Alimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ULEMA) tarafından düzenlenen 11'inci Alimler Buluşması'nda konuşan Elçi, tarih boyunca peygamberlerin mirasını üstlenen alimlerin davetçilerin başarılı hizmetler yürüttüğünü ancak günümüz alimlerinin ise bunu başaramadığını ifade etti.
Elçi, "Medreselerimiz var. İmam hatiplerimiz var. Kur'an kurslarımız var. Ve her yıl binlerce mezunlarımız oluyor. Ama bu ilmi faaliyetler nedense sokağa taşmıyor. Nedense gençler üzerinde bir etkide bulunmuyor. O zaman bir yerde bir eksiğimiz var. Bir yerde bir hatamız var ki bizim ilmi faaliyetlerimiz toplum üzerinde bir etkide bulunmuyor." dedi.
Günümüz alimlerinin nebevi menhece dönmesi halinde, yeniden sahabelerin varisi ve ashab-ı suffenin birer talebesini yetiştirebileceklerini ifade eden Elçi, şöyle devam etti:
"Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın davet metodunda ne vardı? Üç nokta vardı. Bir, Allah Resulü ilim öğretiyordu. Kur'an ve sünnet öğretiyordu. İkinci, Allah Resulü birer derviş olarak nefis tezkiyesi ve terbiyesini o sahabelerde uyguluyordu. O sahabeler birer ilim talebesi olmanın yanında Tekke'deki birer derviş gibi nefsi tezkiye ve terbiyeyi gerçekleştiriyordu. Üçüncüsü, Allah'ın Resulü onları birer mübelliğ, birer mürşid, birer davetçi ve birer mücahid olarak yetiştiriyordu."
Elçi, "Kökü mazide gözü atide çağı yaşayan münevver entelektüel İslam alimi yetiştirdiğimiz zaman işte o zaman ilmi faaliyetlerimiz sokağa taşacak, işte o zaman gençlerimiz bu itikadi savrulmalardan, bu ahlaki çöküntüden kurtulacak diye dua ve niyaz ediyorum." diye ekledi.
Doğruhaber