Kur’an’ın Tarif Ettiği Ahlâk-2

Mehmet Asıf IŞIK

PEYGAMBERLERİN AHLÂK ATLASI

Yukarıda belirtildiği üzere, insanlığa 120 bin peygamber gönderilmesine rağmen Kur’ân-ı Kerim’de sadece 25 peygamberin adı geçmektedir. Bu örnek ve yıldız şahsiyetlerin ahlâkî vasıflarına ve faziletlerine temas eden âyetler seçilerek aşağıda sıralanmıştır. Bazı peygamberlerin vasıfları birden fazla âyette zikredilmiş olsa da, konumuzla ilgili olarak özellikle şahsiyet ve kulluk vazifelerinin beyan edildiği ayetler alınmıştır.

Hz. Âdem (as): Tevbe ve Allah'a Dönüş

İnsanlığın ilk peygamberi olduğu gibi, hatasından sonra tevbe ve istiğfar ederek Rabbine dönmenin de ilk örneğidir. فَقَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ (A‘râf, 23) “Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen gerçekten hüsrana uğrayanlardan oluruz.”

Hz. İdrîs (as): Doğruluk Ve Sâdıklık

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِدْرٖيسَۚ اِنَّهُ كَانَ صِدّٖيقًا نَبِيًّا (Meryem, 56) “Kitap'ta İdrîs'i de an. Şüphesiz o, doğruluğu özünde taşıyan bir peygamberdi.”

Hz. Nûh (as): Şükür

ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍۚ اِنَّهُ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا (İsrâ, 3) “Ey Nûh ile beraber taşıdıklarımızın nesli! Şüphesiz o, çok şükreden bir kuldu.”

Hz. Hûd (as): Tevekkül (Hakikati Savunan İnsan, Neticeyi Allah'a Bırakır.)

اِنّٖي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ رَبّٖي وَرَبِّكُمْۜ مَا مِنْ دَٓابَّةٍ اِلَّا هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَاۜ (Hûd, 56) “Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Hiçbir canlı yoktur ki O'nun kudret ve hâkimiyeti altında bulunmasın.”

Hz. Sâlih (as): Allah’ın Emanetine Riayet, Saygı ve Sorumluluk

قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْۖ هٰذِهٖ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فٖي اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ (A‘râf, 73) “Rabbinizden size açık bir delil geldi. İşte bu Allah'ın devesidir; sizin için bir ayettir. Bırakın Allah'ın arzında yesin; ona kötülükle dokunmayın.”

Hz. İbrâhim (as): Hilm, Vefa ve Allah'a Yöneliş

اِنَّ اِبْرٰهٖيمَ لَحَلٖيمٌ اَوَّاهٌ مُنٖيبٌ (Hûd, 75) “Şüphesiz İbrahim çok yumuşak huylu, içli ve Allah'a sürekli yönelen bir kimseydi.”

Hz. Lût (as): Hikmet ve Temizlik (İlim ve Temiz Kalabilmek)

وَلُوطًا اٰتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتٖي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَٓائِثَ (Enbiyâ, 74) “Lût'a hüküm ve ilim verdik ve onu çirkinlikler işleyen o şehirden kurtardık.”

Hz. İsmail (as): Sözünde Durmak (Sadakat göstermek)

اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَبِيًّا (Meryem, 54) “Şüphesiz o, sözünde duran bir kimseydi; bir resûl ve nebî idi.”

Hz. İshak (as): Salihlik (İman, Kulluk ve Davranış Bütünlüğü)

وَكُلًّا جَعَلْنَا صَالِحٖينَ (Enbiyâ, 72) “Onların her birini salih kimseler yaptık.”

Hz. Ya‘kûb (as): Güzel Sabır

فَصَبْرٌ جَمٖيلٌۖ وَاللّٰهُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ (Yûsuf, 18) “Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımına sığınılacak olan Allah'tır.”

Hz. Yûsuf (as): İffet, Takva ve İhsan

اِنَّهُ مَنْ يَتَّقِ وَيَصْبِرْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُضٖيعُ اَجْرَ الْمُحْسِنٖينَ (Yûsuf, 90) “Kim Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşır ve sabrederse, şüphesiz Allah güzel davrananların ödülünü zayi etmez.”

Hz. Şuayb (as): Adalet ve Ölçüde Dürüstlük

وَيَا قَوْمِ اَوْفُوا الْمِكْيَالَ وَالْمٖيزَانَ بِالْقِسْطِ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ (Hûd, 85) “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın; insanların haklarını eksiltmeyin.”

Hz. Eyyûb (as): Sabreden, Güzel kulluk Eden ve Allah'a çokça yönelen

اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًاۚ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ (Sâd, 44) “Biz onu sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel kuldu! O, Allah'a çokça yönelirdi.”

Hz. Mûsâ (as): İhlâs, Seçilmişlik ve hikmet

اِنَّهُ كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولًا نَبِيًّا (Meryem, 51) “Şüphesiz o, seçilip arındırılmış bir kimseydi; bir resul ve nebî idi.”

