Erhan Öztürk'ün haberi
Yıllar sonra imza toplayarak ihtilalcilerin yargılanması için girişimde bulunuyor ve o dönemde yaşadıkları travmayı anlatıyorlar.
Sparta Kralı Leonidas ve emrindeki 300 Spartalının Pers Kralı Xerxes'in büyük ordusuna karşı verdiği mücadele tarihte önemli bir yere sahip. Filmi yapılan ve gişe rekorları kıran 300 Spartalı'nın hikayesini iyi bilen ve izleyenlerden birisi de 300 haneli Sakarya'nın Akyazı ilçesi Topağaç Köyü Muhtarı Mustafa Başer.
1982 Anayasası'na hayır oyu verdiği için başlarına gelmeyen kalmayan Topağaçlılar, yıllar sonra Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdi. Muhtar Başer öncülüğünde hafta sonu, "ihtilalciler yargılansın" diyerek köy kahvelerinde, sokaklarda standlar kurulup imza kampanyası başlatıldı. Köy halkı kampanyaya büyük ilgi gösterildi. 1980'i yaşayanlar ve birinci derece yakınlarından toplanan 122 imza bugün Akyazı Cumhuriyet Savcılığına bir suç duyurusuyla teslim ediliyor.
Babası İsmail Başer'in 1975'de geçirdiği bir hastalıktan dolayı bir bacağının kesildiğini belirten Muhtar Başer, "50 yaşındaki babamı tek ayakla günlerce ayakta tutanlardan hesap sormamız gerekiyordu. Köyümüzde bu mağduriyeti yaşamayan kalmamıştır. İhtilalcilerin yargılanması için yaptığım imza kampanyasına köyümüzden büyük ilgi oldu. Topladığım imzaları dün avukatımız Ali Ateş'e teslim ettik. Bugün ise suç duyurusunu yapacağız" diye konuştu.
BAŞKA KÖYLERDEN DE 'İMZA' VERELİM DİYE ARIYORLAR
12 Eylül 1980'den sonra köyde yaşanları 'Nazi' kampına benzeten Muhtar Başer, "İmza kampanyası yapacağımı komşu köylerden duyanlar olmuş. Yolda önümü kesip, 'Bizde imza vermek istiyoruz' diyorlar. Ancak bizim için kıstas o dönemi yaşayan kendi köyümüzden insanların olması. Gençlerin yoğun ilgisi var. Ancak, dönemin tanıkları, acıları yaşayanlar önceliğimiz olacak. Anayasaya 'hayır' dediğimiz için başımıza gelmeyen kalmadı. Oylamada babam, amcalarım ve tüm akrabalarım hayır oyu vermişler. Ancak sonuçlar belli olduktan sonra karabasan gibi çöktüler köyümüze. Silah zoruyla yaşlı, genç demeden meydanda koşturdular. Bazı köylülerimiz kör taklidi yaptılar. Ormanlık alanlara kaçıp saklananlar bile olmuştu. 'Hayır' oyunun çıkmasında babam ve azaların büyük bir rolü varmış. Sonra yaşananlar ise tam bir kabus olmuş" dedi.
ELLERİMİZİ BAĞLAYIP KIŞLAYA GÖTÜRDÜLER
İhtilal olduğunda 40 yaşında olan ve 'hayır' oyu verenlerden biri de İhsan Başer (70). Askeri baskınların ardı arkası kesilmeyen o günleri SABAH'a şöyle anlattı Başer: "Sonuçların belli olmasıyla birlikte köyde olağanüstü günler başladı. Köy meydanında ellerimizden bağladılar. Neredeyse tüm köyü kışlalara topladılar. Günlerce gözaltında tuttular. Çok sıkıntı ve acılar yaşadık. Bazı arkadaşlarımız ceza bile yedi. Hayır oyu çoğunlukta çıkınca herkesi bu köy meydanında topladılar. Bazı arkadaşlarımızı boş yere koşturdular. Koş dediler, bizler de mecburen koşuyorduk.
