Lambalar’ı okudunuz mu?

Halil DOĞAN

Risale-i Nur yazıldığı anlardan bu yana hep tartışma konusu oldu. Nurlara müsbet veya menfi yaklaşan herkes, kendine göre hükümler çıkardı. Nurcuları dinlemediler, nurları okumadılar. Okumadan fikir sahibi oldular ve kamuoyunu yanılttılar.
Bazıları okudu ama geçmiş bilgileriyle okuduğu için onların süzgecinden geçirmeye, onlarla tartmaya çalıştılar. Risale-i Nurda “yeni” olan şeyleri kabullenemediler. Eski bilgileri doğru kabul edip risalelerdeki bilgileri onlara uydurmaya çalıştılar.

Bazıları Üstadı tanımadan, Risaleleri okumadan hüküm çıkardılar. 1970’li yıllarda özellikle siyasi tartışmalar sürerken, Ankara otogarında iki grup genç karşılaşır. Bir grup Nurcudur ve diğer gençlerle tanışmak isterler. Diğer gençler bunların nurcu olduğunu anlar, konuyu siyasete getirirler ve "Biz de risale okuyoruz ama sizin gibi sonuç çıkarmıyoruz" derler.
Nur talebeleri de;
"Siz hangi Risalede kendi düşüncenizin doğru olduğunu okudunuz" sorusunu sorunca kem küm etmeye başlamışlar.
Nur talebeleri, "Tamam hangi risalede olduğunu söylemeyin. Bize hangi risaleyi okuduğunuzu söyleyin o da yeter" deyince, muhatap arkadaş, "Lambalar’la Yeni Lugat" cevabını vermiş.

Bilmeyen varsa diye yazıyorum. Lambalar dediği Risale-i Nur külliyatından “Lem’alar” kitabı. “Lem’alar” olmuş “Lambalar”. Adamcağız kitabın muhtevasından bihaber olduğu gibi adını bile öğrenememiş. Diğer kitap ise adı üstünde bir lügat. Hatıraları bu ara Risale Haber’de yayınlanan, Üstadın talebelerinden Abdullah Yeğin abinin yayınladığı bir lügat. Risale-i Nurda geçen Osmanlı kelimelerin, yaşayan Türkçedeki karşılıklarını okuyucusuna sunan bir sözlük.
Cehaletin boyutunu ve tartışmanın devamını siz getirin artık.
***
Bir de okuyup tersinden anlayanlar var. Bu gruplardan bir bölümü Üstadın meşrutiyeti desteklemesinin imkânsız olduğunu beyan ediyorlar. O kadar meşrutiyeti öven sözleri ortada iken, bunlardan çıkan “destek” manasının ehl-i sünnet ve cemaat görüşüne aykırı olacağından, Üstadın öyle dememiş olacağı kanaatine varıyorlar.

Risale-i Nuru böylesine tersten okumalarına “Meşrutiyet” noktasında ek bir özellik getiriyorlar.
Divan-ı Harbi örfide geçen "Eğer meşrutiyet bir fırkanın istibdadından ibaret ise, bütün cin ve ins şahid olsun ki ben mürteciyim! Ve şeriatın birtek mes'elesine ruhumu feda etmeğe hazırım" cümlesini “Üstad, meşrutiyetten vazgeçmiştir” diye yorumluyorlar.

Gerçekten bu yorum risaleyi tersten okumaya güzel bir örnektir ve başka söze ihtiyaç bırakmıyor.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.