Bismillahirrahmanirrahim
ON İKİNCİ SÖZ
DÖRDÜNCÜ ESAS
Evet, Kur'ân der ki: "Eğer yerdeki ağaçlar kalem olup denizler mürekkep olsa, Cenâb-ı Hakkın kelimâtını yazsalar, bitiremezler."
Şimdi, şu nihayetsiz kelimat içinde en büyük makam Kur'ân'a verilmesinin sebebi şudur ki:
Kur'ân, İsm-i Âzamdan ve her ismin âzamlık mertebesinden gelmiş.
Hem bütün âlemlerin Rabbi itibarıyla Allah'ın kelâmıdır.
Hem bütün mevcudatın ilâhı ünvanıyla Allah'ın fermanıdır.
Hem semâvât ve arzın Hâlıkı haysiyetiyle bir hitaptır.
Hem Rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir.
Hem saltanat-ı âmme-i Sübhâniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir.
Hem rahmet-i vâsia-i muhîta noktasında bir defter-i iltifâtât-ı Rahmâniyedir.
Hem Ulûhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan şifre bulunan bir muhabere mecmuasıdır.
Hem İsm-i Âzamın muhitinden nüzul ile Arş-ı Âzamın bütün muhâtına bakan, teftiş eden hikmetfeşan bir kitab-ı mukaddestir.
İşte bu sırdandır ki, "Kelâmullah" ünvanı kemâl-i liyakatle Kur'ân'a verilmiş.
Bediüzzaman Said Nursi
Sözler