Mevlana’dan

Ahmet Nebil SOYER

Adalet ve zulüm

Adalet nedir? Ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? Dikeni sulamak. Adalet bir nimeti yerine koymaktır, her su çeken tohumu sulamak değil. Adalet nedir? Bir şeyi layık olduğu yere koymak. Zulüm nedir? Layık olmadığı yere koymak. Ey zulümle kuyu kazan sen kendin için tuzak hazırlıyorsun. Bir mazluma karşı elinden bir zulüm çıktı mı o zulüm bir ağaç olur, o ağaçtan zakkum biter. Ey zulümler eden, nasıl oluyor da gönlün hoş, yaptığını çekmeyeceksin mi sanıyorsun da gafil oluyorsun? Yoksulun gönlünü kebab edip yiyen zalim iyice dikkat edersen görürsün ki kendi budunu kızartıp yemedesin.

Alçak gönüllülük

Senden bu kendini beğenme defoluncaya kadar gönlünden de çok kan akar, gözünden de. İblisin illeti “Ben ademden hayırlıyım” demesiydi. Bu hastalık her mahlukta vardır. Bu hastalığa müptela olan kendisini hor görse bile onu altında pislik olan saf su bil. İmtihan kastıyla onu bir karıştırsan hemen su bulanır, hemen pislik rengini alır. Ey yiğit, ırmak sana saf ve berrak görünüyor ama senin ırmağının dibinde pislik var. İblis ululanmayı huy edinmişti de eşekliğinden Adem’i kendisinden aşağı gördü. “Benden daha ulu birisi yok ki, benim gibi bir kişi ona secde eder mi?“ dedi.

O’na kulluk etmek sultanlıktan iyidir. Çünkü “Ben ondan hayırlıyım” sözü şeytan sözüdür. Be aşağılık, Adem’in kulluğu ile iblisin kibrine bak da aralarındaki farkı gör. Adem’in kulluğunu seç, yol güneşi olan peygamber bile “Nefsini aşağılayan kişiye ne mutlu” dedi.

Doğruluk-Hile-Yalan

Hile edenin göreceği, bulacağı karşılık hileden ibarettir. Büyük testiyi vur kır, küçük testiyi al, iç. İşte layığın bu. Hile yıldırıma benzer, onun ışığıyla yolcuların yolu görmelerine imkan yok. Hayal ve hileyi az doku, çünkü Allah hileciye az yol gösterir. Hile et de kendi hilenden kurtul. Hile et de bedenden ayrıl, tek kal. Hile et de en aşağı kul ol, aşağılıkla yürü de fendi ol. Ey koca kurt tilkiliğe kalkışma, hile ile hizmetle efendilik etmeyi umma.

Cömertlik – Cimrilik

Eğer cömertliğe karşılık verilecek şeyleri herkes görseydi dünyada kimse cimri kalmazdı. Çünkü hiçbir kimse karşılıksız bir şey bağışlamaz. İhsan sahipleri öldüler ihsanları kaldı. Ne mutlu o kişiye ki bu merkebi sürdü. Peygamber (asm) “Ne mutlu o adama ki dünyadan gitti de ondan iyi bir iş kaldı” demiştir. İhsan sahibi öldü ama ihsanı ölmedi ki. Allah yanında din ve cömertlik küçük ve değersiz bir şey değildir. İhsanda bulunmak, doyurmak, konuk davet etmek “ey ulular biz sizinleyiz, size doğru bir özle inandık” demektir. Hediyeler, armağanlar, sunulan şeyler, “ben seninleyim, seni seviyorum” diye tanıklıktan ibarettir. Belayı def etmenin çaresi sitem etmek değildir. Buna çare cömertliktir, aftır, keremdir.

Kanaat-Hırs

Denizi bir testiye dökersen ne alır? Bir günün kısmetini. Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef kanaatkar olduğundan inci ile doldu. Nice balık vardır ki su içinde her şeyden eminken, boğazının hırsı yüzünden oltaya tutulmuştur. Körlerin körlüğü rahmetten uzak değildir. Onlara acınır. Fakat hırs körlüğüne özür yoktur. Avcılık hırsı insanı kendi avlanacağından gafil kılar. Hırs insanı kör ahmak eder. Bilgisiz bir hale sokar, ölümü kolaylaştırır. Hışmı, şehveti, hırsı terketmek erliktir. Bu peygamberlik damarıdır. İhtiyarlıkta Rabbim kafire bile hırs vermesin. Bu hırsı Allah kime verdiyse ne kötüdür o kul. Peygamber (asm) kanaate “hazine” demiştir, gizli hazineyi herkes elde edebilir mi? Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.

