İhvan kaynakları, binaların tepesindeki keskin nişancıların ve güvenlik güçlerinin saldırılarında en az 2 bin 200 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti. Hükümet ise ölü sayısının ülke genelinde 278 olduğunu savundu.
Mısır’da halk, dün yine büyük bir katliama uyandı. Ordu destekli polis güçleri, askeri müdahale karşıtlarının 42 gündür oturma eylemi yaptıkları başkent Kahire’deki Adeviyye ve Nahda meydanlarına müdahale etti. Yerel saatle 07.00 civarında meydanları kuşattıktan sonra halkın üzerine göz yaşartıcı bomba atan ve ateş açmaya başlayan polis bir yandan da buldozerlerle barikatları yıktı. Müdahale boyunca alanlar üzerinde ordu helikopterleri uçtu. Darbeyle iktidardan edilen İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) kaynaklarına göre, çevre binaların çatılarından ve zeminden açılan ateş sonucu ‘en az 2 bin 200’ insan hayatını kaybetti. Resmi merciler ise can kayıplarının hem tek taraflı olmadığını hem de ülke genelinde toplam 278 olduğunu iddia etti. İhvan liderlerinden Hayrat el Şatır ve Muhammed el Biltaci’nin kızları da hayatını kaybedenler arasında. Güvenlik güçleri, müdahale esnasında Biltaci’nin de aralarında olduğu yüzlerce göstericiyi gözaltına aldı. Mısır’da, seçimle işbaşına gelen ilk demokratik yönetim 1,5 ay önce darbeyle devrilmişti.
Yaşanan vahşet darbe yönetiminde de derin çatlağa neden oldu. Batı’da çok iyi tanınan Nobel Barış Ödüllü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed el Baradey, görevinden istifa etti. Baradey’in ayrılması, Mısır ordusunun Batı’daki kredisinin bittiği şeklinde yorumlandı.
Resmi merciler ise can kayıplarının hem tek taraflı olmadığını hem de Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülke genelinde toplam 278 olduğunu iddia etti. İçişleri Bakanlığı, polisin müdahalede gerçek mermi kullanmadığını, aksine göstericiler arasından güvenlik güçlerine ateş açıldığını ve bunlara cevap verildiğini savundu. Göstericiler her iki meydandan da büyük ölçüde uzaklaştırılırken, olaylar Kahire ile sınırlı kalmayarak İskenderiye, Minya, Asyut, Fayyum, Süveyş ve Marsa Matruh gibi kentlere de yayıldı. Gelişmeler üzerine, ordunun atadığı geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Adli Mansur, ülke genelinde 1 ay sürecek olağanüstü hal ve Kahire’nin de aralarında olduğu bazı kentlerinde de akşam 19.00 ile sabah 06.00 arasında geçerli olacak şekilde sokağa çıkma yasağı ilan etti. 3 Temmuz Darbesi sonrasında, askeri müdahaleye zengin Körfez ülkelerinin verdiği güçlü maddi desteğe rağmen istikrarın sağlanamadığı Mısır’ın kendisi ve bölgesi için çok daha ciddi sonuçlar doğurabilecek bir iç savaşa sahne olmasından endişe ediliyor.
Yerel saatle 07.00 civarında Adeviyye ve Nahda Meydanları’nı kuşattıktan sonra göstericilerin üzerine göz yaşartıcı gaz bombaları atan ve ateş açmaya başlayan polis güçleri bir yandan da buldozerlerle göstericilerin kurduğu barikatları yıktı. Askerler de alanlara dışarıdan daha fazla göstericinin katılmasını engellemek için kurdukları güvenlik kontrol noktaları ile müdahaleye destek oldular. Aynı sebeple ülkenin kuzey ve güney vilayetleri arasındaki tren seferleri de askıya alındı. Müdahale boyunca alanlar üzerinde ordu helikopterlerin uçtuğu gözlemlendi. Alandaki Reuters muhabirine, “Kendilerine durmaları için yalvarmamıza rağmen üzerimize ateş etmeye devam ettiler.” diyen gösterici Salih Abdülaziz (39), güvenlik güçlerinin çocuklara dahi göz yaşartıcı gazla müdahale ettiğini anlattı.
