Mısır'da darbeler tarihi

Halk gösterileri ve karışıklıklar ile gündeme gelen Mısır'ın tarihi de yine bu tip gösteriler ve peşinden gelen darbelerle ünlü...

Hür Subayların gerçekleştirdiği Mısır’daki askeri darbenin lideri Cemal Abdünnasır bir harp okulu öğrencisi iken ihtilalci fikirlere ilgi duymuştu. Mısır’daki değişimin ancak silah kullanılarak gerçekleşeceğini düşünen Nasır, ilk gizli örgütlenmesi yakın arkadaşı Enver Sedat’la birlikte El Alamayn’da kurdu. Bu organizasyona daha sonra Hür Subaylar adı verilecekti. 1943’de askeri akademi komutanlığına getirildi. Bu Akademide iken çevresime çok sayıda subay toplamayı başardı. İsrail devletinin kurulması diğer Arap ülkelerinde olduğu gibi Mısır’da şok etkisi yaptı. Kral Faruk’un İngiliz yanlısı politikası, İsrail’e karşı pasif bir siyasetin izlenmesi ordudaki subayları tedirgin etti. 1952’nin ilk aylarında İskenderiye’de başlayan gösteriler, ülkenin her tarafına yayıldı.
Ordu içerisinde Hür Subaylar Komitesi, İhtilalci Komuta Konseyi adında bir silahlı grup oluşturdu ve başkanlığına yaşı henüz 30’u geçmiş Hür Subaylar içindeki en yaşlı üyelerden General Muhammed Necip getirildi. 23 Temmuz 1952’de Cemal Abdülnasır, Enver Sedat, Halid Muhammed gibi Marksist, İslamcı Abdül Raif,  ve Arap Milliyetçisi Necip liderliğindeki Hür Subaylar İhtilalci Komuta Konseyi kurarak darbe yaptılar ve Kral Faruk’u devirdiler.

İngilizlerin arabuluculuğu ile kral Faruk’un idamından vaz geçirilerek özel yatıyla ülkesini terketmesine müsade ettiler. Nasır darbenin önderi olarak öne çıkarak Faruk’un oğlu Fuad’ın kral yapılmayacağını, monarşlinin sona ereceğini söyleyerek askeri yönetimin geçicici olduğunu sivil yönetime bir süre sonra geçileceği sözünü verdi.

Hür subayların darbesine pamuk işçileri, Mısırlı küçük toprak sahipleri ve ülkenin en önde gelen muhalif hareketi İhvan-ı Müslim destekledi.  Nasır, bir gazeteye verdiği röprtajda Hür Subayların 1930’lu yılların ortalarında kurulduğunu ve hareketin Müslüman Kardeşler ve üniversitedeki solcu gençlerle işbirliği içerisinde olduğunu söyler. 1948’de İsrail devletinin kurulması ile hareketin Arapçı ve İslamcı bir noktaya geldiğini, fakat hareketin liderlerinin Abdül Raif, dışında hep laik olduklarının altını çizer. 1956’da yazdığı “Devrim Felsefesi” adlı eserinde darbenin nedeninin Filistin olayları olmadığını ülkedeki yoksulluk, eşitsizlik ve adaletszilik olduğunu öne sürer.

Nasır Kral Faruk karşıtı eski bir politikacı olan Ali Mahir’in yeni hükümetin başına getirdi. Krallığa ait “Bey”, “Paşa” gibi ünvanları kaldırarak ülke içerisinde karar vermede tek yetkili kurulun İhtilalci Komite  Konseyi olduğunu açıkladı.

1952 Aralık ayında parlamento hükümeti ve 1923 anayasası yürüllükten kaldırıldı bir süre sonra da diğer siyasi partiler yasaklanarak gelirlerine el konuldu. Nasır, yönetimin halka sivillere yönetiminin Müslüman Kardeşlerin bir şeriat devlet kurma niyetleri olduğu gerkçesiyle ertelendiğini ilan etti. Sıkıyönetim ilan edilir ve Müslüman Kardeşler teşkilatı kapatılarak, hareketin ileri gelenleri tutuklatılır. Nasır, darbenin gerçek lideri kendi olduğunu iddia ederek yakın arkadaşı Enver Sedat’ın yardımı ile Necip’in yerine  geçer.

