İtikat mı? Bilinçaltı mı?

Dursun SİVRİ

Dinî ıstılahta “itikad” inanç ve iman kelimelerinin karşılığı olarak açıklanıyor.

Esasında itikat imanın eşit ve eş anlamı değildir.

İtikat imandan daha ileri, daha üst kategoride bir kavramdır.

Sadece dini terminolojinin değil psikolojinin de alanına girer.

Gerçi ilimin hiçbir meselesi dini meselelerin dışında değildir. Şümulünde yani kapsamı içindedir.

Bu vesile ile parantez içi bir not düşelim.

(Dini hayat ile dünyevi hayat diye bir ayırım da olmaz. İnsanın her hâli, her saniyesi, her fiili dini hayatın da içinde mülahaza edilir/edilmeli. Zira imtihan hayatın her anı ve alanındandır.)

İtikad meselesi insanın hayata başladıktan sonra öğrenme ile talimle kazandığı bir hâldir.

Tereddütsüz, sorgulamasız, yargılamasız doğru kabul ettiğidir.

“Ateşe elini sokarsan yanarsın…” “Yanmakta olan sobaya elini değersen yanar…” “Zehirli yılan ısırırsa ölebilirsin…” Örnekleri çoğaltabiliriz.

Küçük çocuk, henüz yeni yürüyor yeni konuşuyorken. Ateşe hiç tereddüt etmeden elini sokabilir. Sobaya elini değdirebilir. Yılanı eline alıp sevmek isteyebilir.

Eli yandıktan sonra sahip olduğu kanaat itikattır.

O düşünce ve kanaatten ömür boyu asla vazgeçirilemez. Nokta.

İnsan ilim ve talimle tekemmül etmek üzere yaratılmıştır.

Hayata dair her şeyi öğrenmeye muhtaçtır.

“Demek ki, insanın vazife-i fıtriyesi; taallümle tekemmüldür, dua ile ubudiyettir.” (23.Söz Birinci Mebhas/4.Nokta 15)

Neyin doğru neyin yanlış olduğuna referansa, rehbere ihtiyacı vardır.

İlk rehberi annedir, babadır, ailedir. Genişleyen dairelerde, mahalle, çevre, okul derken uyarıcı her şey ilim ile inanç ve itikadını yapılandırır.

Rehberlerin doğruluğu yanlışlığı, çevreden aldıkları ve algıladıklarının gelecek için faydalı ve zararlı oluşuna göre birikimi şahsiyeti teşekkül eder.

İnsanı eşref-i mahlukat olarak Yaratan insanı en iyi bilendir.

“Yapan bilir o halde bilen konuşur” kaidesine göre Allah insanı ve kâinatın yaratıcısı, yapanıdır. Fıtratına, yaratılışına uygun kanunları, kaideleri kutsi kitaplarla, rehber, muaalimler, öğretmenler olan Peygamberler vasıtasıyla bildirmiştir.

En son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa (asm) en mükemmel bir rehber ve muallimdir.

Güya bilim deyip laboratuvarlarda dinden ayrı hayata dair keşifler yapan bilim dünyası dini sorumluklardan, kutsi kitaplardan, Peygamberimizden (asm) ayrı keşiflerle zıt kurallar koymaya kalkmışlar. Adına da medeniyet demişler. Bir süre sonra toslamışlardır. Sonunda sünnetin en mükemmel hayat tarzı olduğunu kabul etmek mecburiyetinde kalmışlardır.

Sadece sağlık konusunda yeni keşiflerin hepsi bin dört yüz yıl önce tavsiye edilen yaşama ve beslenme biçimi pratiklerinin insan fıtratına en uygun olan yol olduğu hakikatini görebildiler. Gören gördü. Görmek istemeyene diyecek bir şey yok.

Gelelim tekrar inanç ve itikat bahsine.

Psikolojide bilinçaltı meselesine çok ehemmiyet verilmiştir.

İnsan davranışlarının yüzde sekseni iradi değil bilinçaltının etkisiyle gerçekleşmektedir. Reflekslerin de kaynağı bilinçaltıdır.

Aslında bilinçaltı hayatı kolaylaştıran bir haslettir. Düşünmeden yapılan hareketlerin hepsini düşünerek karar verip yapsak hayat çok zor olur.

Yemek yerken her kaşıkta düşünecek, değerlendirecek, karar verecek sonra ağzımıza götürecektik. Öyle seri olarak rutinler olmayacaktı.

Her adımı düşünerek atacak olsan ağır çekim adım atacak hayat ne kadar zor olacaktı.

İşte bilinçaltı ve refleksler, rutin tekrar işlemlerde seri hareket etmemizi kolaylaştıran bir özelliğimiz.

Şimdi bilinçaltı ile itikat münasebetine gelelim:

İtikad, inançtan bir kademe ileride şek ve şüphesiz, acabasız, tereddütsüz kati inandığımız imandır.

Bütün yaklaşımlar, yorumlar, değerlendirmeler ve hükümler itikada göredir.

Bilinçaltında sadece zihin, akıl, kalbe göre kalmayıp biyolojik, genetik yapıyı da kapsayan otonom hareketlerin kaynaklık ettiği haldir. Aklın, itikadın rağmına da etkin olabilir.

Yanlış olduğu bilinen fakat eyleme dönüşüp tekrar edilen davranışlar bilinçaltının yapısını değiştirir. İstemeden de tekrar ettirebilir.

Bir yönüyle irade ve ihtiyara rağmen davranışları da yaptırabilir.

Ne yapılmalı?

İtikadın yapılanması doğru faydalı ilim ve onu pratiğe dönüştüren amel, fiil, davranışı. İlimle amel birbirini tahkim ve takviye etmeli.

İtikadi yapılanma öğrenme, talim ve tekrar ile temin edilir.

Bilinçaltının düzgün veya doğru yapılanması ise doğru davranışların tekrarı ile mümkündür.

Şaka da olsa yanlış davranışlar bilinç altını yanlış yapılanmasına varabilir.

Sigara gibi basit bir alışkanlığın değiştirilmesinin altında refleks hale gelmiş davranışlardan kurtulamamaktır. Yoksa bedenin ihtiyaç hissetmesi refleks davranış kadar etkili değildir.

İtikatta bilinçaltının düzgün yapılandırılmasına dair Bediüzzaman Said Nursi şöyle diyor:

Cenab-ı Hakk'ın emirlerine ve nehiylerine itaat ve inkıyadı tesis ve temin etmek için, Sâni'in azametini zihinlerde tespit etmeye ihtiyaç vardır.

Bu tesbit de ancak akaid ile, yani ahkâm-ı imaniyenin tecellisiyle olur. İmanî hükümlerin takviye ve inkişaf ettirilmesi, ancak tekrar ile teceddüd eden ibadetle olur.” (Said Nursi, İşrat’ül İ’caz, s.195)

Netice her hareketin, fiilin, davranışın ehemmiyeti çok büyük.

Doğru davranışın esası salih amellerdir. Bellidir.

Yanlış davranışın adı hatalar, kusurlar daha ilerisi dercesine göre günahlardır.

Küçük Sözler’de temsili hikayelerde bahsi geçen sağ yolun yolcusu olmak başlangıçta basit bir tercih. İmtihan sırrı gereği. Ama nihayetinde ebedi saadet diyarına varmak vardır.

Rabbim sağlıklı tercih yapanlardan eylesin.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.