Kur'ân, Hadîs ve Risale-i Nur'da insibâğ-in'ikâs (reflection) ilişkisi-1

Nizamettin MELİKOĞLU

İnsibâğ kelimesi boyanma mânâsındadır. Arapça kökenden gelen bu kelime lazım/geçişsiz babından olan bir fiildir. Yani kullanıldığı cümlede mef'ule ihtiyaç yoktur. Arapçada fiillerin kiplerinin/konjugasyonlarının ve bablarının tespit edilmesi semantik açıdan mânânın tespitinde önemlidir.

İnsibağ/boyanma müspet mânâda olabildiği gibi menfi mânâda da olabilmektedir. İnsibâğ maddî boyutta olabildiği gibi manevî boyutta da olabilmektedir.

صِبْغَةَ اللَّهِ ۖ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللَّهِ صِبْغَةً ۖ وَنَحْنُ لَهُ عَابِدُونَ

'Allah'ın (verdiği) rengiyle boyandık. Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin)..''[1]

Bu âyetteki sibğe/صبغة kelimesi hem maddî hem de manevî format mânâsında anlaşılabilir. Çünkü âyetin bir önceki âyetle beraber olan konteksi/siyâkı dahilinde bakıldığında kelimenin maddî hakikatının anlaşılması önünde karîne-i mânia vardır. Ancak kelimeye konteksi haricinde bakıldığında veya kelimenin içerisinde bulunduğu âyetin kendi siyâkı/konteksi dahilinde bakıldığında maddî olarak ta anlaşılmasının önünde herhangi bir engel yoktur. Baharda nebatat alemine atılan boyaya 'sıbğetellah/Allahın boyası' dersek âyetin mânâlarının efradından birini dillendirmiş oluruz.

Âyetlerin farklı konum ve kontekslerde aynı hedefi göstermeleriyle beraber farklı hakikatleri ifade edebilmeleri tıpkı yıldızların semadaki konumlanmalarını andırır. 'Evet, şu seyyareler, kumandanları olan güneşin dairesinden çıkıyorlar, sabit yıldızlar dairesine girerek semâda yeni yeni nakışları ve san'atları gösteriyorlar. Bazan kendileri gibi parlak bir yıldıza omuz omuza verir, güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Bazan küçük yıldızlar içine girip bir kumandan suretini gösteriyorlar. Hususuyla bu mevsimde, akşamdan sonra, ufukta Zühre yıldızı ve fecirden evvel diğer parlak bir arkadaşı, gayet şirin ve güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Sonra, vazife-i teftişiyelerini ve nakş-ı san'atta mekiklik hizmetini ifadan sonra yine dönüp, sultanları olan güneşin şâşaalı dairesine girip gizleniyorlar.'[2]

Bir âyette tıpkı semadaki yıldızlar gibi kendi mecerresi/galaksisi olan sûre içerisindeki âyetlerle yanyana gelip Tevhîd hakikatından telemmu eden şûaları göstermesi, bazan başka bir mecerreden bir âyetin yıldızıyla yanyana gelip farklı bir açıdan tevhidî hakikatları izhâr etmesi عباراتنا شتي وحسنك واحد وكل الي ذالك الجمال يشير  ifadesini adeta terennüm edip sonra سبحان من تحير في صنعه العقول duâsını okutturup aklı bu azametli hakikate karşı secdeye götürmektedir.

