Menzil

Caner Kutlu'nun hikayesi...


Serviste konuşuyorlardı, bu sıcakta bir de sınav stresi mi yaşatılır diye..

bizi takip eden gri duman bulutu içinden bir damlacığa tutunup, önce siyaha, sarıya sonra maviye, ta beyaza kadar erişir bir sıkıntı girişteki güvenlik aramasına takıldı. Kimlikleri gösterip yola devam ettik..

sıralanmış kestane ağaçları arasından, kabukları uzaktan seyredilir (dikenli), meyvesi yenmez, yaban mı yaban bir kahverenginin önünde durduk. Ayağım son basamağa takıldı, kendimi bir kızın iri koynuna yapışmış olarak buldum..

önemli değildi, bir küçük tebessüm yeterliydi.

Kalemsiz, yine silgisiz, notlar da evde unutulmuş, yalnız, yapayalnız..

bir gün de şu kalemini silgini getir ya! kalemimi alıyorsun, sonra da silgimi bölüyorsun, ayıp artık! arkadaşlıklar bugünler içindir ama..

belin açılıyor güzelim, benim için mahsuru yok gerçi, ama Allah korusun üşütürsün, malum klimalar da zararlı, çocuğun olmaz derler, yoksa kelebek dövmen böyle çok daha çekici duruyor..

Anfinin uzayan merdivenlerinin, yerlerini almaya çalışanları taşımaktan kir tutmuş mermerleri ciyaklarken  bile geleceği taşıyorlar..

geçen gün serviste yanımda oturan asistan da burada, konuşurlarken duydum, annesi yeniden evlenmek istiyormuş, babası kızmış, seni yanıma alırım o zaman diyormuş, şeker kız, bilemiyorum diyor ( kadın azmış bu yaştan sonra diyecek belli ki içinden ) insanların kararlarına saygılı olmalı diye de ekliyordu..

elinde bir tomar kağıt, sorular kaç tane? bonus var mı? süre ne kadarmış?..

hoca geliyor, gözlüğünün içinde iç içe gözler, kareli gömleği renk değiştirir, ama desen değiştirmez, pantolon siyahtır, desen değiştirir renk değiştirmez bir kişidir;

odasında zikir çektiği söylenir, bir şeyhin vekiliymiş diyorlar, kitaplığında kocaman, yeşil kaplı bir Kur’anı Kerim’i vardır, duvarda bir hat, ya Adl yazarmış, profesör olduktan sonra sakal bırakmış, sakalının  beyazı bol, siyahı azdır,

bir gün demişti ki, heykeller nasıl bize nazaran camid iseler, biz de, ol kimseler -ki evliyaullah tabir edilir, onlara nisbeten öyleyizdir..

Önümüze gelen matematik karşısında ise hepimiz camid kaldık, eline tebeşiri alıp çiziktirerek ‘Kalan süre <= 180’ yazdı, süreniz yüz seksen dakika, buyrunuz, başlayabilirsiniz..

bir gözü şarkta bir gözü garpta ol kişiler ki, bir halka-i hatme-i haceganda fa’lem ennehuuu diyerek zikre başlarken şark da garp da aynı anda öne yıkılarak onlara uyarlar,

Kalan süre <= 171, o cezbeden silsile-i saadatın altın halkası bir anda onların hayallerinin penceresinden seyredilir..

ilk soru hep beni şoke etmiştir zaten, daha başta bu yapılmaz ki mirim, önce logaritmik, sonra dalları ile birlikte açılım,

Kalan süre <= 162, bu öyle bir cezbedir ki, soğuk suya atsan kızgın demir gibi bir ses duyarsın..

bunun analitik durumu değildir, senin harmonik eşleniğindir bu sesin geldiği mekan,

Kalan süre <= 153, diğerlerinin bittiği yerdir bizim başladığımız, biz çok ileri özgeleri tutarız başucumuzda,

Kalan süre <= 144, her birinin üç ayrı açılımı vardır, prensip değerleri, her değerin elinden tutar getirir bize..

