Dünya genelinde yaygınlaşmaya başlayan bir uygulamaya Türkiye de katıldı. Bilinçsiz sosyal medya kullanımına kısıtlama geldi. Buna öncelikle 15 yaş altı “çocuk” kullanıcılar takıldı.
Türkiye'de 15 yaş altı sosyal medya kullanımı sınırlandırılması, çocuklarımızı dijital dünyanın risklerinden korumak için atılmış önemli bir adımdır.
Dijital denge uygulamalarına baktığımız zaman insanların saatleri sosyal medyanın karşısında âdetâ akıp gidiyor. Bu akışın bilinçli olması ve sosyal medya gibi internet hizmetlerinin sağlıklı olarak kullanılması faydalı çeşitlerde zaman tüketilmesi elbette ki insanın ruh sağlığı içinde çok önemlidir.
Bu düzenlemeyi Kur'an-ı Kerim, hadis-i şerifler ve İslami kaynaklar ışığında değerlendirdiğimizde, ebeveynlerin ve toplumun çocukları manevi ve ahlâkî tehlikelerden koruma sorumluluğu açıkça vurgulanır.
Kur'an-ı Kerim’de Yüce Allah âyette şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”[1]
Bu âyet, ebeveynlere sadece kendilerini değil, çoluk çocuklarını cehennem ateşinden (manevi ve ahlaki helak) koruma emri verir. Cehennem kelimesini sadece ahirette düşünmemek gerekli. Bu dünyada da Cennet ve Cehennem’in manevî karşılıkları elbetteki var.
Sosyal medya, özellikle 15 yaş altı çocuklar için siber zorbalık, uygunsuz içerik, müstehcenlik, madde bağımlılığı, dijital bağımlılık ve ahlâkî dejenerasyon gibi riskler taşıyor.
Bu düzenleme, âyetin ruhuna uygun olarak çocukların manevi ateşten korunmasına katkı sağlar.
Ebeveynler, platformların yaş doğrulama zorunluluğu sayesinde bu sorumluluğu daha kolay yerine getirebilir.
Başka bir âyet: “Çocuklarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin. Onları biz rızıklandırırız.”[2]
Bu, çocukların sadece fiziksel değil, rûhî ve zihinsel olarak da korunmasını emreder.
Ekran bağımlılığı, dikkat dağınıklığı (DEHB), uyku bozukluğu ve düşük özsaygı gibi sorunlarla çocukların gelişimini baltalarken, bu tür sınırlamalar koruyucu bir kalkan görevi görür. Bir ebeveyn ve işimiz gereği çocuklarla içiçe olmam bunları gözlememe imkân sağlıyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur:
“Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden (edeb) daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.”[3]
Güzel terbiye, çocukları zararlı alışkanlıklardan ve fitnelerden uzak tutmayı içerir.
Sosyal medya, özellikle küçük yaşlarda fitne fesat ortamlarına kapı açmaktadır. Bunları sınırlandırmak veya kullanmamak en sağlıklı olan tercihtir.
“Fitne zamanında yerinde oturan, ayakta durandan; ayakta duran, yürüyenden; yürüyen, koşandan daha hayırlıdır. Fitneye maruz kalan kimse ondan uzak dursun.”[4]
Dijital dünya, özellikle çocuklarda bu tür manevi fitneleri yaygınlaştırıyor. 15 yaş altı yasağı, çocukların bu fitneden uzak tutulması adına devlet eliyle alınmış bir tedbirdir.
“Her doğan fıtrat üzere doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.”[5] (Buhârî, Tefsîr, Rum; Müslim, Kader)
Çocuklar temiz fıtratla doğar; ebeveynlerin görevi bu fıtratı bozulmaktan korumaktır. Sosyal medya algoritmaları, çocuklar için zararlı içerikleri kolayca sunarken, bu sınırlama fıtratın korunmasına yardımcı olur.
