Kaddafi ruhu, Beni Velid şehrinde geri döndü

Libya’da Kaddafi karşıtı isyanlar sırasında en son düşen şehir olan 85 bin nüfuslu Beni Velid’de günlerdir hükümet taraftarları ile muhalif gruplar arasında çatışma yaşanıyor

Cumali Önal'ın haberi;
 
Ülkenin iki büyük kabilesi Misrata ve Varfala’yı karşı karşıya getiren çatışmalarda şimdiye dek 22 kişi ölürken, bölgedeki gerilim Libya’nın istikrarını tehdit ediyor.
Devrik lider Muammer Kaddafi’nin öldürülmesinin birinci yıldönümünde Libya, Beni Velid’de devam eden çatışmalarla sarsılıyor. Kaddafi yanlısı gruplarla, hükümeti destekleyen güçler arasında devam eden çatışmalarda en az 22 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Hafta sonu Kaddafi’nin küçük oğlu Hamis’in de öldürüldüğü çatışmalar üzerine halkın büyük bir kısmının 85 bin nüfuslu kenti terk ettiği, kalanların ise büyük bir gıda sıkıntısı ile karşı karşıya olduğu ifade ediliyor.

Kaddafi karşıtı isyanlar sırasında en son düşen kent olarak da bilinen Beni Velid’de halkın hemen tamamı ülkenin en büyük kabilesi olarak bilinen Varfala’ya mensup. Beni Velid sakinleri, Kaddafi’ye karşı en sert direnişi sergileyen güç olarak bilinen Misratalıların yıllardır devam eden husumetin sonucu olarak kendilerinden intikam almaya çalıştığını öne sürüyor. Hükümet ise devrik lider Muammer Kaddafi’yi yakalayan Umran Şaban’ın kaçırıldıktan iki ay sonra öldürülmesi üzerine Beni Velid kentine yönelik operasyon başlatıldığını duyurmuştu. Şaban’ı kaçıran gruplar, Kaddafi’nin intikamını aldıklarını açıklamıştı.

Misrata ve Varfala kabileleri, Arap-Berberi kabilelerin oluşturduğu Havvara konfederasyonunun da üyeleri. Ancak Kaddafi döneminde Varfala kabilesine sağlanan imtiyazlı konum Misrata gibi pek çok kabilenin de tepkisini çekmişti. Kaddafi, iktidarını koruyabilmek için kimi zaman kabileleri birbirine karşı kullandığı gibi, kimi zaman da kabilelere maddi destek vermişti.

Beni Velid’de devam eden çatışmaların hükümet yanlısı ve karşıtı gruplar arasında cerayan etmesi ise Libya’nın güvenliği için büyük bir tehdit olarak gösteriliyor. Kaddafi’nin devrilmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen hükümet silahlı grupları lağvetmek ve ellerindeki silahları almak konusunda bir türlü başarı sağlayamıyor. Son olarak 11 Eylül’de Bingazi’deki ABD Konsolosluğu’nun saldırıya uğraması üzerine Amerikan Büyükelçisi, üç Amerikalı diplomat ile birlikte hayatını kaybetmiş, hükümet güçleri olayları bastırma konusunda yetersiz kalmıştı.

Hükümet geçtiğimiz yıl eylül ayında silahlı grupları ordu bünyesine almak için bir ara formül olarak Güvenlik Komitesi Yüksek Konseyi adı altında bir birim oluşturmuş, silahlı grupları bu Konsey yoluyla yönlendirmeye çalışmıştı. Libya hükümeti, güvenliğe yönelik operasyonların önemli bir kısmını da bu Konsey yoluyla yürütüyor. Ancak Konsey’in, hükümete bağlı olduklarını belirten silahlı gruplar üzerindeki etkisinin sınırlı olduğu ifade ediliyor.

Güvenlikle ilgili sıkıntıların yanı sıra geçtiğimiz temmuz ayında yapılan parlamento seçimleri sonrası oluşturulan hükümetin de istikrarsızlıklarla çalkalanması, ülkenin geleceği üzerinde büyük endişeler meydana getiriyor. Ülkenin ilk demokratik başbakanı olan Mustafa Ebuşagur, geçtiğimiz ay, güven oylaması alamayınca görevini bırakmak zorunda kalmış, yerine Ali Zeydan getirilmişti.

Zaman

Dünya Haberleri