Hz. Hârûn (as): Kardeşlik, Rahmet ve Destek

وَوَهَبْنَا لَهُ مِنْ رَحْمَتِنَٓا اَخَاهُ هٰرُونَ نَبِيًّا (Meryem, 53) “Rahmetimizden ona kardeşi Hârûn'u da peygamber olarak bağışladık.”

Hz. Zülkifl (as): Sabır

وَاِسْمَاعٖيلَ وَاِدْرٖيسَ وَذَا الْكِفْلِۖ كُلٌّ مِنَ الصَّابِرٖينَ (Enbiyâ, 85) “İsmail'i, İdrîs'i ve Zülkifl'i de an. Bunların her biri sabredenlerdendi.”

Hz. Dâvûd (as): Allah'a Yöneliş (İnâbe, Kalbinin Allah'a dönük olması)

اِنَّهُٓ اَوَّابٌ (Sâd, 17) “Şüphesiz o, Allah'a çokça yönelen bir kuldu.”

Hz. Süleyman (as): Şükür ve Güzel Kulluk

نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ (Sâd, 30) “O ne güzel kuldu! O, Allah'a çokça yönelirdi.”

(Hükümranlığına rağmen Allah'a güzel bir kulluk halindeydi.)

Hz. İlyâs (as): Tevhid

وَاِنَّ اِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَ (Sâffât, 123) “Şüphesiz İlyas da gönderilmiş peygamberlerdendir.”

اللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّلٖينَ (Sâffât, 126) “Allah sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”

Hz. El-Yesa’ (as): Hayırlı Olmak

وَاذْكُرْ اِسْمٰعٖيلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِؕ وَكُلٌّ مِنَ الْاَخْيَارِ (Sâd, 48) “İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de an. Onların her biri seçkin ve hayırlı kimselerdendi.”

Hz. Yûnus (as): Tevbe, Tesbih ve Teslimiyet

لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّٖي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمٖينَ (Enbiyâ, 87) “Senden başka ilâh yoktur. Seni eksikliklerden tenzih ederim. Gerçekten ben yanlış yapanlardan oldum.”

Hz. Zekeriyyâ (as): Hayırda Yarışmak (iyiliğe koşmak) ve Huşû

اِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًاۖ وَكَانُوا لَنَا خَاشِعٖينَ (Enbiyâ, 90) “Onlar hayırlarda yarışır, umarak ve korkarak bize dua eder ve bize karşı derin bir huşû içinde bulunurlardı.”

Hz. Yahyâ (as): Takva ve Anne-Babaya İyilik

(14) وَبَرًّا بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُنْ جَبَّارًا عَصِيًّا (13) وَكَانَ تَقِيًّا (Meryem, 13-14) “O takva sahibi bir kimseydi. Anne ve babasına karşı iyilik eden biriydi; zorba ve isyankâr değildi.”

Hz. İsa (as): Kulluk, Tevazu ve Anneye İyilik

(*) اِنّٖي عَبْدُ اللّٰهِ (*) وَبَرًّا بِوَالِدَتٖي وَلَمْ يَجْعَلْنٖي جَبَّارًا شَقِيًّا (Meryem, 30-32) “Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum.Beni anneme karşı iyilik eden biri kıldı; beni zorba ve bedbaht bir kimse yapmadı.”

Hz. Muhammed (sav): Yüce Ahlâk, Merhamet ve Şefkat

وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ (Kalem, 4) “Şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin.” Bu yüce ahlâkın en belirgin tezahürlerinden biri Tevbe Sûresinin 128. âyetinde beyan edilen merhamet ve şefkattir. Hz. Peygamberin yüce ahlâkında, yukarıdaki âyetlerde açıklandığı üzere, diğer peygamberlerin faziletleri bir araya gelir.

Kur’ân-ı Kerîm, insanı sadece emir ve yasaklarla terbiye etmez; insanın önüne yaşanmış hayatları, örnek şahsiyetleri ve güzel ahlâk timsallerini de koyar. Bu sebeple, Kur’an'daki peygamber kıssaları yalnızca geçmişte yaşanmış hadiseler değildir. Her peygamber, gönderildiği toplumda önlerine çıkarılmış bir ahlâk timsali, bir fazilet örneği, farklı zaman ve şartlarda Allah'a kulluğun farklı bir tezahürüdür.

Güzel ahlâkı tamamlayan Hz. Peygamberin ahlâkında: Hz. Âdem'in tevbesi, Hz. Nûh'un şükrü, Hz. İbrahim'in hilmi ve teslimiyeti, Hz. İsmail'in sadakati, Hz. Yakub'un sabrı, Hz. Yusuf'un iffeti ve affı, Hz. Şuayb'ın adaleti, Hz. Eyyûb'un sabrı, Hz. Mûsâ'nın cesareti, Hz. Yahyâ'nın takvası, Hz. İsa'nın tevazusu vardır. Kur’an’da övülen bütün hasletler ve bu büyük ahlâk mirası Hz. Peygamberin şahsiyetinde bir bütün hâlindedir ve bize bütün bu güzellikleri bir ahlâk bütünlüğü içinde yaşamayı öğretir.

Devam edecek

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.