RisaleHaber-Akademik Dayanışma, Araştırma ve Geliştirme (ADAG) Vakfı, mevcut küresel krizi ve ülkemizdeki etkilerini uzmanlarla değerlendirdi. Panele akademik çevreden Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yılmaz Turan, Mardin Artuklu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gürbüz Aksoy, Harran Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Servet Armağan, Adana Birinci Sınıf Emniyet Müdürü Şakir Bulgas, Şanlıurfa Sağlık Müdürü Hasan Demir ile Harran Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve Siirt Üniversitesi’nden pek çok akademisyen ve öğrenciler katıldı.
Şanlıurfa DSİ Konferans Salonunda gerçekleşen “Küresel Krizin Türkiye’deki İzdüşümleri” konulu panel, ADAG Vakfının Şanlıurfa Şube Başkanı Doç. Dr. Süleyman Yılmaz’ın açılış konuşması ile başladı. Yılmaz konuşmasında, 2008 Eylül’ü ile beraber yoğunluğunu arttırmış olan ve ABD’de kendini gösteren krizin aşılmasında ortaya koyulacak bireysel ve toplumsal çabanın büyük önem arz ettiğini, bu görevlerin başında iktisatlı olmak ve israfı körükleyen lüks tüketimden kaçınmak gerektiğini ifade etti.
Panelin yöneticiliğini, Ankara’dan katılan Prof. Dr. Ahmet Battal yaptı. İlk konuşmayı Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinden katılan Prof. Dr. Ahmet Hamdi Aydın yaptı. Aydın, daha çok küresel krizin kamu yönetimine yansımalarını değerlendirirken, “Kriz var ve kamu yönetimini mi etkiliyor? Yoksa kamu yönetimi kendisi bir kriz havası oluşturdu da toplumsal hayatı küresel olarak mı etkiliyor?” gibi soruları cevap bulunması gerektiğini söyledi.
Krizlerin sosyal, siyasal, ekonomik vb. kavramlar üzerinde etkilerinin olduğunu ve bu etkilerin istikrarı engelleyebileceği gibi kontrol kaybına da neden olabileceğine değinen Aydın, krizlerin bütünüyle yıkıcı olmadıklarını, iyi yönetilmeleri durumunda fırsatlar doğurabileceğini de aktararak şunları söyledi: “Aksi halde etkileri sadece kamu yönetim birimlerinde değil; idareciler, devlet görevlileri ve hükümetler de ciddi anlamda etkilenecektir.”
Panele Marmara Üniversitesinden katılan Prof. Dr. Tayyib Sabri Erdil ise ekonomiye ve reel sektöre olan yansımalarına açıklık getirdi. Ekonomik anlamdaki son krizin sadece ekonomik boyutunun olmadığını, içinde farklı boyutların da söz konusu olduğunu belirten konuşmacı, son krizin ABD kaynaklı olması ve dünyanın küreselleştiği yani küçük bir köy halini aldığı bir dönemde gerçekleşmesinin de önemli olduğunu belirtti. ABD’de patlak veren krizin bütün dünyada olabildiğince hissedilmesinin de ABD’nin özellikle ticarette ve ekonomik anlamda cazibe merkezi olmasına bağlayan Erdil, küresel krizin bir balon fiyatlandırma sürecinde meydana gelmesinin yayılma hızını arttırdığını, böylece geçtiğimiz 10 yılda reel olmayan bir ekonomik potansiyelin varlığını gözler önüne serdiğini belirtti. Krizin önemli nedenlerinden birisinin de günlük olarak değişen piyasaların içinde değişmeyen ya da değişmesi uzun bir zaman dilimine yayılan faiz virüsünün, sisteme sistematik bir şekilde zarar veriyor olması olarak nitelendirdi.
Harran Üniversitesinden katılan Prof. Dr. Bahri Karlı da ekonomik krizin tarım sektörüne ve tarımsal üretime etkileri üzerinde durdu. Krizin en fazla gelişmiş ülkeleri etkileyeceğini, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeleri ise daha az etkileyeceği tezini savunan konuşmacı, dolayısıyla krizin Türkiye’deki etkisinin ABD’deki gibi olmayacağını öngördüğünü belirtti. Krizin tarımdaki etkisinin büyük olmasını tarım işletmelerinden kaynaklandığını, tarımdaki yanlış politikaların ekonomik sorunlar doğuracağını ifade eden Karlı, Türkiye’de son yıllarda tarım politikamızın geçmiş yıllara nazaran daha iyi olduğuna değindi. Bahri Karlı, ekonomik krizin, üretim maliyetinin artması, verimliliğin düşmesi, üretimin azalması vb. doğrudan etkileri olabileceği gibi, özellikle pazarın daralması sonucu sanayinin hammadde ihtiyacı azalacağından tarım üretimini önemli ölçüde sekteye uğratacak dolaylı etkilerinin de söz konusu olabileceğini söyledi.
Şanlıurfa Sanayi ve Ticaret Odası Başkan Vekili Osman Baysal, ABD kökenli olan son küresel krizin, kriz üslerinde sanaldan öteye gitmezken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ciddi anlamda yansıtıldığını, gelişmekte olan ülkelerin başına çorap örme ve önlerinin kesilmesini maksat edinen şer güçlerinin olduğunu savundu. Tarımsal ekonominin % 70’ini Güneydoğu Anadolu Bölgesinin karşıladığını ve maalesef bölgenin krizden ciddi anlamda etkilendiğini ve bu etkinin tüm ülkede hissedildiğine vurgu yapan Baysal, Sanayi ve Ticaret Odası olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve her zaman destekçi konumunda bulunduklarını belirtti.