Nur Talebelerine Yönelik İthamlar son günlerde önüme düşüyor, kulağıma geliyor. Bazı Vehhabi anlayışlı ve mezhepsiz çevreler, Nur talebelerini CIA ajanı, Gladyo mensubu, FETÖ ile bağlantılı hatta elinden gelse mürted göstermek için yoğun bir çaba içinde. Bu iddialar, hakikati aramaktan çok, karalama ve itibarsızlaştırma kampanyalarının bir parçasıdır.
Peki, bu suçlamaların dayanağı ne diye ele alacak olursak şöyle ki: Eğer Nur talebeleri gizli örgütlerle bağlantılı olsaydı, neden bir asırdan beri bu topraklarda olduğu ve hizmet ettiği halde onlarca yıl boyunca mahkemelerde süründürülmüş, hapislerde çile çekmiş olsunlar? CIA ile ilişkili bir topluluk kendi ülkesinde sürekli takibata uğrar mı? Bu, mantığın kabul edemeyeceği bir çelişkidir.
Bir diğer çarpıtma ise Nur hizmetini Gülen hareketiyle özdeşleştirme çabasıdır. Oysa Nur hizmeti şahıs merkezli değil, hakikat merkezlidir. Gülen hareketi ise lider merkezli, gizlilik ve kadrolaşma üzerine kuruludur. İki çizgi arasındaki fark apaçık ortadayken, Nur talebelerini “Fetö” ile aynı kefeye koymak insafsızlıktır. Bu irtibatlandırmayı yapanları ben de Abdullah b. Übey b. Selûl'ün yeni yoldaşları olarak irtibatlandırıyorum.
Yeni Şafak’ta yayımlanan sözde belgelerin tutarsızlığı ortaya çıkınca gazete yönetimi özür dilemek zorunda kaldı. Risale-i Nur’un sadeleştirilmesi girişiminde Nur talebelerinin Gülen hareketine karşı açık tavır alması ise ayrışmanın en net göstergesidir.
"Hayat-ı içtimaiyede çok tecrübelerle mahiyeti bilinmeyen, benim vârislerim genç Said’lerin bir kısmını Nur’un zararına iftiralarla çürütebilirler" [1]
Nur talebelerine yöneltilen ithamlar, hakikatle değil husumetle besleniyor. İftira sahipleri kendi karanlık niyetlerini gizlemek için Nur hizmetini hedef gösteriyor. Hakikat ise Nur talebelerinin safiyetinde ve şeffafiyetinde parlıyor. Kaç defa izah edilmiş şeyleri halen temcid plavı gibi önümüze sürmeleri gösteriyor ki bunlar mankafa, anlamak istemeyen kafası basmayan kimseler.
Yazacak çok şey var ama zamanıma yazık. Mason ve komünist komiteleri ve bunların taşeronları kime neye tabi olduğunu bilmeyen kimseler bu iftiralara devam edecektir.
Selam ve dua ile.
Alakalı iki yazımı aşağıya bırakıyorum:
Risale-i Nur’a ve Bediüzzaman'a Sataşmalar:
Neden hedef tahtasında Risale-i Nur ve talebeleri var?
[1] Emirdağ Lahikası-2 ( 14 )