Allah İle Kârlı Ticaret Yapmak

Mehmet Asıf IŞIK

Yazının başlığı kimseyi şaşırtmasın, çünkü insan anılmaya değmeyecek kadar değersiz iken (İnsan/1) onu kendisine muhatabiyetle şereflendirip had ve hesaba gelmeyecek türlü nimetlerle donatıp üstün kıldıktan sonra ona verdiklerine yine alıcı olan Alemlerin Yaratıcısı ve her şeyin Rabbi olan bizzat Allah-u Te'ālâ'dır.

Cenâb-ı Hak, beyanı mu'cize olan Kur'ân-ı Hakim'inde onlarca âyet-i kerimede maddesi ve maddî varlığı itibariyle pek de kıymeti olmayan insanları kendisine iman ve ibadet edip salih ameller işleyerek kendilerini Hak katında değerli olmaya davet eder. İman etmiş kullardan yapmaları istenilen "salih amel" lügatlerde kısaca ve özetle, Allah rızâsına uyan hayırlı iş ve amel, günahlardan uzak olan iş ve fiil. Maddî veya mânevî hukuk-u ibâdı ifâ etmek, güzel, hoş, hayırlı ve faydalı iş yapmak, diye tarif edilmiş.

Göz nûrum ve Üstadım Bediüzzaman Said Nursî Kastamonu Lahikasındaki bir mektupta âyet ve hadislerden mülhem olarak salih amel kavramını içinde bulunduğumuz zamanın şartlarına göre genişçe ve oldukça kapsamlı bir şekilde şöyle açıklamış:

"Bugünlerde Kur'ân-ı Hakîm'in nazarında, İmandan sonra en ziyade esas tutulan takvâ ve amel-i sâlih esaslarını düşündüm. Takvâ, menhiyyattan ve günahlardan ictinab etmek ve amel-i sâlih, emir dâiresinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def-i şer, celb-i nef'a râcih olmakla beraber, bu tahribat ve sefahet ve cazibedâr hevesat zamanında bu takvâ olan, def-i mefasid ve terk-i kebâir üss-ül esas olup, büyük bir rüchaniyyet kesbetmiş.

"Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için, takvâ, bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebireleri işlemiyen kurtulur. Böyle kebâir-i azime içinde amel-i sâlihin ihlâsla muvaffakiyyeti pek azdır. Hem az bir amel-i sâlih bu ağır şerait içinde çok hükmündedir. Hem takvâ içinde bir nevi amel-i sâlih var.

"Çünkü, bir haramın terki vacibdir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var.Takva; böyle zamanlarda, binler günahın tehacümünde bir tek ictinab, az bir amelle, yüzler günah terkinde, yüzer vacib işlenmiş oluyor. Bu ehemmiyetli nokta; niyetiyle, takvâ namıyla ve günahtan kaçınmak kasdıyla menfî ibâdetten gelen ehemmiyetli a'mâl-i sâlihadır." diye genişçe izah eder.

Va'dine muhalefet etmekten münezzeh olan Cenâb-ı Allah kullarıyla ticârî bir sözleşme yapmıştır; bu ticaret âyette, اِنَّ الَّذ۪ينَ يَتْلُونَ كِتَابَ اللّٰهِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِراًّ وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَارَةً لَنْ تَبُورَۙ (Fatır, 29) "Allah´ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarfedenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler." diye beyan edilmiş. Zarar etmeyen bu kudsî ticaret âyette, "ticaret'el len tebûr" diye tarif edilir. Cömertlerin cömerdi Allah-u Teâlâ, biz kullarıyla yaptığı bu çok kârlı ve yüksek kazançlarla dolu ticarette, karşılığında kendilerine cenneti vermek üzere mü'minlerden mallarını ve canlarını satın aldığını (Tevbe/111) bildirmiş. Bu İlâhî taahhüt, yâni biz kullara dünyada ihsan ve ikram edilen mallar ve canlar (ömür sermayesi) Yaratanın rızası istikametinde, emirleri ve hudutları dâiresinde kullanılmak şartıyladır.

Ve bu ticaretteki sözleşmenin şartlarını yerine getirenler, verdikleri söze uyarak ahde vefa edenler şu müjdenin muhatabı olurlar: وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِي الصَّالِح۪ينَ (Ankebut/9)

"İman edip iyi işler yapanları, muhakkak sâlihler (zümresi) içine katarız."

Salihler, Allah'ın sevgisine mazhar olmuş kullardır. Kur'ân'da kıssaları anlatılan Hz.İbrahim, Hz.Yusuf gibi meşhur ve büyük peygamberlerin duâları arasında müslüman olarak vefat ettirilip "Salih kullar arasına dahil edilmeleri" Allah'tan en büyük temennîleri arasında beyan edilmiştir.

Bu bahtiyar salihlerin nasıl bir lütûf ve ihsana mazhar oldukları ise A'raf sûresinin 196. âyetinde şöyle müjdelenir: اِنَّ وَلِـِّيَ اللّٰهُ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْكِتَابَۘ وَهُوَ يَتَوَلَّى الصَّالِح۪ينَ

"Şüphesiz ki, benim koruyanım Kitab´ı indiren Allah´tır. Ve O bütün salih kullarını dost edinir (görüp gözetir)."

Fakat Allah bu mü'minlerden bazısını seçer ve onları kendisine dostluğuyla müşerref kılar. İşte bu seçkinler Rablerine imân ederek ihlâs ile samimiyetle, içtenlikle, hayırlı iş ve amellerle ona kulluk eden "salihler" dir.

Allah'a iman eden her mü'min Rabbine yakın olmayı ve onun dostluğunu kazanmayı arzu eder. Mü'minlerin dünyadaki bu çaba ve gayretleri elbette boşa çıkmayacak ve karşılıksız da kalmayacaktır. Allah sevdiğini sevdiklerine sevdirecek, onları sevindirecek ve koruyup gözetecektir. Bir hadis-i şerif'te meâlen, "Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrail’e: “Ben filânı seviyorum onu sen de sev!” diye emreder. Cebrail onu sever ve sonra gök halkına: “Allah filânı seviyor, onu siz de seviniz” diye seslenir. Gök halkı da o kimseyi sever, sonra yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir sevgi uyanır. ..." (Müslim, Birr 157) buyurulmuş.

Bu zâten Allah'ın va'didir de. Bir âyette bu durum şöyle beyan edilir: اَلَّذ۪ينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِه۪ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ رَبَّـنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْماً فَاغْفِرْ لِلَّذ۪ينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَب۪يلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِ (Mümin/7) "Arş´ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O´na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler)."

O halde bunca mazhariyete ve Allah'a yakınlaşmak müjdelerine nâil olmak için yine bir âyet-duânın beyanıyla Allah'tan şöyle dileyip dilenelim: "Rabbim bizi salih kullarından eyle." Âmin.

Şu mübarek üç aylar hayır ve hasenatın tam da hasat zamanıdır. Rahmet ve bereket mevsimindeyiz. Müşterisi göklerin ve yerlerin hazinelerinin sahibi, va'dine en sadık, zül celâl vel ikram Yüce Allah olan bu ticaretten kâr etmeyene, zarar edene veyl olsun, yazıklar olsun, denmez mi?!..

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.