Libya yönetimi, ateşkesin uygulanması için Türkiye'den arabulucu olmasını istedi. Önceki gün radyodan Bingazi halkını tehdit eden Kaddafi'nin bu kararı, ayakta kalabilmek için son hamle olarak değerlendiriliyor.
Libya'da Muammer Kaddafi yönetimi ateşkes ilan etti. Önceki gün Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin aldığı 'hava sahasının uçuşa kapatılması ve askerî müdahale' kararı hemen etkisini gösterdi. Libya Dışişleri Bakanı Musa Kusa, sivilleri korumak amacıyla acil ateşkes kararı aldıklarını açıkladı. Ardından Libya Başbakanı Ali el Mahmudi, Başbakan Erdoğan'ı arayarak ateşkesin gözetimi ve uygulanması için Ankara'dan yardım istedi. "Önce kardeş kanının dökülmesini engelleyin." diyen Erdoğan, halkın değişim taleplerine kulak verilmesini istedi. Ankara, dün sürpriz şekilde Libyalı muhalifleri de ağırladı. Bingazi'de muhaliflerin kurduğu geçici konseyin dış ilişkiler üyesi Nasır el Mani, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile görüştü. Mani, Türkiye'ye güven duyduklarını vurgulayarak, Ankara'nın rol almasını istedi. Uçuş yasağına destek veren Ankara, kara operasyonuna karşı çıkıyor. Başını ABD, İngiltere ve Fransa'nın çektiği ülkeler ise muhtemel bir operasyon için kolları sıvadı. Fransa, müdahaleye hazır olduğunu açıklarken İngiltere, Akdeniz'deki üslere uçak gönderdi. ABD Başkanı Obama da Kaddafi'nin BM kararına boyun eğmemesi durumunda askerî operasyon düzenleneceği ültimatomunda bulundu.
Barack Obama, "Kaddafi, BM kararına uymazsa uluslararası toplum, bunun sonuçlarını icbar edecektir ve karar askerî eylemle uygulanacaktır." diye konuştu. ABD'nin tek başına hareket etmeyeceğini ve yapılacak müdahalede kara gücünün kullanılmayacağını vurgulayan ABD Başkanı, amacın BM kararında vurgulandığı gibi sivilleri korumak olduğunu belirtti. Bugün Fransa'nın başkenti Paris'te müttefiklerle askerî seçeneklerin istişare edileceği Libya zirvesine Dışişleri Bakanı Hillary Clinton katılacak. Arap Birliği ile ortaklaşa düzenlenen zirvede muhtemel operasyonu kimin komuta edeceği, karargâhın nerede olacağı ve NATO'nun nasıl bir rol üstleneceği gibi konular görüşülecek. Koalisyonun liderliği için Fransa ve İngiltere'nin istekli olduğu görülüyor.
Mısır'ın hafif silahlarla desteklediği öne sürülen muhalif güçler de Kaddafi kuvvetlerine karşı harekete geçmeye hazırlanıyor. Kaddafi'nin 'acil ateşkes' kararı, ayakta kalabilmek için son hamle olarak değerlendiriliyor. BM kararından sonra muhaliflere karşı hava üstünlüğünü kullanamayacak olan Kaddafi'nin ağır zırhlı silahlarını da muhtemel bir BM saldırısına maruz kalmamak için devreye sokmayacağı ve bu şekilde muhaliflerle anlaşma yoluna gitmek isteyeceği yorumları yapılıyor. Ancak 42 yıllık Kaddafi rejiminden kurtulmak için büyük bir fırsat yakalayan muhaliflerin Kaddafi ile masaya oturmasının çok zor bir ihtimal olduğu belirtiliyor. Ateşkes kararından önce Misrata'ya zırhlı araçlarla saldırı düzenleyen Kaddafi güçleri, Bingazi yakınlarındaki Ecdebiye'yi ele geçirmek için kenti bombalıyordu. Akşam saatlerinde de Bingazi kentinde, büyük bir patlama olduğu bildirildi. ABD, Kaddafi'nin BM Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği ateşkes kararını ihlal ettiğini açıklarken, bu açıklama, muhtemel hava operasyonunun habercisi olarak değerlendirildi.
