Metin Çolak, Şule Dağlı, Ayşenur Parıldak'ın haberi;
Müştekilerin ifadeleri, olayın boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
İsrail ablukası altında bulunan Gazze’ye insani yardım malzemesi götürürken Akdeniz’de uluslararası sularda İsrail’in saldırısına uğrayan Mavi Marmara gemisi için açılan davanın dün ilk duruşması yapıldı. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen duruşmaya, sanıklar dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Aşkenazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin ve Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi katılmadı. İsrail hükümetinin avukat göndermeyecekleri yönündeki beyanı üzerine haklarında toplamda 18 bin yıl hapis istenen 4 sanığa İstanbul Barosu’ndan avukat atandı. 31 Mayıs 2010 tarihindeki kanlı saldırıda 9 Türk vatandaşı hayatını kaybetmişti.
Mahkeme, ifade vermeleri için 150 kadar müştekiyi adliyeye çağırdı. 340 müşteki ise bulundukları illerde ifade verecek. Duruşmada ilk olarak yardım filosundaki Challenger-1 gemisinde bulunan Amerikan ordusundan emekli Albay Ann Wright’ın ifadesi dinlendi. İsrail askerlerinin 20 gemi, 2 helikopter ve onlarca zodyak botla saldırdığını ifade eden Wright, “Mavi Marmara’ya 100 metre mesafedeydik. Bizim gemiye önce saldırdılar. Ses ve şok bombaları atarak gemiye bindiler. Gerçek mermi kullandılar. Çünkü amaçları gemileri durdurmak değildi.” ifadelerini kullandı. Mağdur sıfatıyla ifade veren eski İsrail vatandaşı Dror Feiler de, “Gemiye inmeden mi ateş açtılar? Yoksa kamuoyunda yansıtıldığı gibi gemiye indikten sonra mı ateş açtılar?” sorusuna, “Gördüğüm kadarıyla İsrail askerleri gemiye inmeden helikopterden ateş açtılar. İsrail’in yaydığı ‘gemide silah var’ iddiaları yalan.” cevabını verdi.
Mavi Marmara’da şehit edilen 19 yaşındaki Furkan Doğan’ın babası Ahmet Doğan ise oğlunun gemiye binme sürecini anlattı. Baba Doğan, “O evimizin en küçüğüydü. Onun katli ailemin katli gibidir. Furkan’ı alnından vurmuşlardı, yüzünden, kafasından vurmuşlardı. Hem de çok yakından. Adli Tıp raporunda da Furkan’ın kasten mermi ile öldürüldüğü yazıyordu. Sonuna kadar davacıyım. En ağır cezayı almalarını istiyorum.” dedi. Davanın müdahil avukatlarından eski Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, davada İsrail’in değil, onun adına katliam yapan insanların yargılandığına dikkat çekti. Davanın söylendiği gibi temsilî değil, gerçek bir yargılama olduğunu söyleyen Petek, “Katılanların sesinden olayı dinleyince tüylerimiz diken diken oldu. Katliamı masum göstermek istiyorlar. Dokuz şehidimiz var. Hepsi için ayrı ayrı ceza isteniyor. Mahkemeye gelmezlerse haklarında yakalama kararı çıkarılabilir. İsrail bu nedenle tedirgin olmuş durumda. Zaten sanıklar gelmiyor, ne gerek var gibi bir tutum doğru değil.” şeklinde konuştu. İsrail Dışişleri ise duruşmayı “siyasi tiyatro” olarak niteledi.
ADLİYE ÖNÜNDE İSRAİL KARŞITI PROTESTO
Davaya destek olmak için yüzlerce insan Çağlayan Adliyesi’nin önünde toplandı. Duruşma öncesinde basına açıklamalarda bulunan İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım, davada 37 ülkenin hakkını aradığının altını çizdi. Dünya çevresinde birçok sivil toplum kuruluşunun davayı takibe geldiğini söyleyen yazar Abdurrahman Dilipak, “Bu süreçte sanıklar davet edilecekler. Gelmezlerse İnterpol aracılığı ile kırmızı bülten çıkarılacak. Buradan çıkacak sonuç, Türkiye için bağlayıcı olacak. Türkiye sınırlarına girince gözaltına alınacaklar. Şu anda burada 60 ülkeden gözlemci var. Muhtemelen o ülkelere girdiklerinde de yakalanacaklar.” dedi.
Zaman