Kur'an dersinde abdest ve başörtüsü

Hayrettin KARAMAN

Kahvaltıda yeğenimle beraberdim. Kız torununun "Yeni uygulmada mutlak olarak veya Kur'an dersini seçersem zorla başımı örteceklermiş" diye isyan ettiğini söyledi.

"Bunun bir kara propaganda olduğunu, kesintili eğitime ve isteğe bağlı din eğitim ve öğretimine karşı olanların uydurduklarını, maksatlarının kafa karıştırmak ve çocuklarımızı ürkütmek olabileceğini..." söyledim. Sonra medyaya göz attım; Kur'an dersinde abdest ve başörtüsü meselesinin tartışılmaya başlandığını gördüm.

Bazı akl-ı evveller (veya çok bilmişler) de "Okullarda isteğe bağlı Kur'an ve siyer dersleri olursa, bazı öğrenciler abdest alır, Kur'an okur ve namaz kılarken bazıları bunları yapmazsa ikilik çıkar, uygulama tefrika yaratır" buyurmuşlar. Diyanet okul açmalıymış, uygulamalı din eğitim ve öğretimi bu okullarda olmalıymış.

En sondan başlayalım:

Yıllardır bu ülkede, Milli Eğitim'e bağlı İmam Hatip okulları var, bu okullarda uygulamalı din eğitim ve öğretimi veriliyor, ama diğer okullarda okuyan aynı yaşta gençlerle bunlar arasında ne ikilik oldu ne de tefrika.

Vaktiyle okullarda isteğe bağlı din dersi vardı, ben de bu dersi birkaç yıl okuttum. Orta okullarda dersi istemeyen yok gibidiydi, ama liselerde istemeyenler de oldukça çoktu. O zaman da dersi alanlarla almayanlar arasında hiçbir problem yaşanmadı.

Bu konuda sayın Nazlı Ilıcak'ın aşağıdaki ifadesini daha gerçekçi ve uygun buluyorum:

"Bence, sonuçları görmeden endişe etmek beyhude! Birçok Katolik okulunun içinde küçük bir kilise bulunur. Dileyen ibadetini orada rahip ya da rahibelerle yapabilir. Bunu, Notre Dame de Sion tecrübemle söylüyorum. Avludaki kilisenin mevcudiyeti bizi hiç rahatsız etmezdi. Ama biz Müslümanlar oraya gitmezdik. Okulumuzda çok fazla Musevi ve Rum vardı. Onlarla da arkadaştık. Küçük yaşta, değişik inançtaki insanların birbirini fark ederek bir arada yaşamasının bence pedagojik bir faydası oluyor. Dinini öğrenmek isteyen gençlerin, sadece İmam Hatiplerde okuması, onları cemiyetin bir başka kesiminden adeta tecrit ediyor. Dindarı, daha az dindarı, Müslüman'ı, Hıristiyan'ı, Musevi'si ya da ateisti, değişik kimliklerinin farkına vararak iç içe yaşarlarsa, bunun şartları küçük yaşlardan itibaren hazırlanırsa, birbirlerini daha iyi anlayan insanların oluşturduğu bir topluma belki ulaşabiliriz."

İşte din eğitim ve öğretimini değil de "dinin kültürünü, genel olarak din ve ahlak konusunda bilgiyi" vermeyi hedefleyen zorunlu dersin de aynı gerekçe ile gerekli ve faydalı olduğunu savunuyoruz. Dinli dinsiz, filan mezhepten falan mezhepten, müslim gayr-i müslim bir arada yaşayacaksa birbirinin inanç, değer ve hassasiyetleri konusunda bilgi sahibi olmadıkça veya birbirini yok sayarak barış ve huzur içinde yaşamaları mümkün değildir. Bu dersin aynı zamanda "farklılara anlayış gösterme ve tahammül etme" ahlakını da kazandırması gerekiyor.

Yeni Şafak

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.