Günlüklerde darbe planları detaylı bir şekilde anlatılıyor. 28 Şubat 2004 tarihli bölümde şunlar anlatılıyor: "14.00'te kuvvet komutanları ile bizim evde toplandık. Konu olarak yine aynı mesele, biz bu adamları darbe ile alaşağı edelim konusuydu. Şener ve Havacı bu konuda çok bastırıyorlar. Şener'in adeta aklından çıkmıyor, iki kelimede bir bunu söylüyor..."
Özden Örnek, 14 Mart 2007'de Şamil Tayyar'a yaptığı açıklamada notların kendisine ait olduğunu kısmen kabul etti: "Sitedeki notlar bana ait değil. Ama bazılarının gerçeklik payı var. Çalıştığım her yerde Kasımpaşa'da, Donanma'da, Ankara'da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda görev yaparken günlük faaliyetlerini günü ve saatini belirterek not tuttum. Bu notlar sadece bana ait bilgisayarda görülürdü, şifreliydi. Görev sürem dolup ayrılırken, henüz üniformamı çıkarmadan bir-iki gün önce bu faaliyet notlarımın tamamını bilgisayardan sildim. Yani öyle delete tuşuna basarak değil. Canımın yanacağını bildiğim için, bulunmasın, okunmasın diye üstünü yazdırarak sildim. Herhalde kurban olarak beni seçtiler. Birilerinin ayağına bastım bilmeden."
Üç eski kuvvet komutanıyla ilgili suçlamalar günlüklerle sınırlı değil. "Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven" isimli darbe planları ikinci Ergenekon iddianamesinde geniş bir şekilde yer aldı. 26 Mart 2009'da mahkemece kabul edilen iddianamede Örnek, Yalman ve Fırtına'nın görevde bulundukları süre içinde dönemin Jandarma Komutanı Şener Eruygur ve Birinci Ordu Komutanı Hurşit Tolon'la darbe planları yaptıkları ifade ediliyor.
Tolon'dan elde edilen 'Operasyon' isimli word dosyasında 2004 yılı Yüksek Askeri Şûra toplantısından önce, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, Org. Hurşit Tolon, Org. Fevzi Türkeri, Org. Oktar Ataman, emekli Org. Çetin Doğan ve bazı generallerin Ankara'da toplandığı, toplantıda Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ü istifa ettirmek, daha sonra da AK Parti iktidarını düşürmek amacıyla bir strateji belirleyerek uygulamaya koyduklarının tespit edildiği belirtiliyor. İstifa ettirilecek Hilmi Özkök'ün yerine Aytaç Yalman getirilecekti. Ayrıca Kara Kuvvetleri komutanlığına Yaşar Büyükanıt'ın yerine, Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un getirilmesi için yoğun çaba harcanacak, fakat 'makam' eleştirilerine meydan vermemek için de Yalman ağustos ayında görevi bırakacaktı.
İkinci Ergenekon iddianamesinde, ülkede darbe zemini oluşturmak için yapılması gereken faaliyetleri içeren 'Sarıkız' kod adlı darbe planının Özden Örnek'in günlüğünde ayrıntılı olarak yer aldığı kaydediliyor. 'Sarıkız' kod adlı darbe planı çerçevesinde, basının ele geçirilmesi, üniversite öğrencilerinin sokağa dökülmesi, sendikalarla birlikte hareket edilmesi, sokaklara afiş asılması, dernekler ile temasa geçip hükümet aleyhine teşvik edilmesi ve tüm bu olayların yurt çapında gerçekleştirilmesinin hedeflendiği belirtiliyor.
Ayışığı darbe planlarında, Aytaç Yalman ve Şener Eruygur'un Jandarma komutanlığı bünyesinde Cumhuriyet Çalışma Grubu kurdukları, bu grupla hükümet aleyhinde kullanılacak argümanların oluşturulmasını sağladıkları vurgulanıyor. Şener Eruygur'dan ele geçirilen dijital belgelerde İbrahim Fırtına'nın, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde kurulan Cumhuriyet Çalışma Grubu'nun faaliyetleri ile ilgili değerlendirmeler yaptığı ve çalışmaların yönlendirilmesi ile ilgili telkin ve tavsiyelerde bulunduğu ifade ediliyor.
Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın ismi hem Özden Örnek hem de Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay'a ait günlüklerde geçiyor. Yalman'ın Cumhuriyet gazetesinde 23 Mayıs 2003 tarihinde atılan 'Genç subaylar tedirgin' manşetinin perde arkasındaki isimlerden biri olduğu ileri sürülüyor. Belgelerde AK Parti iktidarını zor durumda bırakmayı planlayan Orgeneral Aytaç Yalman'ın rektörlerle görüşerek öğrencilerin hükümet aleyhine eylemlerde bulunmasına çalıştığı anlatılıyor.
Yine kuvvet komutanlarının organize ettiği anlaşılan planda yasama, yürütme ve yargı organlarının nasıl şekillendirileceği de tüm detaylarıyla anlatılıyor.
Savcı Zekeriya Öz, Nisan 2009'da eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün tanık olarak ifadesine başvurdu. Öz'ün Özkök'e; "Görevli olduğunuz dönemde darbeciler ve faaliyetleri ile ilgili size herhangi bir bilgi geldi mi? Geldiyse sizin tavrınız ne oldu?" diye sordu. Özkök, görevli olduğu dönemde çok çeşitli bilgi, belge ve duyum geldiğini fakat bunların resmi delil mahiyetinde olmadığını dile getirdi. Ergenekon savcılarının tespitleri şöyle oldu: "Tanık Hilmi Özkök'ün ifadesinde belirttiği bazı konular, Özden Örnek ve Mustafa Balbay'dan ele geçirilen günlüklerde yer alan bir kısım hususları doğrular nitelikte olduğu görülmüştür."
Zaman