"Başıboş köpekler son olarak Van’da bir çocuğu parçalayıp yediler. Yanlış okumadınız: Yediler. Başka bir çocuğu da yemeye teşebbüs ettiler; yaralı kurtuldu. Bu ilk değil, görünen o ki son da olmayacak. 21’inci Yüzyılda, Türkiye’de, bir imparatorluk bakiyesi olan, medeniyetler inşa etmiş, kurduğu şehirlerle insanlığa ilham vermiş bir ülkede köpek terörü çocukları tehdit ediyor, köpekler çocukları yiyor" diyen Ünal, çıkarılan yasanın yetersiz çıktığına işaret etti.
Avrupa’da, ABD’de sokakta köpek olmadığını, sahipsiz köpeklerin çoğu ülkede ve eyalette uyutulduğunu hatırlatan Ünal, "Bizde ise barınak şartı getirildi. Hem barınak kurmak hem de köpekleri orada beslemek maliyetli. Belediye başkanları bu maliyeti karşılayamıyor. Ancak asıl sorun korku. Valilerimiz ve belediye başkanlarımız “köpek teröründen” daha çok “köpekçi teröründen” korkuyorlar. Köpek terörünün mağdurlarının sesi çıkmıyor; köpekçi teröristlerin ise sesleri çok çıkıyor" dedi.
İNANÇ YOKSUNLUĞUNU KÖPEĞE TAPARAK GİDERMEYE ÇALIŞANLAR
Köpekperestlerin "hastalıklı ruh hallerini" tarif eden Ünal, köpek teröründen bıkmış olan ve sesi fazla çıkmayan sessiz yığınların öfkesinin patlama noktasına geldiğine dikkat çekti.
Ünal yazısını şöyle sürdürdü:
"Toplum içinde adeta bir ur gibi hasta kimlikler ortaya çıkmaya başladı. Yalnız, kimsesiz, uyumsuz, artık her nasıl yetiştiyse insan nefreti ile dolu, kalbi kararmış, hayvan sevgisini hayvana tapma noktasına taşıyacak kadar inançsız, sapkın, aynı zamanda çirkef, yüzsüz, çığırtkan ve arsız, klinik vaka bir takım tipler.
İnsan sevgisinden nasipsiz, köpekleri çocuklara tercih edecek kadar vicdansız, köpeklerin parçaladığı çocuklarla, onların acılı anneleriyle alay edecek kadar merhametsiz, sevgisiz, duygusuz, köpeklere yoğunlaştırdığı plastik ilgisiyle sevgi açlığını doyurmaya, merhamet boşluğunu doldurmaya, insan nefretini tatmin etmeye çalışan kelimenin tam anlamıyla hasta kişilikler belirdi.
Hiçbir kuralı, sınırı, değeri olmayan ve inanç yoksunluğunu köpeğe taparak gidermeye çalışan bu köpekçi terörist kitlenin sesi çok çıksa da sayısı oldukça az."
VAKUR, EDEPLİ BÜYÜK KİTLENİN, ÇOĞUNLUĞUN SABRI SINIRLARI ZORLUYOR
Valilerimiz ve belediye başkanlarımız işte bu gözü dönmüş ve çığırtkan kitleden korkuyor, çekiniyorlar. “Aman bize saldırmasınlar”, “aman üzerimize pislik sıçratmasınlar”, “aman ağzımızın tadı kaçmasın” diyerek mevcut yasayı uygulamakta çekingen, ürkek davranıyorlar.
Şehirlerimizin yöneticileri köpek ve köpekçi terörüne azgın azınlığın linçi korkusuyla boyun eğerken, diğer tarafta sesi çıkmayan, vakur, edepli büyük kitlenin, çoğunluğun sabrı sınırları zorluyor.
Sessiz yığınların öfkesi patlama noktasına gelmiştir.