Kur'an'ı ne kadar okuyor ve anlıyoruz

“Hafızasında Kur’an’dan bir şey bulunmayan kimse harap ev gibidir “ Hadis-i Şerif

 Kur’an’ı Kerim’i okumanın usul ve adabı vardır. Bunları bizzat Hz Peygamber öğretmiş ve Ashab’ı Kiram buna riayet etmiş, onlardan sonra gelenler de onlara uyarak aynı yolu onu, takip etmişlerdir. Ancak onlar sadece okumakla iktifa etmiyorlar, manasını anlayıp belliyorlar, bilmedikleri bir şey olunca, onu bilenlere sorup öğreniyorlar. Böylece Kur’an’ın hakkını vermiş oluyorlardı.

Öncelikle biz Müslümanlar için kitabımız Kur’an ne ifade ettiğini bir tespit etmemiz gerekiyor. Kur’an tüm insanlığa gönderilmiş en son ilahi kitaptır. Her hangi bir topluluğa veya bir millete gönderilmemeşitir. Bu vesileyle Peygamberimizi ve gönderiliş gayesini ve kendisine insanlığa tebliğ etmesi için verilen kitabı anlamış olalım.

İnsanı mükemmel bir varlık olarak yaratan Rabbimiz, insanı yaratmasının gayesini de kendisine kulluk yapılmasını ve ibadet edilmesini istediği için bu görevlerini öğrenebileceği bir kitabı ona tebliğ ettirmiştir.

Öyleyse bu kitap “hayata dair” bir kitaptır. Ölüm anında ve ya öldükten sonra lazım olacak bir kitap değildir. Ahirete iman ederiz ve öldükten sonra dirileceğimize inanırız. Çünkü kitabımız Bunu bize haber vermiştir. Bu kitap insanları dünya hayatında yapması ve yapmaması gerekenleri söyleyen ve bir imtihana tabi tutan bir kitaptır. Dirilişten sonra hesaba çekileceğimizi bize haber verir. Bunları bize dünyadayken,yani hayattayken söylemiştir zaten. Çünkü ölüye söylenecek bir söz olamaz. Her şey diriler içindir..

Diyanet İşleri Başkanlığımızın yaptırdığı bir araştırma içler acısı bir manzarayı ortaya koymaktadır. Nüfusunun tamamının Müslüman olan bir ülkede böyle bir tabla hem üzücü hem de düşündürücüdür.22 bin kişi üzerinde yapılan bu araştırma bizlere çok önemli ipuçları vermektedir. Ankete katılanların %20’si Kur’ana hiç el sürmediklerini ifade etmektedirler.% 60 ise eline almış ancak okumasını bilmiyor. Katılımcıların % 40 “ı ise biliyor ama anlam yönünden bir şey anlamadıklarını,. bilmediklerini ifade ediyorlar. Okumayı bilenlerin ve bir şeyler anladıklarını ifade denelerin oranı ise % 8.

Kur’anın Anlamıyla Buluşma Platformu ise yaptığı kamuoyu anketinde de çok çarpıcı sonuçlar dikkatimizi çekmektedir. Zinde Gelişim Sosyal Derneği işbirliğiyle yapılan anketten bazı pasajları sizlerdin bilgisine sunuyorum. ’Zinde Sosyal Gelişim Derneği tarafından toplumun Kur’an-ı Kerim’le nasıl buluştuğu, okumasını nasıl öğrendiği, Kur'an-ı Kerim meali okuma oranı, mealin yeterince okumama nedenleri, meale sahip olma oranı gibi konularla ilgili alanında ilk defa bir kamuoyu anketi yaptırıldı. ANAR kamuoyu araştırma şirketine yaptırılan anket, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından oluşturulan istatistikî bölge birimleri sınıflandırılmasında (İBBS) esas alınan 12 ilde 2.224 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.’

“Araştırma, 18 yaş ve üzeri yaş grupları arasında Türkiye’deki nüfusun cinsiyet oranını yansıtacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan deneklerin;
 Eğitim Düzeyi: %10 Üniversite, %26 Lise, %15 Ortaokul, %37 İlkokul,
 Gelir Düzeyi: %43,5 ile büyük çoğunluğu 500 YTL - 1000 YTL arası,
 Mezhep: %82,4 ü Sünni, %4,9 u Alevi olarak çıkmıştır

 Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu tarafından (%92,6), dinin hayatlarında önemli bir yer tuttuğu söylenmiştir. Eğitim seviyelerinin yükselmesine bağlı olarak, dindarlık eğilimlerinde azalma seyri olduğu görülmüştür. Deneklerin %82,2’ si çocuklarının dindar olarak yetişmesini istemektedir ayrıca %74,6’ sının ilk dini bilgilerini anne-babadan aldıkları tespit edilmiştir. Modernleşme ve artan kentleşme süreçlerine rağmen ailenin, toplumun hala ana çekirdeğini oluşturduğu gözlenmiştir.

 “Araştırmaya katılanların %94’ ünde Kur’an-ı Kerim olduğu, %78,3’ ünde de Türkçe mealli Kur’an olduğu, sosyo-ekonomik statü (SES) yükseldikçe Türkçe Kur’an sahip olma oranının da yükselmekte olduğu gözlenmiştir. Mezhebe göre ise Kur’an’a sahip olma oranının Sünnilerde %96, Alevilerde %71 olduğu gözlemlenmiştir. Kur’an’a sahip olma oranı %94 iken, Kur’an’ı Arapça metninden okuma oranı 1/3 seviyesindedir. Eğitim seviyesi ve sosyo-ekonomik statü (SES) yükseldikçe Kur’an’ı Arapça metninden okuma oranı daha da düşmektedir.

 ● Toplumun çoğunluğu (%72,9), Kur’an-ı Kerim’in Arapçasını çocukluk çağı diyebileceğimiz 5-14 yaş arasında öğrenmektedir.

 ● Toplumsal hayat ile cami arasında ciddi bir bağ olduğu tespit edilmiş, “Kur’an’ı cami hocasından öğrendim’ diyenlerin oranı %41 olarak tespit edilmiştir. Kadınların (%74) erkeklere (%65,2) oranla daha fazla ve daha düzenli Kur’an okuduğu, yaş ilerledikçe Kur’an’ı hatmetme oranının yükseldiği, (SES)’ in artmasıyla Kur’an’ın düzenli okuma oranının düştüğü, ancak meal okuma oranının arttığı, ayrıca insanların Kur’an-ı Kerim’i Arapçasından okumanın mealini okumaktan daha çok sevap olduğuna inandıkları gözlemlenmiştir.’

Cemal ÖZDEMİR-Rotahaber

İslam Haberleri