Keskin nişancılar, yanmış cesetler
Mısır polisinin meydanlara müdahalesi esnasında çekilmiş görüntü kayıtları yaşanan vahşetin boyutlarını da gözler önüne serdi. Kayıtlarda aralarında kadın ve çocukların da olduğu göstericiler, özellikle baş ve göğüs bölgelerinden aldıkları yaralarla yerde cansız yatan bedenler arasından geçerek, kimileri daha hafif yaralanmalar yaşayan arkadaşlarını karga tulumba taşımak suretiyle olay yerinden uzaklaşmaya çalışıyor. Meydanların diğer bölgelerinde ise göstericilerin çadırlarına atılan molotof kokteylleri sonucu feci şekilde yanarak can vermiş Mısırlıların cesetleri görülüyor. Yine görüntülerde çevre binaların çatılarına yerleştirilmiş keskin nişancılar da dikkat çekiyor. Buna göre, elindeki dürbünle kendisine hedef işaret ettiği anlaşılan arkadaşının yardımıyla bir keskin nişancı kalabalığa ateş ediyor. İngiliz Sky News kanalı kameramanlarından Mick Deane ve Dubai merkezli Gulf News gazetesi muhabiri Habiba Ahmed Abdülaziz’in de çalıştıkları medya kurumları tarafından aldıkları kurşun yaraları sonucu hayatlarını kaybettikleri açıklandı.
Başkent Kahire’de darbe karşıtlarının 42 gündür oturma eylemi yaptığı iki meydan, dünkü müdahale ile kan gölüne dönerken, yaşananlara tepki gösteren Mısırlılar da ülkenin değişik şehirlerinde sokaklara döküldü. İskenderiye, Minya, Asyut ve Marsa Matruh’ta polis binlerce göstericiyi dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı. Olaylarda Minya’da 41, İskenderiye’de 10 kişinin öldüğü belirtildi. Fayyum kentinde de polis ve göstericiler arasında çıkan olaylarda 35 kişi hayatını kaybederken, Süveyş’te valilik binasına girmeye çalışan göstericiler polisle çatıştı, olaylarda can kaybı 5 olarak duyuruldu.
MISIR NEREYE GİDİYOR?
Dünkü katliam, başını AB ve ABD’nin çektiği, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de katıldığı yabancı arabuluculuk çalışmalarının sonuçsuz kalması ile ülkede artan tansiyon üzerine yaşandı. Ordunun atadığı geçiş yönetimi geçtiğimiz hafta çarşamba günü, bu başarısızlığı tamamen İhvan’a yüklemiş, “bundan sonra olabileceklerin” sorumlusunun da hareket olacağı tehdidinde bulunmuştu.
Yaklaştığı sinyalleri alınan müdahale öncesinde, Adeviyye ve Nahda meydanlarındaki göstericiler arasında her ne olursa olsun zulme karşı direnişe devam edileceği havası hâkimdi. Darbe karşıtı Mısırlılar, İhvan’ın başını çektiği gösterilerin, devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin salıverilerek görevine iade edileceği ana değin sürdürülmesi gerektiği fikrinde ittifak etmiş görünüyorlardı. Dünkü kanlı müdahale sonrasında ise sokak olaylarının seyrinin nasıl olacağı bilinmiyor. Asker ve polisin ise bunlara müdahalede güç kullanımından kaçınmayacağına ise şu ana kadar yaşanlar değerlendirildiğinde kesin gözüyle bakılıyor.
Ordu, 8 Temmuz’da Mursi’nin tutulduğu düşünülen Cumhuriyet Muhafızları Karargâhı önündeki göstericilere ateş açarak, 54 kişinin ölümüne neden olmuştu. Polis ve ‘baltacı’ ismiyle bilinen sivil çetelere mensup silahlı kişiler de Adeviyye Medyanı’ndaki göstericilere 27 Temmuz’da saldırarak 120’den fazla insanı katletmişti.
Darbe sonrası 3. büyük katliam
Ordu, 8 Temmuz’da Mursi’nin tutulduğu düşünülen Cumhuriyet Muhafızları Karargâhı önündeki göstericilere ateş açmış ve 54 kişiyi öldürmüştü. 27 Temmuz’da ise polisler ve ‘baltacı’ siviller Adeviyye Medyanı’ndaki göstericilere saldırarak 120’den fazla insanı katletmişti.
Vahşet, darbe yönetimini çatlattı
Mısır polisinin göstericilere ayrım yapmaksızın uyguladığı şiddet ve sonucunda ortaya çıkan ağır bilanço, ordunun 3 Temmuz Darbesi sonrasında atadığı geçiş yönetiminde de derin bir çatlağa neden oldu. Batı’da çok iyi tanınan Nobel Barış Ödüllü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed el Baradey, görevinden istifa ettiğini açıkladı, “Bu kriz barışçıl yollarla çözülebilirdi” dedi. Baradey’in ayrılması, Mısır ordusunun Batı’daki kredisinin bitmeye yaklaştığı şeklinde yorumlandı.
Zaman