Nasır, Hür Subayların yapmış olduğu darbenin bir askeri darbe olmadığını siyasal, sosyal ve ekonomik bir devrim olduğunu iddia eder. Siyasal devrim, Kral Faruk’un devrilmesi, soyal devrim halkın eşitliği ekonomik devrim ise toprak reformu ve Süveyş Kanalının millileştirlmesidir. 

Müslüman Kardeşlerin darbedeki rolü

Hasan el Benna tarafından 1926’da kurulan Müslüman Kardeşler , 1952 Temmuz darbesinin en önemli destekçilerinden biri olmuştu. Hatta Müslüman Kardeşlerin önde gelen üyelerinden Seyyid Kutup'un 1953’de Hür subayların organize ettiği Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin genel sekreterliğini yaptığı bilinmektedir. Enver Sedat’ın da 1943-45’de Müslüman Kardeşlere üye olduğu ileri sürülmüştür.

Hür subaylar, darbeye katkıları nedeniyle hareketin liderlerinden Ahmed Hasan al- Bakuri, Vakıflar Bakanlığına getirilerek ödüllendirilmişti. Fakat darbeden kısa bir süre sonra Müslüman Kardeşler, Hür subayların söz verdikleri İslami yönetime geçmeyi arzulamadıklarını halkı kandırdıklarını iddia ederek sert eleştiriler yaptı. Nasır, Müslüman Kardeşlerin darbe hazırlığında olduğu gerekçesini öne sürerek bir siyasal parti olmadığı halde Müslüman Kardeşleri kapatma kararı alır ve Seyyid Kutup, Abdülkadir Udeh gibi hareketin önde gelenlerini tutuklatır. General Necip’in Müslüman Kardeşlerle temes içerisnde olduğunu öne sürerek askeri görvinden alınır. Fakat Müslüman kardşlerin Kahire, minye, İsmailiye ve Asyut’ta gösteriler düzenlemesi üzerine tutuklananlar serbest bırakılır.

26 Ekim 1954’de nasır’a bir suikast girişiminde bulunulur, Nasır suikastin Müslüman Kardeşlerin organize ettiğini radyo konuşmasında belirterek ülkenin her yerinde Müslüman Kardeşlerin tutuklanması emrini verir. Aralarında Abdülkadir Udeh’in de bulunduğu hareketin ileri gelenlerinden 4 kişi idam edilir diğer tutuklananlarda hapis cezasına çarptırılır.

Süveyş krizi ve Nasır’ın yükselişi

Süveyş Kanal Şirketi’nin millileştirilmesi ve İsrail Gazze’ye saldırısı karşısında Nasır’ın sert tepki vermesi  halk içindeki popüleritesini tekrar artırdı. Nasır’ın Çekoslovakya’dan silah alması ve Sovyetler birliği’ne yakınlaşması ABD’nin Asuan Baraşı için söz verdiği krediyi çekmesini sağladı. Nasır’da Süveyş kanalının millileştirdiğini açıklarak soğuk savaşın ilk krizini başlatmış oldu aynı zamanda ordoğu’daki Arap rejimlerinin temellerinin atılmasını sağladı.

1956 savaşından yenilgiyle çıkmasına rağmen ingiltere, Fransa ve israil karşısındaki duruşu Nasırcılığın Ortadoğu’da yayılmasını sağladı. Mısır ordusu halkın gözünde hem dış güçlere karşı koruyucu hem de rejimin savunucusu haline geldi. Nasır, Sosyalizm ile milliyetçiliği kendine has uslubu ile birleştirerek Arap ülkeleri arasında birleştirici bir rol üstlenmek istedi. Fakat Suriye kurulan birliktelik başarısızlığa uğrayınca Arap birliği düşüncesinde de vaz geçildi.

Ordu yeni bir darbeye mi hazırlanıyor?

1967’de ordunun başına getirdiği yakın arkadaşı Abdül Hakim Amir’in Mübarek’e darbe yapacağı iddiaları ortaya çıkınca görevden alındı. Savaş Bakanı Albay Badran’da darbe iddialarına adı karıştığı için görevinden alındı.