 her ayetin üç farklı anlamını bilmelidir, biri avam, biri havas biri de hassul havasa mahsus olmak üzere.. kutsal yemin günümüzde verdiği sözü hatırlamalıdır, her birinin ayrı sözü vardır, bunu yerine getirmekle sorumludur, öncelikle bu sözü hatırlamak, mahiyetini bilmek gerektir, sözünü bilmeyenler baştan zarardadır, bilip de yapmayanlar içinse durum şöyledir ki, onlar verdikleri sözü tutmadıkları için, baştakiler kadar olmasa da yine ceza göreceklerdir, buradaki yaşamın anlamı bu sözü bilmek, sonra da yerine getirmektir..

 her bir parçanın kompleks karşılığının yazılıp açılımı bunun üzerinden yapılır,

Kalan süre <= 135,  kalp böylece zakir olunca, önce sır, sonra sırr’ul sır, ardından hayfa, ve hayf’ul hayfa zakir olur..

ortak alternatif ters dönüşümü oluştururuz kalem yazarsa tabii, pardon fazla kalem ucunuz var mı acaba, 0.7, tamam teşekkürler..

ya Hayy!

Kalan süre <= 126, sıfırdan başlayarak değer verilirse, artı ve eksi, yeni gösterimi ortaya çıkar..

tayy-i lisan etmek gerek, sözü dönüp dolaştırmadan..

ispat bir disiplin içerir,

Kalan süre <= 117, her bir parçası ayrı ayrı yükseltgendiğinde, mesela belli bir aralıktaki karşılığı belirlenebilir, genelde bu sıfır ile bir arasıdır..

bizim için bize evliyadır demekle zındıktır demek aynı değerdedir,

Süre <= 108, mürşit müride kapıdır..

sıfırdan girer birden çıkarsın,

Süre <= 99, ilk değer, ilerleyen gösterimlerde mutlaktır, eksisi de artısı da birdir..

saliklerin idraki kurda kuşa bile ulaşır, hatta aslana bile, birgün bir mürid ormanda giderken karşısına bir aslan çıkmış, iri yeleleri, kocaman açtığı ağzı, yalanarak bir kükremiş ki yer gök birleşip, kendi içine büzülmüş, mürid birden hatırlamış, demiş ki, ben kimin hizmetindeyim bilirmisin, anlatmış ona uzun uzun, her bir ismi şerifin anlamını çözmüş zira, aslan ezilmiş, süzülmüş, müridin önüne geçip onu şehre kadar yolcu etmiş..

sonuçta bir eğri oluşur, bir ile iki arasına konur..

o Allah ki, isterse iğne deliğinden dünyayı geçirir..

olmazsa silgi var, tekrar çizilir nasılsa, teşekkürler arkadaşım,

<= 90 sınavın yarısındayız arkadaşlar diye bir ses duyuldu, yeni yetme asistanın sesi, ah canım benim, validenizin izdivaç talebi vardı değil mi, pardon hocam, peki susuyorum, evet nerde kalmıştık,

Kalan süre <= 90, bir de tersten düşerse, değer pozitif olsun, negatifte de tanımlı olsun..

havas ise huzura sorgusuz alınır,

<= 81, dikey bir alan, yatay bir alan ve sıfır üzerinde bir alan oluşturulup kesiştirilir..

Ya Rabbi, ben ancak Zat-ı Akdesinize aşıkım, huriler masivadır, bunlarla muanese edemem, ben cemal ve kemalini görüp, Kelamullah ile üns ve sohbet hasıl olmadıkça hiçbir nimete bakmam..

hepsi bir noktaya dönüşür en nihayetinde, şu kız da oynaşıp duruyor yine beli açıldı

<= 72, dondum, şu klimaları da kapatsalar mı, sana demiştim tatlım, üşüdün değil mi, belini de kapatmadın, kelebek dondu, olumsuzu, öncesi, tersi, karmaşık bir eğrilik oluşturur, içine büyük bir alan yerleştirilir ki, özelliği bozulmasın..

ilmelyakin, aynelyakin ve sonucu hakkalyakin nevinden ilim ve hikmet hasıl oldu, bize hepsi malumdur,

Kalan süre <= 63, son bir saat arkadaşlar, ah canım yine o ses, hala annesini düşünüyor, evet..