Burada sosyal medyayı şu şekilde ele alabiliriz sosyal medya çocuklara İslam fıkrasından uzaklaştırarak onları Yahudi Hristiyan veya mecusi kültürüne ait olan şeyleri empoze ederek İslamiyetten uzaklaştırıyor ve kültürel yozlaşmaya payda oluyor.
Efendimiz (asv) ayrıca buyurur:
“Hepiniz birer çobansınız ve sürünüzden sorumlusunuz. Ailenizden sorumlu olan, sürüsünü Cehennem’den korumalıdır.”[6]
Bu sorumluluk, bugün dijital tehlikelere karşı yaş sınırlaması gibi önlemlerle desteklenir.
Modern teknolojinin getirdiği cazibeler karşısında, çocukların manevi zevk ile donatılması gerekmektedir. Ruhu Kur'an ve sünnet nuruyla fazla nurlanamayan çocuklar kendilerine sanal dünyanın hız ve hızı içerisinde yorulmaya bırakıyor onun karşısında kimlik karmaşası yaşayan bulunduğu konumu doğru tespit edemeyen ve daha doğru yanlışı ayırt edemeyecek yaşta bulunan bu çocuklar manevi olarak yozlaştırılarak karşımıza çok uygunsuz durumlarda çıkıyor.
Risale-i Nur’un çocuklara okunması ve evlerin “küçük Medrese-i Nuriye”ye[7] çevrilmesi tavsiyesi, dijital bağımlılığa karşı gerçek bir alternatif sunar: gerçek iman ve ahlak eğitimi şarttır.
Üstad, çocukları cebirle değil, heveslerini okşayarak ve güzel örnekle terbiye etmeyi tavsiye eder. Bu düzenleme, ebeveynlere daha fazla fırsat vererek bu terbiyeyi yapma imkanı tanır. Çocukları sanal alemin boşluğuna kucağına bırakmak yerine çocuklarımızla ailemizle çeşitli faaliyetler yaparak piknikler okumalar geziler çeşitli sportif faaliyetler çocuklarımıza maddi ve manevi rehberler olmaya çalışmalıyız.
15 yaş altı sosyal medya sınırlaması, İslam’ın çocukları korumak, güzel terbiye etmek ve manevi ateşten sakındırmak emirleriyle uyumludur. Devlet bu adımı atarken, asıl yük ebeveynlerdedir:
- Kendi ekran kullanımımıza dikkat edelim (çocuklar bizi örnek alır).
- Alternatif aktiviteleri (spor, kitap, doğa, Risale-i Nur okumaları, aile sohbetleri) teşvik edelim.
- Çocuklarımızla açık iletişim kurup, dijital dünyanın hem nimet hem imtihan olduğunu anlatalım.
- Çocuklarımızın sadece karnını doyurmakla kalmayıp ruhunu ve kalbini de beslemeye gayret edelim.
- Unutulmamalı ki bu kısıtlama sadece çocuklarla sınırlı tutulmamalı Her insanın sosyal medya hesabı e-devlet'ten doğrulanarak hem sayısal olarak kısıtlanmalı hem de sahte hesapların önüne geçirmeli.
“Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır.”[8] Âyeti uyarınca, bu imtihanı kazanmak için bilinçli olmalıyız.
Bu düzenlemeyi desteklemele beraber uygulanabilirliğini arttırmak için gerekli olan şeyler de yapılmalı. Ve aile içinde uygulamak, hem dünyevi hem uhrevi saadetimiz için önemlidir. Allah hepimizi ve hassâten çocuklarımızı her türlü fitneden korusun. Âmin.
Aşırı Paylaşımın Gölgesinde Sosyal Çöküş: DEHB, Anksiyete ve Sos-Yal(ın) Medyanın Yalnızlığı
Anksiyate ve Risale-i Nur
https://www.risalehaber.com/muhammed-numan-ozel-anksiyate-ve-risale-i-nur-26604yy.htm
Sos-Yal(ın) medya
https://www.risalehaber.com/sos-yalin-medya-18180yy.htm
Selâm ve duâ ile.