Zemahşerî sibğe/صبغة kelimesi için Allahın tathîri/temizlemesi demiş ve bunu âyetin sebeb-i nüzûlu ile gerekçelendirmiştir. Buna göre Hristiyanlar çocuklarını ma'mudiye denilen sarı bir suyun içine daldırırlarmış. Bunu yaptıktan sonra 'işte şimdi (çocuğumuz)hakiki mânâda Hristiyan oldu.' derlermiş. Bunun üzerine, müslümanların 'Bizim boyamız Allaha imândan ibarettir.' demeleri emrolunmuştur. [3] Fahreddin Razî ise abdest ve namaz maddi ve manevi temizliğe sebep oldukları için buna 'sibğa' dendiğini ifade etmiştir.[4]

Bu tür manevî bir boyanmanın farklı boyutlarına başka âyetlerde de işaret edilmiştir. Örneğin

وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا ف۪ي حَد۪يثٍ غَيْرِه۪ۘ اِنَّكُمْ اِذاً مِثْلُهُمْۜ

'O size kitapta şunu indirmiştir: Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut onların alaya alındığını işittiğiniz zaman, onlar başka bir söze geçmedikçe kendileriyle beraber oturmayın; aksi takdirde şüphesiz siz de onlar gibi olursunuz.'[5]

Burada görüldüğü üzere Allahın âyetlerinin aleyhinde konuşulan meclislerde oturulmaması, onların sözlerinin dinlenmemesi emredilmektedir. Ve bunun yapılması durumunda onlar gibi olunacağı, adeta onlardan temessül edecek veya onlardan in'ikâs edecek olanın rengiyle boyanacağı uyarısı yapılmaktadır. Onun için âyetin sonundaki 'eğer böyle hareket etmezseniz siz de onların misli olursunuz.' ifadesinde 'misil' kelimesi kullanılarak insibâğın in'ikâs ve temessül hakikatının bir neticesi olduğu işareten vurgulanmış olur.

Allahın emirlerinin bütününde sıratı müstakimin esasları vardır. Yani hikmet, şecâat ve iffet esasları. Bu esasların insanın bünyesinde optimal düzeyde kalabilmesi için ilâhî ikâzlara riayet şarttır. Aksi taktirde hikmet, şecâat ve iffet ibrelerinin sağa sola oynama durumu ve dolayısıyla fıtrattan uzaklaşma meydana gelecektir.

Bu esasların insan bünyesinde sarsılmalarını önlemek için mümkün mertebe yanlış in'ikâs ve temessüllerin tahakkuk edeceği alanlardan uzak durmak gerekmektedir. Örneğin Bediüzzaman hazretleri insanı çok kolay bir şekilde kendi boyasıyla boyayabilecek olan siyasetin magazininden uzak durmuştur. Risale-i Nur talebelerini de hikmet, iffet ve şecâat filtresiyle filtrelenmemiş alanlardan yanlış yansıma ve insibâğın etkisine girilmemesi için uzak durmalarını tenbih etmiştir. Kur'ân-ı Kerimde de bazı şeylerin bizzat yapılmamalarından çok o şeyin/fiilin in'ikâs/temessül/insibâğ alanlarından uzak durulması emredilmiştir. Çünkü o fiillerin yansıma ve temessül alanlarına girilmedikçe o fiilin işlenme arzusu insanda uyanmaz.

Örneğin وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتِيمِ إِلَّا بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ  'Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına, onun iyiliğine olmadıkça el sürmeyin/yaklaşmayın.'[6] وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنَا 'Zinaya yaklaşmayın!'[7] yine bu âyetin tefsiri mahiyetinde olan 'Şu medenî beşerin hırçınlaşmış ruhunda, şu suretler denilen küçük cenazelerin, mütebessim meyyitlerin rolleri pek azîmdir. Hem müthiştir tesiri.'[8] İfadesi de meselemize ışık tutmaktadır.

[1] Bakara, 2/138.

[2] 3. Mektub, Hamisen.

[3] Zemahşerî, Keşşâf, Bakara sûresi 138. âyetin tefsiri.

[4] Fahreddin er-Razî, Tefsiru'l-Kebîr, Bakara sûresi 138. âyetin tefsiri.

[5] Nisâ, 4/104.

[6] En'âm, 6/152.

[7] İsrâ, 17/32.

[8] Lemeât, Kadınlar yuvalarından çıkıp beşeri yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.