Mültecilere Ensar olmak

Dr. Cemil ŞAHİNÖZ

“Müminler ancak kardeştirler. “ (Kur´an, 49:10) emri biyolojik kardeşlikten ötürü dini bir kardeşliktir. Böyle bir kardeşliğin ne manaya geldiğini anlamak için Asr-ı Saadete bir gidelim.

Mekke´de herşeylerini geride bırakan müslümanlar muhacir olarak Medine´ye hicret ettiklerinde oradaki yerlilerden, yani Ensar halkından, muaazzam bir kardeşlik örneği görmüşlerdir. Ensar, Muhacir kardeşleriyle herşeylerini paylaşmışlar. Geride bıraktıklarının acısıyla yaşayan Muhacirlerin bu şekilde acıları dinmişti. Gönüllerine su serpilmişti. Muhacirler de aldıkları dini ahlak ve terbiye nedeniyle kimseye yük olmamak için Ensar´a işlerinde yardımcı oluyordu. Bu şekilde inanılmaz bir sosyal yardımlaşma gerçekleşiyordu.

Bu kardeşlik o dereceye varmıştı ki, Cenab-ı Allah ayetinde bahsediyor: “Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. “ (Kur´an, 59:9).

Hicretten 5 ay sonra Hz. Muhammed (sav. ), 45 Muhacir ve 45 Ensarı biraraya toplayarak, birbirlerini kardeş ilan etti. Birbirlerini kardeş ilan ettiklerini ise psikolojilerine, fıtratlarına uygun olarak seçiyordu. Bu öyle bir kardeşliktiki Ensar aileleri Muhacir ailelerini yanlarına alıyor ve beraber yeni bir aile oluyorlardı. Aynı evde yaşıyorlar, beraber çalışıyorlar ve beraber yiyorlardı.

Ensar halkı adeta Peygamber Efendimizin (sav. ) şu emrini yaşıyordu: “Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini mü’min kardeşi içinde arzu edip istemedikçe mü’min olamaz." Tüm insanların bir aile olduğunu ve birbirini sevmedikçe cennete girilemeyeceğini benimsemiş ve hayatlarında pratiğe dökmüşlerdi. Evet, Ensar halkı sadece kendisi için istediğini Muhacir kardeşlerine de istemekle kalmıyor, hatta Muhacirleri kendilerine tercih ediyorlardı.

Bu muhteşem dayanışma sadece tarihden bir kıssa olarak kalmamalı. Buradan tüm müslümanlara ve hatta tüm insanlığa tarihin son gününe kadar örnekler çıkmalı.

Şuan dünyada milyonlarca insan muhacir durumunda. Ülkelerindeki kaos ve savaşlar nedeniyle göç etmek zorundalar. Kimse kendi ülkesini, kendi vatanını, doğduğu büyüdüğü, bilinçaltında güzel anılarının olduğu yeri bu şekilde terk etmek istemez. Bu insanlar zorunlu olarak göç ediyorlar.

Türkiye´de ki mülteci sayısına bakar ise asgari zekat oranıyla örtüşdüğünü görürüz. Dolayısıyla mülteciler toplumsal zekatımızdır. Bu bakış açısıyla olaya yaklaşırsak Ensar olabiliriz.

İster Almanya´da, ister Türkiye´de olsun, dünyanın neresinde olursa olsun mültecilere kucak açmak, onlara sahip çıkmak, onların yanında olmak zorundayız. Bu sorumluluğu üzerimizden atamayız.

Örnek olsun diye bir çok yerde yapılan ve yapılabilecek maddi-manevi, sosyal-psikolojik destek projelerine bakalım:

  • Mültecilerin kaldığı yerleri yöneten kurum ile irtibata geçmek.
  • Mültecilerle konuşmak, dertlerini dinlemek, beklentilerini karşılamaya çalışmak.
  • Psikolojik destek ve manevi bakım sunmak.
  • Sağlık konularında yardımcı olmak.
  • Yetim çocukları ve gençleri koruyucu aile olarak almak.
  • Camide yer var ise mültecilere kalma imkanı sunmak.
  • Gıda yardımı yapmak.
  • Giyim, kıyafet dağıtmak.
  • Çocuk oyuncakları dağıtmak.
  • Bebek bezleri, bebek eşyaları dağıtmak.
  • Temizlik malzemesi dağıtmak.
  • Ev eşyası yardımında bulunmak.
  • Boş ev, daire veya bina varsa, mültecileri yerleştiren kurumun hizmetine vermek.
  • Bayramlarda ve özel günlerde hediyeler dağıtmak.
  • Çocuklara hediyeler almak.
  • Anladıkları dillerde kitaplar temin etmek.
  • Dil kurslarına yönlendirmek.
  • Tercüme ile yardımcı olmak.
  • Para yardımı yapmak.
  • Bürokratik işlemlerinde yardımcı olmak.
  • Topluma entegrasyon konusunda yardımcı olmak
  • İş bulma konusunda yardımcı olmak.
  • Spor kulübleriyle beraber programlar düzenlemek.
  • Okullarda durumu konu etmek, hassasiyet olusturmak ve çocuklarla kültürel projeler düzenlemek.
  • Dini ibadetlerini yapabilmeleri için seccade, takke, tespih, Kur´an vs. ayarlamak.
  • Ramazan´da iftar sofraları düzenlemek.
  • Kurban Bayramın´da et dağıtmak.
  • Kaldıkları yerlere mescit açmak.
  • Camii uzak ise cuma namazlarına gidebilecek imkanlar sunmak, araçlar ayarlamak.
  • Başka dinlerden olan insanlara dini ibadetleri konusunda yardımcı olmak.

Yardım ettiklerimizi minnet altında bırakmamak için, şunu net olarak aklımıza sokmamız gerekiyor: Mültecilere yardım etmek, mültecilerden fazla bizim ihtiyacımız. Evet, biz yardım etmeye, sorumluluk almaya, dünya imtihanını bu şekilde kazanmaya muhtacız. Ahirette “Sen neredeydin? Ne yaptın?“ sorusunun cevabı için çabalamaktır, delil toplamaktır. Yani Ensar olmak ile aslında kendimize bir iyilik yapmış oluyoruz.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.