Güvenlik Konseyi kararının ardından Libya, hava sahasını her türlü uçuş trafiğine kapatırken, dün askerî operasyona katılacak ülkeler netleşmeye başladı. Belçika, 6 adet F-16 savaş uçağı ve bir firkateynle muhtemel NATO operasyonuna katılacak. Polonya operasyona nakliye uçakları ile destek verecek. İspanya, iki askerî üssünü NATO'nun kullanımına açarken, askerî güç gönderme kararını meclise bıraktı. Aynı şekilde İtalya, Libya üzerinde uçuşa yasak bölge ilanının uygulanmasında kullanılmak üzere üslerinin hazır olacağını duyururken Almanya, askerlerinin AWACS erken uyarı uçaklarında görev yapabileceğinin sinyalini verdi. Kanada, Libya'ya 6 avcı uçağı yollamaya hazır. İsveç ise en azından ilk aşamada aktif olarak görev almayacağını ilan ederken Norveç, insani yardım faaliyetlerine destek verebileceğini kaydetti. Bunların dışında Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de operasyona katılabilecekleri belirtiliyor. Libya'nın batı komşusu Tunus ise herhangi bir müdahalede yer almayacağını bildirdi. Karara karşı çekimser oy veren Rusya, Çin, Brezilya ve Hindistan ise Kaddafi'nin gitmesini istediklerini fakat askerî operasyonun ayrıntılarının belli olmadığı için karara destek vermediklerini açıkladı. Güvenlik Konseyi'nin aldığı karara Arap Birliği'nden de destek geldi. Genel Sekreter Amr Musa "kararın sivilleri korumaya yönelik olduğu ve işgal amacı taşımadığını" söyledi.
Yetkililerin değerlendirmesine göre, her ülke teknik olarak BM'ye bilgi vererek kararı uygulama adına Libya'ya hava operasyonu düzenleyebilir. Kararda NATO'ya görev verilmiyor. NATO operasyonu olması için oybirliği şart. Ancak Türkiye'nin yanı sıra Almanya'nın da bu konuda çekinceleri var. En kuvvetli ihtimal, bazı ülkelerin koalisyon kurması. Fransa, İngiltere, ABD ve İtalya'nın da katılmasıyla güçlü bir koalisyon kurulması; birkaç Arap ülkesinin de buna destek vermesi bekleniyor.
Saldıranın hayatını cehenneme çeviririm
Güvenlik Konseyi'nin müdahale kararı ile iyice köşeye sıkışan Libya lideri Muammer Kaddafi, "Libya'ya saldıracak olanların hayatını cehenneme çevirecekleri" tehdidinde bulundu. Kaddafi, BM'nin Libya'da uçuşa yasak bölge uygulanmasına yetki veren kararıyla ilgili oylamadan birkaç saat önce Portekiz'in RTP televizyonuna yaptığı açıklamada, "Eğer dünya delirirse biz de deliririz. Misillemede bulunuruz. Hayatlarını cehenneme çeviririz. Bu ne ırkçılık ve nefret, bu ne delilik." dedi. Libya lideri Kaddafi, "bunun Güvenlik Konseyi'nin müdahale etmesini gerektirecek iki ülke arasındaki bir savaş olmadığını, Konsey yasasının bir ülkenin iç işlerine karışmasına izin vermediğini" belirtti. Kaddafi, böyle bir müdahalenin "açık bir işgal olacağını, Akdeniz ve Avrupa üzerinde ciddi sonuçlar doğuracağını, Akdeniz'in harap olacağını, hiçbir hava ve deniz trafiğinin güvenli olmayacağını" söyledi.
The Guardian'dan Türkiye'ye teşekkür
İngiliz Guardian gazetesi, Libya'da görev yapan muhabiri Geyt Abdülahad'ın serbest kalmasında oynadığı rol için Türkiye'ye teşekkür etti. Dün olayla ilgili bir haber yayımlayan gazete, Abdülahad'ın Brezilyalı bir muhabirle 2 Mart'ta Libya'nın Sabratha kentinde gözaltına alındığını hatırlatarak, Türkiye'nin muhabirin serbest bırakılmasındaki rolüne dikkat çekildi. Gazete, "Türk Dışişleri Bakanlığı'nın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık'ın da muhabirin salıverilmesinde rol oynadığına inanıldığını" bildirdi. Guardian, Rusbridger'in şu sözlerine yer verdi: "Abdülahad'ın serbest bırakılmasında rol oynayan Türk hükümeti de dahil, çok sayıda insanın çabasından dolayı minnettarız." Rusbridger ayrıca, Abdülahad'ın hücrede tutulduğunu ancak fiziki olarak zarar görmediğini belirtti. Somali, Sudan, Irak ve Afganistan'dan geçtiği haberlerle tanınan Irak asıllı Geyt Abdülahad, 2004 yılından beri Guardian gazetesinde çalışıyor.
'Mısır, muhaliflere silah sağlıyor'
Amerikan Wall Street Journal gazetesi, Mısır ordusunun muhalifleri silahlandırdığını öne sürdü. Amerikan ve Libyalı kaynaklara dayandırılan habere göre Mısır daha çok hafif silah ve mühimmat tedarikinde bulunuyor. Hafta başında Londra'da yayımlanan Şarkul Avsat gazetesine konuşan eski Libya içişleri bakanı ve muhalif güçlerin komutanı General Abdulfettah Yunus da gerektiğinde Mısır'dan silah alabileceklerini belirtmişti. Mısır ile ilişkileri inişli çıkışlı olan Kaddafi, zaman zaman Mübarek'i de sert bir dille eleştirmişti. Kaddafi, Mısır'ın gerçekleştirdiği devrime de soğuk bakıyordu. Mısır'ın özellikle Libya'nın doğusundaki kabilelerle tarihi güçlü bağları bulunuyor.
Zaman