Kıskançlık

Esasen haset de bir başka noksan, başka bir ayıp. Hatta bütün aşağılıklardan daha beter. Şeytan da aşağı olmadan arlandı, bunu ayıp telakki etti de kendisini yüzlerce kötülüğe düşürdü. Hasedinden yücelmek istedi, fakat yücelik nerede, kanlara bulanıp kaldı. Ebu Cehil, Muhammed’e (asm) uymaya utandı, hasedinden kendisini yüceltmeğe ondan yüksek olmaya çalıştı. Adı Ebu Hakem’di Ebu Cehil oldu. Nice ehil kişiler vardır ki haset yüzünden naehil olup kalmışlardır. Hasetçiden başka bütün körleri tedavi et. Fakat seni inkar eden hasetçiyi tedavi etme. Güneşe haset eden güneşin varlığından incinen kişi yok mu? Ah işte sana devası olmayan illet, o adam kördür, kör. İşte sana ebediyyen kuyunun dibine düşmüş kalmış bir kişi.

Öfke

Hiddet ve şehvet insanı şaşı yapar, ruhu doğruluktan ayırır. Kendi kızgınlığını kır, oku kırma. Senin kızgın gözün sana sütü kan gösterir. Kızgınlıkla gönüllere ateş saldın mı cehennemin ateşinin aslı oldun gitti. Kızgınlığın cehennem ateşinin tohumudur, kendine gel de şu cehennemi söndür, çünkü o bir tuzaktır. Akıllı birisi İsa’ya “Alemde her şeyden daha sarp daha güç nedir?“ diye sordu. İsa dedi ki “Ey can, ey sarp, ey güç şey. Allah’ın gazabıdır. Çünkü o gazaptan cehennem bile su gibi titrer.”

Kusurlarla uğraşmamak

Allah bir kişinin ayıbını örtmek isterse, o kimse ayıplı kimselerin ayıbı hakkında ses çıkarmaz.

Alalade otlar iki ay içinde yetişir, fakat kırmızı gül ancak bir yılda yetişir, gül verir.

Yürü iyilik et, zaman iyiliği tanır, iyilerin iyiliğini unutmaz. O Herkesin malı kaldı, senin de kalacak. Şu halde mal yerine iyiliğin kalması daha iyi.

Madem ki insanın yaratılmasındaki maksat Allah’a ibadet etmektir, şu halde ibadetten baş çeken ibadete yanaşmayan kişinin ibadet yeri cehennemdir.

Ubudiyet yani kulluk, kulun Allah’ın yaptıklarından memnun olması her şartta razı olması anlamındadır.

Mevlana öncelikle kulun, ilahi takdire rıza göstermesinin önemini bu razılığın nasıl olması gerektiğini ve neticede elde edeceklerini izah eder.

İmanı O’nun dileği O’nun rızası içindir, cennet ve ağaçlar, ırmaklar için değil. Kul Allah’ın rızasını görünce güler, neşelenir, kaza ona şekerle yapılmış helva gibi gelir. Bu kulun huyu ve yaratılışı böyle olursa alem O’nun emrine O’nun fermanına tabi değil de nedir?

Dostların birbirlerine armağan vermeleri bağlılık ve sevginin eseridir. O hediyeler gönüldeki görünen sevginin şahitleridirler.

O insanlar ki ibadetleri kabuktan ibaret, iç yok, boş ceviz gibi. İbadetin özü ibadetten alınan zevktir. “Bizim peygamberimizin (asm) yolu aşk yoludur, biz aşktan doğmuşuz” diyen Mevlana bedeni ibadet ederken gönlü habersiz olanları saman arzusuyla Mushaf taşıyan eşeklere benzetir.

Zekat ve hediye vermek kıskançlığı bırakmak kendi sırrından haber vermektir.

Kedi de oruç ayında oruç tutar ama kendisini av avlamak için uyur gösterir. Sevgi ve samimiyet izi taşıyan ibadetler eksileni fazlasıyla tamamlayabilir.

Hz. Ebubekir’in (ra) başkalarına üstünlüğü çok namaz kıldığı ve oruç tuttuğu için değildir. Cenabı Hakk’a duyduğu muhabbet sebebiyledir. Kıyamette namazları, oruçları, sadakaları getirip teraziye koyarlar. Fakat sevgiyi getirdikleri zaman bu ilahi aşk teraziye sığmaz. Bu yüzden asıl olan aşktır.

Sade tevekkülle savaş olur mu bu tavla oynayan acemilerin tevekkül etmesi gibi olur.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.