beni okumasını bilen ancak maksada nail olur, maksad nedir, maksad yeminine sahip çıkmak, sözünü yerine getirmek, fıtratındaki o hakikate vakıf olmaktır..

biri gelir çözer, diğerlerini ise devam çözümleri sağlar, alınan değeri genele yansıtabilir,

<= 54, aramızda seksen bin hicap var, bunlar kalkmadan seni, beni anlayamazsın..

basit ve çoklu bağlantılar tanımlanmalıdır bu durumda,

<= 45, en yükseği hesaplanırken, mutlak değeri üst üste değerlenir..

sen beni anlayamazsın, sana zehir gelir;

<= 36, o kuldur, berzahta delil ve vaizdir..

o onun ardında, o diğerinin ardındadır, sonunu göremezsin, ancak sana verilene bakarsın, genel terimi bulmak bu kadar kolaydır, hem de gereksizdir, bir örnekle açıklarsın hatta,

<= 27, validesinin sütünden hasıl olan arzu ve şehveti kırarsa yol açılır..

seri oluşur, alanları farklı alanlarla basitleştirebilir, hatta köşeler ekler, böler, çarpar, işlem yapar,

Süre <= 18, kutuplar oluşur, sıralanırlar iki kutup arasında, dönüşür, keskinleşir, dikleşir..

kutbu’l azamın etrafında birleşir..

insanın mahiyeti ateş, toprak, su ve havadandır, narda iki husus vardır, biri nurani biri zulmani, turab, dört nesnedir, üçü zulmani; havanın iki kısmından biri nuranidir, ma biri nurani, biri zulmanidir, bundandır ki Adem yasak meyveyi yedi, bu altı zulümden ikisini, Adem dua etti ve Allah kaldırdı, bu zulmetleri temizlersen, içinden atıp nuraniyetini kazanırsan o zaman sana sorgu sual kalmaz

Kalan <= 9, son dakikalar arkadaşlar, artık toparlayalım lütfen, sınav bitiyor, dünya esasen yoktur, madun terk edilmez, sana sekiz kanat vereceğim, onlarla dünyada uçar, felaketlerden kendini korursun..

iki reel iki sanal eğrisel dairelerle bir alan oluşturulur, bir noktada görüntülenir; önce paralel sonra eksi açıyla yükselen bölgenin altı taranır, son noktası da dahildir buna..

cennet yakınlık, cehennem uzaklıktır, ikisi de senindir..

uygulama, içindeki idealizmi taşımalıdır, sıcaklık yarı alanda hesaplanır, alt sıfıra yaklaşınca artış mutlaklaşır..

kalbime iki ateş düştü, biri aşk biri pişmanlıktır..

iki parçası da akıcıdır, iki boyutu da sonuçta karışır, her köşede ve çemberin her ucunda aynı yönlüdür, çoklu kutuplarda gerçekle değer ilişkisi kurabilir; her biri bir dönüşümdür, her dönüşüm bozulmadır, setin dışındadır, ayrılabilir ve ayrışabilir noktalardır..

her yüzün her şeyle bir münasebeti vardır;
bir, ikincisi olmayan: Allah;
iki, üçüncüsü olmayan: gece ve gündüz;
üç, dördüncüsü olmayan: arş, kürsi ve kalem (silgi yok);
dört, beşincisi olmayan: Tevrat, Zebur, İncil, Kur’an;
beş, altıncısı olmayan: beş vakit namaz;
altı, yedincisi olmayan: kainatın yaratıldığı altı gün;
yedi, sekizincisi olmayan yedi gök;
sekiz, dokuzuncusu olmayan: arşı taşıyan melekler;
dokuz, onuncusu olmayan: Salih peygamberin kavminden bozgunculuk yapan kişiler..

sınav bitti bir dakika eklemem, hadi! kağıdını alayım..canım sen misin, üzülme, bırak anneni evlensin, sana da demiştim belini açma diye..

Kelebek üşüdü, kağıt dondu, kalem düştü, silgi boş kaldı, uyudum uyandım, menzile yol oldum..

hocayla göz göze geldik, bana nazar eyledi, bir la şey oldum.   

Edebiyat Haberleri