Yaşlı, genç dinlemeden koşturdular. Gözaltına alındığım sırada oruçluydum. Bazı askerler gizlice çay, ekmek verecekti. Onu da yasakladılar. Rütbeliler bize çok sert davranıyordu. Daha sonra bizim köyde asker fobisi başladı. Köye askeri araç girdiği zaman ya kaçıyorduk ya da evlere saklanıyorduk. Günlerce gözaltında tutulduktan sonra hakim karşısına çıktım. Hakim bana, 'Neden hayır verdin' diye sordu. Ben de, 'Özgür irademle hayır oyu verdim' diye yanıt verdim. Ondan sonra bana kızdılar. Hayır oyu verdim çünkü bizlere anayasa metnini göstermediler. Anayasanın içeriğinden bahsetmediler. Sadece oylama günü önümüze oy pusulasını koydular ve evet oyu vermemizi tembihlediler. Biz de buna karşılık hayır oyu verdik. Yani bilmediğim anayasaya niye evet diyeyim..."
DEDEM KÖR TAKLİDİ YAPIYORDU
Babası İhsan Başer gibi oylama sonrası kötü muamele gören 45 yaşındaki İbrahim Başer de çocuk yaşta karşılaştığı kötü muamelenin etkisinden kurtulmaya çalıştığını anlattı. Başer, o dönemde babasına ve dedesine yapılan kötü muamelenin kendisini yaraladığını kaydederek, "Dedem o yıllarda 85 yaşındaydı. Askerler onu köy meydanında görünce yere yatmasını söyledi. Dedem de 'gözlerim görmüyor' dedi.
Gözlükleri vardı kalın mercekli. Eline de bir baston almıştı. O muameleden kaçmak için kör taklidi yapıyordu. Zor da olsa kurtulmayı başarmıştı. Böyle bir ay kadar kör taklidine devam etti. Muhtar ile aynı soyadını taşıyan herkesi arabalara bindirip götürdüler. Ellerimiz bağlı şekilde yukarıdan aşağıya su döktüler üzerimize. Muhtarımızın bir ayağı yoktu onu bile kelepçelediler. Bir ay boyuca her akşam bizi köyden alıp bu tür şeyler yapıyorlardı. Çoğu insan gecelerce tarlalarda yattı. Her gün aklımda bu durum. Asker görünce Yunan askeri görmüş gibi olurdum. Yavaş yavaş bu durumdan kurtuluyorum ama hala o günlerin anılarını hatırlıyorum. Çünkü benim yaşlı başlı akrabalarımı yerde süründürdüler resmen.''
İHTİLALCİLERE YARGI YOLU AÇILMASI BİZİ HEYACANLANDIRDI
Geçen yıl yapılan referandumda, 12 Eylül darbesini yapan komutanlara yargı yolunun açılmasından büyük memnuniyet duyduklarına dikkat çeken Muhtar Başer sözlerini şöyle sürdürdü: "Askerler, yok yere köyde arama yapıyordu. Bizim köyde ihtilalden çok uzun yıllar önce havaya ateş açılması bile yasaklanmıştı. Bunu köy insanları yaptı. Ama askerler sürekli bize silah sakladığımızı söylüyordu. Çok kötü şeyler yaşadık yani. Gerekçe olmadan sağa sola silahlı askerler arkamızda koşturulmuştuk. Babam astım hastası o haliyle gözaltına alınmıştı uzun bir süre. Yaşlı adamlara kötü muameleler yapıldı. O durumdaki insanları kollarından bağlayıp köy meydanında yerde yatırıyorlardı. Köy olarak darbelere yargı yolunun açılması bizleri mutlu etti. Şimdi imzaları topladık. Söz sırası bizde artık. Bize zulmedenlerin yargılanmasını görmek en büyük umudumuz."
Sabah