1968’de Askeri istihbarat yetkilileri Nasır’a ordu içerisinde müslüman Kardeşlerin sızdığını özellikle bu küçük rütbeli subayların kırsal şehirlerde etkili olduğunu söylediler. Fakat 1967 savaşında başarı gösteren bu subayların ordudan atılmasının rahatsızlık vereceğini düşünen Nasır yalnız 10-15 subayı disiplinszilik gerekçesiyle ordudan atılmasına izin verdi. Fakat 1967’de İsrail karşısında alınan yenilgi, Nasır’ın görevi bırakmak istemesine neden oldu. Nasır yanlıları sokaklara dökülerek Nasır’ın görevinden istifa etmemsini istediler. Nasır bu istek karşısında istifa etmeyerek tekrar devlet başkanlığını sürdürme kararı aldı. Müslüman kardeşlerin faaliyetlerine kısmi özgürlük verek kendine yönelen muhalif hareketleri dağıtma yoluna gitti ve ordu içerisinde daha profesyonel bir ordu kurdurdu. Askeri harcamalar yüzde 13’den yüzde 22’ye çıkarıldı. İsrail bahane edilerek Ortadoğunun en gelişmiş ordusu kuruldu.

Enver Sedat iktidarda!

Nasır’ın ölümünden sonra yerine yardımcısı Enver Sedat geçti. Enver Sedat, önce Nasır’ın kırduğu ordu içerisinde yeni düzenlemlere girerek görevine başladı. Nasır yanlısı generalleri emekli ederek ordunun üst düzey ve stratejik noktalarına kendisine yakın isimleri getirdi. Savaş, İçişleri, Arap Sosyal Birliği ve Dışİşleri bakanlarınaı görevlerinden alarak kimisini sürgüne gönderdi kimisini hapse attırdı. Ordunun yönetimdeki etkisini azaltarak Nasır döneminde mbakanların üç ikisi askerlerden oluşurken sedat döneminde meclisin yalnız yüzde 13’ü askerlerden oluşmaktaydı. Ordunun politikadaki rolünü azaltırken kendisine bağlı polis teşkilatını güçlendirdi.

Enver Sedat, Nasır gibi Sovyetler Birliği ile ittifak kurmak yerine ABD ile ittifakı seçti. İsrail’e Camp David’de anlaşmaya varması batılı ülkelerin desteğini almasını sağladı. Fakat İsrail’le yakınlaşma islam dünyasından uzaklaşmasını sağladı.

Ekmek isyanı

1977’de dünyada gıda krizinin başlaması Mısır’ı etkilde ve ekmek fiyatları iki katına faırladı. Fırınların kapanmaya başlaması geliri günde 2 doların altında olan Mısır halkının sıkıntı çekmesini sağladı. Ocak ayında başkent Kahire ve Port Said’de “Ekmek İsyanı” olarak bilinen gösteriler başladı. Gösterilerin ilk gününde 11 kişi hayatını kaybetti. Halk gösterileri, ülkenin her tarafına yayıldı ve güvenlik güçlerinin halka sert bir şekilde müdahale etmesi sonucu toplam 70 kişi hayatını kaybetti. Ülkenin her yanında sıkıyönetim ilan edilerek asker tekrar yönetime çekildi.

İsrail’le antlaşmaya varılması ordu içerisindeki İslamcıları harekete geçirdi. 1979 Eylül'ünde Ordu içinde 11 Hava subayı Sedat’a darbe düzenledikleri gerekçesiyle tutuklandı.

Mübarek döneminde askeri darbe girişimi

Enver Sedat’ın öldürülmesinden sonra devlet başkanlığına gelen Hüsnü Mübarek, daima ordu ve asker ile arasında dengeyi gözeten bir politika izledi. Müslüman Kardeşlerin ordu ve polis içerisinde yayılmasını önlemek için sıkı tedbirler alan Mübarek, ordunun alt ve orta- kademesinde değişiklikler yaptı. Enver Sedat döneminin genel Kurmay Başkanı Mareşel Gazali’yi görevinde bırakarak kendisine ordunun içinden bir tepki gelmesini önlemeye çalıştı.

1989’da Mübarek’e karşı Gazali’nin darbe yapacağı dedikodularının çıkması üzerine Genelkurmay başkanı görevinden alınarak yrine Mübarek’e yakın bir isim olan Hüseyin Tantavi getirildi. Mübarek döneminde ordunun bütçedeki payı artırıldı ve yıllık ABD’den ordunun güçlendirilmesi için 1.5 milyar dolar yardım alınmaya devam edildi.
Dünya Bülteni

Güncel Haberleri