Adem Elitok'un haberi:
Osmanlı’dan bu yana mevlit kutlaması da yapılıyor. Fakat Peygamber âşığı bu büyük âlimin, Bursa’da bulunan kabri ziyaretçiye hasret. Üstelik aynı şehirde yaşayanların çoğu türbenin yerini bile bilmiyor.
Süleyman Çelebi, 1351 yılında Orhan Gazi zamanında Bursa’da dünyaya gelmiştir. Emir Sultan Hazretleri’nin müridi olarak biliniyor. Bursa Ulucami’de imamlık yaparken 770 beyitten oluşan Mevlid-i Şerif’i yazar. İlham kaynağı ise İranlı bir vaizdir. Ulucami’de kürsüye çıkıp Peygamber Efendimiz’e saygısızlık eden İranlı vaizin, bu haline içerleyerek yazmıştır mevlidi. Rivayete göre 1409 yılında İranlı vaiz, Ulucami’de verdiği vaazda “Lâ nüferriku beyne ehadin min rusulih” (Peygamberleri birbirinden tefrik etmeyiz) ayetini tefsir ederken, “Ben bu ayetin bildirdiği gibi ahir zaman Peygamber’ini diğerlerinden üstün görmem.” der. Dinleyenlerden bir zat ise ayağa kalkarak İranlı vaize tepki göstererek, “Sen tefsir ilmine vâkıf değilsin, ayetlerin muhkemlerini, hükmü kalkmışları ve hükmü kaldıranları bilmiyorsun. Peygamber arasında fark yoktur demekten maksat; peygamberlik hususudur. Yoksa peygamberler arasında mertebe ve derece yoktur demek değildir. Eğer her cihetten fark yoktur demek olsaydı ‘Tilke’l-rasulü faddahâ ba’dehüm alâ ba’d’ (Peygamberlerden bazısını bazısına üstün kıldık) ayeti bulunur muydu?” diyerek susturur. Münakaşadan haberdar olan Süleyman Çelebi, Hazreti Peygamber’in (sas) böyle bir tartışmaya konu edilmesinden dolayı çok üzülür. Mürşidi Emir Sultan’ın da tavsiyesiyle Mevlid’i yazar. Mevlid bestesini ise Bursalı Sekban adında bir müzisyenin 17. yüzyılda bestelediği tahmin ediliyor. 1422’de yine Bursa’da vefat eden Mevlid’in mimarı Süleyman Çelebi’nin yazdığı Mevlid, Anadolu’dan Balkanlar’a, Kafkaslar’dan Orta Asya’ya, Afrika’ya kadar geniş bir alanda milyonlar tarafından asırlardır okunuyor. Mevlit kutlaması Osmanlı Devleti’nde 1588’de resmî bir devlet protokolü halini alır.
Bu büyük imam şimdilerde sadece yılda bir kez yapılan anma törenlerinde hatırlanıyor. Çekirge yolu üzerindeki kabri ise diğer türbelerin aksine ziyaretçiye hasret. Türbenin yanından geçenler çoğunlukla türbenin farkına bile varmıyor. “Burada türbe olduğunu bilmiyordum” diyerek şaşkınlığını dile getirenler var. Bazı vatandaşlar ise otopark eksiliğinin ziyaretleri engellediğini ifade ediyor. 7 yıldır Bursa’da yaşadığını söyleyen Muhittin Tekin, türbenin tabelasını görüp içeri girdiğini söylüyor ve ekliyor: “İlk defa geldim, yolum bu tarafa düştü. Türbenin burada olduğunu da yeni gördüm. Yazıyı okudum önce, sonra gelip dua etmek istedim. Ruhuna Fatiha okudum. Kitaplardan tanıyorum. Büyük bir zat ve kabrini ziyaret etmek büyük onur. İnsanlar bilmediğinden gelmiyor olabilir.”
Zaman