şey ebedi değilmiş. Gençlik’te gelip geçici imiş, ihtiyarlık sabahında uyandık. Evlatlarımız büyüdü genç oldu. Çok değişik problemleriyle bizleri karşı karşıya bıraktılar. Onlara sahip çıkamadık, yeterince eğitip olgunlaştıramadık.

Halbuki aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve nede kaybettiği şeye mahzun olmaz. Çünkü; bu dünya ebedi kalmak için yaratılmış bir yer bir menzil değildir. Dünyanın lezzetleri de zevk için değildir. Burası ebedi ve sermedi olan ‘’Darüs-selâm (barış ve mutluluk yurdu) menzilinin davetlisi mahlukatın toplanmaları için bir han ve bekleme salonudur. Bu dünyadan ve lezzetlerinden hiçbir kimse tam manasıyla murad alamaz. Her şey izafidir (görecelidir), geçicidir, sürekli değişkendir. Bir üzüm yedirse yüz tokat vurur. Hastalıklar, musibetler, ihanetler, imtihanlar, her biri hayatın lezzetlerini acılaştıran şeyler. Öyleki ufukta görünen ve ansızın gelecek olan ölüm, en büyük sürpriz. Madem ‘’Her gelecek yakındır’’, ölümde çok yakın.

Dünya’ya gelmek kolaydır, çünkü kendi çabası ve dahli yoktur. Ancak gitmesi zordur, hayat şerefle bitirilmesi gereken asil bir görevdir. Ömrünün üçte biri çocukluk devresi, gençlik heyacanı ve hayallerle geçer. Üçte biri ihtiyarlık sabahında uyandıktan sonra geçen zamandır. Geri kalan orta devre oyalandığı dünyanın zevk ve lezzetlerini tatmak için geçirdiği tecrübeli dönemidir. İnsan başıboş, serseri ve sahipsiz bir varlık değildir. Bütün amelleri, yapıp ettikleri yazılmakta ve kaydedilmektedir. Bir muhasebe-i kübrada hesap verecektir. Bu hesap öyle sıradan ve basit bir hesap değildir. En hassas kalemlerle yazılan amel defterlerinin mizanıyla, haşir sabahında hesaba çekilecektir. Orada, hesap hilesi, hesap hatası, iltimas, adam kayırma geçerli olmayacaktır.

İşte insan öyle bir varlıktır ki daha doğarken kurtlu bir direk olarak dünyaya gelir. O kurtlu direk bir gün gelir yıkılıverir. Hiçbir zaman gerçek muradına nail olamaz. Çünkü murad-ı ilahi başkadır. Bu şuurla bu izan’la hayatımıza bakarsak aldanmayız, yarı yolda perişan olmayız. Hayatımızın her anını, sahip olduklarımızla sınavla geçirdiğimizi unutmayalım. Hayatın final maçı ölüm anında, beraberlik yok, ya kazanmak yada kaybetmek var. Bu karşılaşma öyle bir final ki adem babamızdan bu yana milyarla kez insan sayısı adedince oynandı. Kazananlar ve kaybedenler oldu. Ne mutlu kazananlara.

Yakup Aksoy

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.